Kanlı Tiyatro

nurdanhaber | Haber Merkezi | |

15 Temmuz Darbe Gecesini Aydınlatan Bir Yazı”

Kanlı Tiyatro

Ortaokulu okuduğum, Gerilim dolu yıllardı. Okulun koridorlarında Maraş olayları için saygı duruşunda bekletildiğimizi hatırlıyorum.

İşte bu korku dolu günlerde Eskişehir öğretmen okulu mezunu bir öğretmenim derste beni çok etkileyen bir olay anlatmıştı.

Takvimler 1977 yılını gösteriyordu.

12 Eylül gününün öncesi, gerilim ve çatışmanın yoğun olduğu bir zamandı.

Öğretmenimin anlattığına göre:

Eskişehir Eğitim Enstitüsünde bir mezuniyet töreni müsameresi için hazırlık yapılıyormuş. Bir tiyatro oyunu sergilenecekmiş. Oyunun konusu elbette yaşanan çatışmalar ve kavgalardan ibaretmiş. Provalar yapılmış. Oyunun sergilenme vakti gelip çatmıştı.

Seneryo da bir öğrenci şakacıktan arkadaşını tabancayla vuracaktı.

Sözde tabanca mantar tabancası veya en kötü ihtimalle kurusıkı bir tabanca olacaktı.

Sahne sergilenirken planlandığı gibi silahlı genç elindeki silahı arkadaşına doğrultmuş ve tetiğe basmıştı. Bir el silah sesi duyulmuştu.

Oyun o kadar gerçekçiymiş ki herkes gerçek bir silah sesi zannetmişti. İzleyiciler gerçek gibi olan bu sahneden çok etetkilenmiştir.

Rol icabı vurulan genç, yere yığılıp kalmıştı. Fakat sahne o kadar gerçekçiymiş ki oyuncu sanki gerçekten vurulup yere düşmüştü. Seyirciler avuçlarını patlatırcasına alkışlıyordu. Fakat o da ne? Yerde yatan oyuncu kalkması gereken zamanda kalkmadığı gibi, kafasından da kanlar akıyordu. Sahi silahı şeytan mı doldurmuştu ne?

Maalesef senaryonun en acı bölümü oynanıyordu.

Korkulan olmuş. Genç, gerçek bir silahla vurulmuş ve gerçekten ölmüştü.

Salon karışmış, salonda müthiş bir infial! Salondakiler dehşete kapılmış. Polis gelmiş, oyuncular ve başta senaristler olmak üzere bütün sorumlular tutuklanmıştı.

Sonuç: Kanlı Tiyatro başarılı olmuştu. İşin aslı polis kayıtlarında ve MİT raporlarında mevcuttur. Merak edenler resmi arşivlerden inceleyebilir.

Kanlı tiyatro oyununu sahneye koyan ve oynayan herkes acaba yaptığının cezasını çekmiş midir? Bilmiyoruz.

* * * * *

1960 yılı idi ve takvimler mayıs ay’ının 27 sini gösteriyordu.

Bir darbe yapıldı.

Ordu yönetime el koyduğunu duyurdu.

Tanklar ve uçaklar meydanlara indi. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanlar tutuklandı.

Her şey planlandığı gibi gidiyordu.

Halk gerçekten korkmuş ve darbeden çok etkilenmişti.

Maalesef başarılı olan darbenin sonucunda Başbakan ve iki bakan idam edildi.

Türk devlet tarihine kara bir leke olarak kalacak kirli bir plan sahneye konulmuştu. Senaryonun yazarı her halde çok mutlu olmalıydı! Fakat akıllarda kalan soru; halkın bu katliama ve hukuksuzluğa neden sessiz kaldığıydı?

Kanlı Darbe, başarılı olmuştu. Eğer darbe başarısız olsaydı ve darbeciler idam edilseydi bu darbenin adı tiyatro mu olacaktı? Menderes asılmasaydı kahraman bir senarist mi olacaktı?

* * * * *

Yıl 1980, Eylül ay’ının 12. günü.

Ordu yönetime el koydu.

Tanklar sokağa çıktı.

Uçaklar alçak uçuş yaptı.

Sağ ve sol gruplar arasındaki çatışmalar bir anda bitti.

Siyasi parti liderleri tutuklandı.

Çatışmalara katılan sağcı ve solcu grupların önde gelen isimleri tutuklandı. İdamlar, infazlar gerçekleşti.

Güya memlekete bir anda huzur geldi!

Darbe başarılıydı.

Halk darbeyi “gerçek bir darbe” gibi seyretti. Eğer darbe başarısız olsaydı Kenan Evren ve arkadaşları belki de idam edilecekti.

Devrin hükümet başkanı darbe tiyatrosunu sahneye koyarken başarısız olmuştu! Halk tiyatro olduğunu aklına bile getirmedi. Herkes olayları gerçek bir darbe oluyor gibi seyretmişti. Darbe halk tarafından gerçek olarak kabul edildi. Halk zokayı yuttu. Devlet adamları zindanı boyladı.

Kanlı Darbe, başarılı olmuştu. Zalim darbe başarısız olsaydı keşke. Darbe başarısız olsaydı; devlet adamları kahraman olacaktı öyle mi? Oyunun adı: hafızalara ”12 Eylül tiyatrosu” olarak mı kazınacaktı. Demirel şapkasını alıp gitmişti. Gitmemiş olsaydı kahraman mı olacaktı?

* * * * *

Yıl 1997, Şubat ayının 28’inde bir post modern darbe sahneye konuldu.

Darbeciler her şeyi planlamıştı.

Darbeden güçlenerek çıkacaklardı.

Nitekim darbe başarılı oldu.

Hükümet devrildi.

Halk korktu ve sindi.

Sürgünler,

Zulümler,

İşkenceler,

Yasaklar ve gözyaşı!

Darbe başarısız olsaydı “tiyatro” denilecekti belki de!

Fakat halk tiyatro olduğunu anlayamadı. Darbecilere karşı koyamadı. Bu anlayışsızlığın sonucunda acı çeken masum vatandaş oldu. Her şey o kadar sahici ve korkutucuydu ki, halk gıkını bile çıkaramadı.

Sinsi Darbe, başarılı oldu. Bin yıl sürecek deniliyordu.

Post modern darbe başarısız olsaydı ve darbeciler yargılansaydı yaşananlara “tiyatro” denilecekti öyle mi? Erbakan, Bahçeli ve Çiller senarist olacaktı öyle mi? Akıllara ziyan!

* * * * *

Tarihimizde yaşanan bu kara lekelerin ardından, güya geçtiğimiz 15 Temmuz’da yaşananlar bir tiyatro oyunundan ibaretmiş!

Yaşadığımız acı olayları dramatize ederek algı operasyonu yapan senaristlerin iddialarına göre, yaşanan dehşet sahneleri şahane bir tiyatro oyunuymuş!

Biz de saftirik vatandaşlar olarak inanıverdik anlatılanlara! Sanki her şey bir oyundan ibaretmiş!

Peki, komplo senaristlerinin anlattıklarına göre bütün bu yaşananlar nasıl olmuştu?

İddia ettiklerine göre: Devlet yetkilileri her şeyi en ince ayrıntısına varıncaya kadar planlamışlar ve demişler ki:

“15 Temmuz’da Türkiye kadar büyük bir sahne kurmalıyız.

Bu sahne sanki gerçek bir tiyatro sahnesi gibi olmalı.

Herkes gerçek bir oyun olduğunu sanmalı.

Bu oyunu, bizzat iktidarın kendisinin sahnelediği bile konuşulmamalı.

Oyuncular devletin bizzat kadrolu memurları olmalı. Valiler, generaller, pilotlar, oyunda gerçekmiş gibi rol almalı. Silahlar, tanklar, toplar, uçaklar gerçek mermilerle atış yapmalı.

Oyun o kadar gerçekçi olmalı ki kimse tiyatro olduğunu anlamamalı.

Bu tiyatroda öldürmek serbest olmalı, işkence, sürgün, tutuklamalar yapılmalı.

Devlet görevlilerinden düşman kategorisine giren herkes öldürülmeli ya da tutuklanabilmeli.

Halk tank ve top sesleriyle korkutulmalı.

Uçaklar alçak uçuş yapıp ve halka gözdağı vermeli.

Hamile kadınların düşük yapmasından bile endişe edilmemeli.

Çocukların korkması ve ölmesi oyuna sahicilik katmalı.

Hatta kendi askerini ve polisini öldürmek serbest olmalı. Tiyatronun başarılı olması için devlet başkanı tutuklanmalı, kaçırılmalı ve öldürülmeli. Ne de olsa kimse bunun bir oyun olduğunu bilmeyecek!”

Oyun planı gerçekten müthişti. Gerekirse devlet başkanının en yakın arkadaşları öldürülmeliydi. Çünkü bunun bir oyun olduğu asla anlaşılmamalıydı. Devlet başkanının can dostu ve onun delikanlı oğlu en ön safta olmayı ve şakacıktan ölmeyi kabul etmişlerdi zaten!

Komplo senaristleri planlarına devam ettiler:

“Oyun sahneye konulduğunda her şey mükemmel gitmeli.

Halk, oyunun farkına varmamalı ve sokaklara dökülmeli hatta şakacıktan ölmeli. Herkes olacakları gerçek zannetmeli. Plan başarılı olmalı.

Halka, “yakında Güneşli günlerin geleceği” söylenmeli!

Radyo televizyon binaları ele geçirilmeli ve darbe canlı yayından verilmeli.

NATO vasıtasıyla İncirlik devreye sokulmalı ve kargo uçakları kaldırılmalı.

Darbenin başarılı olması için dış güçlerle işbirliği yapılmış görüntüsü verilmeli. Kimse tiyatro olduğunun farkına bile varmamalı!”

* * * * *

Gerçekten de halk oyunun farkına varmadı. Tankların namlusu karikatürlerdeki gibi bükülmedi.

Bu da ne; tanklar gerçekten top mermisi atıyordu ve arabaları ezip geçiyordu.

Tankların altına yatanlar kesilip biçiliyor, insanlar ezilip geçiliyordu. Kan, gözyaşı ve panik kapladı her tarafı.

Hiç kimse darbenin gerçek olmadığının ve bir tiyatro olduğunun farkına bile varmamıştı! Her şey darbecilerin planladığı gibi gidiyordu.

İki yüz kırk dokuz kişi şakacıktan şehit olmuştu fakat zaferi halk kazanmıştı.

Halk”, pardon “HAK”, darbe oyununu bozmuştu. Oyun kurucular şaşkındı. Oyun kurucular perişandı. Oyun kurucular maskara oldu.

Darbe başarısız, pardon yani; tiyatro başarılı olmuştu!

Durumu kurtarmak için “oyun” dediler. “Şaka” dediler. Fakat kimseyi inandıramadılar.

Oyun planları ve senaryo kâğıtları imha ediliyordu. Fakat delilleri tamamen yok edemediler.

Görevlendirme listeleri elde edilmişti. Oyun kurucular bu işe çok bozuldu. Çünkü oyunlar bozuldu. Oyunları bozan gerçek bir oyun kurucu vardı: “Allah.”

Kontrollü darbe” diyorlardı ya. Allah her şeyi kontrolünde tutuyordu. Bu hadise de her şey gibi O, “KÜN FE YEKÜN” demeden olmuyor ve durmuyordu.

Allah, Türkiye sahnesindeki bu kanlı darbe oyununu bozmuştu. Allah her şeyi kontrolünde tutmaya devam ediyordu.

Fakat darbeciler ve darbe destekçileri ertesi gün çıkış yolunu bulmuştu:

Yaşananlar iktidar tarafından sahneye konulan bir tiyatrodan ibaret” denilecekti!

Öyle de dediler. Çünkü üst akıl başarısızlıklarını hazmedemiyor ve gizli servislerin başarısızlığını havsalasına sığıştıramıyordu. Çıkış yolu “tiyatro” demekti. Ne de olsa Erdoğan olağanüstü bir liderdi!

Bilmedikleri bir şey vardı: Erdoğan’ın Allah’a tam bir imanı ve tevekkülü vardı. Hz. Yunus’u balığın karnında koruyan Allah, Erdoğan’ı da uçağın karnında hıfzetmişti.

Bizim açımızdan işin aslı gayet netti;

Erdoğan şapkasını alıp gitmemişti. Çünkü şapka kullanmıyordu ve alnı ensesine kadar açıktı.

Halk liderine sahip çıktı ve kirli oyunları bozdu. Kanlı darbe başarısız olmuştu.

* * * * *

Bugün hala bu senaryoya inananlar olduğunu görmek ve duymak aklıselim sahiplerini dehşete düşürüyor. Bu hurafe fikrin sahipleri: Görmüyorlar mı? Duymuyorlar mı? Hissetmiyorlar mı? İdrak etmiyorlar mı?

Hapishanelerdeki ve dışardaki FETÖ sempatizanlarının hala bu şekilde düşündükleri kulaklarımıza geliyor. Bu nasıl bir idrak tutulmasıdır. Bu nasıl bir ihanettir? Bu nadanlar ne yemiş ne içmiş? Bu kafa neyin kafası?

Her şey tiyatroymuş! Pensilvanyadaki alçak, bir terörist başı değilmiş! Devlet başkanımız bir tiyatro sahneye koymuşmuş!

Eğer hala buna inananlar varsa ve hala bu dogmatik safsataları konuşma cüretini gösterebiliyorlarsa; bu iddia sahipleri açısından durum gerçekten çok vahim demektir.

Bu mizansenlere inananların, aklıselimden uzak oldukları aşikârdır. Hatta bunların durumlarını anlatmak için kullanılan “haşhaşi” sözü bile yetersiz kalır.

* * * * *

Hurafelere inanan zavallı ve aldanmış ahmaklarla mücadele etmenin yolları, devletimiz tarafından tekrar düşünülmelidir. Bu konuda iktidara şu tavsiyelerde bulunmak istiyorum:

  1. Yapılan sorgularda ve tahkikatlarda yada istihbari bilgilerde bu hezeyanları savunanlar tespit edilmelidir.
  2. Hezeyanında ısrar edenler hakkında darbe destekçisi olmaktan en ağır terör cezası verilmelidir.
  3. Tespit edilen bu kişiler akıl sağlığı muayenesinden geçirilmelidir.
  4. Bu hezeyanlıların arasında akıl sağlığını kaybetme riski taşıyan aklı başında vatandaş varsa acilen hijyenik koğuşlara alınıp rehabilite edilmelidir.
  5. Toplumun sağlıklı kısmına bu hezeyanlar anlatılarak sağlıklı bireylerin etkilenmesi önlenmelidir.
  6. Bu vesileyle, “Adalet istiyoruz” diye istismar eden güruha fırsat verilememelidir.
  7. Bu densiz ve dengesiz haşhaşilerin iftirasına uğrayan ve haksızlığa maruz kalan masum vatandaşlarımız varsa acilen tespit edilerek topluma kazandırılmalıdır.
  8. Bu aldanmış ve aldatılmış gürühun hapishanelerdeki ve dışardaki akıl hocası olan amigolar tespit edilmeli ve tecrit hapsine alınmalıdır.
  9. Bu aldanmış güruhun elinde olan argümanlar adalet hızla tecelli ettirilerek ellerinden alınmalıdır.
  10. Kullandıkları dini argümanlar ve adaletsizlik iddiaları çürütülmelidir.

Samimi Müslüman ve samimi vatandaşlarımızdan iftiraya uğrayanların haklarının iade edilmesi çok acil bir konudur. 2019 yılına sayılı günler kala, iktidar aleyhinde planlanan yeni oyunları bozmanın yolu “Adalet’i bir an önce tesis etmekten geçmektedir.

İlle de Adalete, fakat hızlı gelecek bir Adalete ihtiyacımız var. Çünkü leş kargaları başımızda iştahla bekliyor!

Hainlerden korkmuyoruz: Her şey Allah’ın havl ve kudreti ile kontrol altındadır. Allah, Kur’an’a bin yıldır bayraktarlık yapan bu necip milleti inşallah hüsrana uğratmayacaktır.

Dr. Nadir Çomak


Etiketler:
Kategoriler: Dr. Nadir Çomak Sürmanşet Yazarlarımız

Yorumlar (3 Yorum)

  • Mehmet BOLATAN

    Hocam yazılarınızı okuyorum çok güzel çok etkileyici ALLAH Razı olsun

  • saim oral

    EYVALLAH Aziz kardeşim. Allah gönlüne ve kalemine sağlık versin. Tehlike hiç bir zaman kapımızdan uzaklaşmıyor. Dikkatli olmalıyız.

  • orhan yaşar

    Yazının serlevhası(başlığı) hoşuma gitti ama eksik nadir bey;EVET hem KANLI hem de KON……………katılıyorum hem de canü gönülden.Bütün darbe ve darbecilere lanet.Sözüme dikkat edin herkim olursa olsun

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?