Kategori: Âdem Sıyam

İNSANLIK HÂLİ

  Kâh çocuk oluyorum, oyuncaklar elimde, Kâh pir kisvesindeyim; zikir, dua dilimde.   Kâh veliyim, dünyâya beş para kıymet vermem, Kâh deliyim, cennetten dâvet gelse de girmem.   Yerle gök arasında bir mekik dokuyorum, Bir kitabın başından, bir sondan okuyorum.   Bir elimle yaparım, bir elimle bozarım, Hayır şer arasında her dem gezer tozarım.   […]

Yazının Devamı

Barış Namlunun Ucunda – Âdem SIYAM

BARIŞ NAMLUNUN UCUNDA   Gökler alev alev yandı, Harita kana boyandı; İnsanlığı bitirdiler, Bıçak kemiğe dayandı.   Allâh’ın adını andık, Bayrak bayrak dalgalandık, Yerler, gökler şâhid olsun, Şehd-i şehâdete kandık.   Zulüm arşa dayanmışken, Bak bir vaat var göklerden; Barış namlunun ucunda, Seher vakti tetikteysen.   Kalpte îman, elde silâh, Böyle gelir işte felâh; Silâh […]

Yazının Devamı

DELİ VELİ İLE VELİ DELİ – Âdem Sıyam

Deli: Söyle bana: Nedir aklın bedeli? Veli: Mestâneyiz Allâh’ı Rab bileli.   Veli: Gezinir kalbinde Rabb’inin eli. Deli: Aklın eli kendisini sileli… *** Belî, gardaş, belî: Ha veli ha deli… Ha deli ha veli… ÂDEM SIYAM

Yazının Devamı

ÇOCUKLARIN BAYRAMI – Âdem SIYAM

ÇOCUKLARIN BAYRAMI Güneş her gün gelir kapına Seninle oynamaya Usanmadan; Henüz sen uyanmadan Odana girer, alnından öper. Yarın bayram güzel çocuk, Onu kapında karşıla. O da olmaz yavrucuğum, Sen acele etmelisin, Ona sen gitmelisin, O sıcacık, ışıktan Ellerini öpmelisin. Sonra oyna onunla, Güneşle oyna, Güneşte oyna.   Akşam olsun, Yerde durma, göklere hopla, O minik […]

Yazının Devamı

Var mısın Yok musun? – Âdem Sıyam

İnsan bir kez doğar, bir kez ölür, Bir doğar bir ölür; İşte doğdun, öldün say! Her gelecek yakındır, Zaman, uçları birleşen bir yay.   Bu yay: Feleğin çemberi, Ateş çemberi, Kurulmuş önümüze; Vay anam, vay!   Geç bakalım bu çemberden, Ham ruhların geçtiği yerden! Pişer misin, yanar mısın? Alev alev yanıyorken Bir damlaya kanar mısın? […]

Yazının Devamı

GÖZÜN ARKADA – Âdem Sıyam

Bir hiçin ardında hiç oldu ömrüm, Bu ömürden başka ömrüm kalmadı; Her köşede beni kolluyor ölüm, Bu muydu taptığım hayâtın tadı?   “Mutluluk” dediğim, zehirli balmış, “Yaşama sevinci” kırık bir dalmış, Meğer dünya beni kendimden çalmış; Bu işi benim de aklım almadı.   “Hayat, hayat…” derken hayat tükendi, İşler bitmemişti, daha erkendi, Olacağı buydu, bana […]

Yazının Devamı