Bir dönüm noktası: 15

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Sıcak bir Temmuz akşamında, uzun bir yol katederek geldiğim memleketim Erzincan’da çocuklarımla tenezühe çıktığım saat 21.30 da aldım o kara haberi..

“Asker köprüyü kapatmış”
“Başbakan: Bu bir kalkışma girişimidir”
“Fatih Tezcan Facebook’ta:
Genelkurmay Başkanı rehin alındı”

Herkes birbirine bakıyor…2016 yılında, herşey bu kadar güzelken bu bir şaka mı diye..Ben ve eşim birbirimize bakıp aynı cümleyi kurduk:
“Kesin haşhaşi paralelcilerin işi bu..İçeriden yıkamadılar, şimdi silaha başvurdular”

Yanımızda bizim konuştuğumuzu duyan bir adamın “Herşeyi de cemaate yüklemeyin” demesiyle yaşanan ufak çaplı bir atışma ve dondurmacıdan çıkış..

Kapıda karşılaştığımız kayınpederimin arabasının radyosundan o kara bildiriyi duyduk: “Tüm yurtta sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir”

Herşey o kadar kara ve olumsuz gibi görünüyordu ki.. Memleketimiz en az 50 yıl geriye gidecek, belki de iç savaş çıkacaktı. 2006 yılında gezme fırsatı bulduğum Cennet Suriye’nin şimdiki hali geldi direk aklıma..

Ama insanların o haberi aldıklarındaki ilk tepkilerinden, yağan Facebook ve Whatsapp mesajlarından bu girişimin devamının eskide yapılanlar gibi olmayacağını hissettim:

“Hangi asırda yaşıyoruz?”
“O kadar kolay değil o”
“Yeter yıllardır askerden çektiğimiz”
“Başaramayacaklar”
“Hain şerefsizler”

vs derken tepkiler çığ oldu.Cumhurbaşkanımızın davetiyle de sokaklar doldu taştı..Erzincan’da 3.Ordu’nun merkezi olduğundan Türkiye’deki en kritik noktalardan biriydi ancak çok şükür ihanet sarmalına memleketim katılmadı..

Tam 1 yıl geçmiş üstünden..Gerçi bana 10 yıl gibi geldi bu geçen süre..Referandum mitingleri, KHK’lar, davalar, açıklamalar..Tüm Batı’nın aleyhimize ittifakı..Sınırımızda devam eden savaş..Bir sürü isim ile karşımıza dikilen terör örgütleriyle yılmaz bir mücadele..Ya bir darbe daha olursa gerginliğiyle çok yorgun geçen bir “1 yıl”

Bu hain girişim bizlerdeki “terörist” algısını da temelden değiştirdi..

Terörist dediğin elinde keleş, boynunda poşu olur. Hiç kaytan bıyıklı, tesettürlü, maklube yiyen, kurban derisi, zekat toplayan terörist olur mu?

İnsan tüm inanç sistemini, 1 kişinin kontrolüne verirse, o narsist kişilik de şahsi ihtirasları, Mehdi, Halife olma hayalleri, zalimlerle ittifakleri neticesinde yoldan çıkarsa oluyormuş demek ki..

Sınavlarda yüzbinlerin önüne geçmeyi, her kurumda sadece biz olmalıyız anlayışıyla yapılan acımasız kadrolaşmayı, bir yerleri ele geçirmek için zina, alkol, açılıp saçılmak, dine küfretmeyi, zekat paralarıyla ABD Başkanının seçim kampanyasına destek vermeyi “ahirzaman hizmeti” kabul eden hastalıklı bir anlayış, her gün Peygamberimizle istişare ettiğini zannettikleri Kainat İmamı’nın (!) “hizmet için vurun, acımayın, ölenler zaten şehit oluyor, korkmayın” demesini sorgulamadan kabul ettiler. Bir kısmı uçakla, tankla bu emri uyguladı. Bir kısmı Bylock’tan talimatlar yağdırarak, bir kısmı da evlerinde gözyaşı döküp dua ederek..Devletin milletin huzuruna, asayişine kastettikleri için isteseler de istemeseler de “terörist” ve “anarşist” oldular..

Ne olurdu “Pir-i Mugan” deyip referans aldıkları (aslında kullandıkları) Bediüzzaman gibi,

– Kendisini idamla yargılatan ve zehirleten adamın küçük kızını görüp bedduadan vazgeçen;
– 23 sene işkenceli bir sürgün ve hapis hayatına rağmen memleketinden kaçmayı ve ayaklanmayı düşünmeyen;
– Siyaset ve şeytandan Allah’a sığınırım diyerek gazete dahi okumayan;
– “Biz dünyaya bakmıyoruz. Baktığımız vakit de onlara yardımcı olarak çalışıyoruz. Âsâyişi muhafazaya müsbet bir şekilde yardım ediyoruz. İşte bu gibi hakikatler itibarıyla, bize zulüm de etseler hoş görmeliyiz.” müsbet hareket anlayışını ders veren Risale-i Nur’un hizmet tarzını takip etselerdi de bunca kan, bunca gözyaşı akmasaydı?

Yetiştirdikleri insanlar hapislerde çürümek yerine insanların ahiretlerini kurtarmaya hizmet etselerdi?

“Hizmet, Cemaat, Sohbet, Burs, Zekat, Abi, Abla, İmam, Dershane” terimlerini bu kadar kirletmeselerdi…

Müslüman’ın Müslüman’a olan güven ve Emniyetini bu kadar zir-ü zeber edip telafisi imkansız yaralar açmasalardı..

Allah rızası için safiyane iman hizmeti yapmak isteyenleri ve tüm müslümanları korku ve güvensizlik içinde bıraktınız..

Hakkımızı helal etmiyoruz!!!

Bu hastalıklı zihniyetle mücadele etmek ise çok kolay değil. Çünkü görünüşte “aynı bizim gibiler”.

Bir yandan eğer çok dikkat edilmezse ve “ihanet” in kriterleri net konulmazsa masumların da “onlardan” zannedilerek haksız yere “terörist” damgası yeme ihtimali çok yüksek..

Bir insanın 1990 yılında dersanelerine gittiği,2002 yılında gazetelerini aldığı,2008 yılında bankalarında hesabı olduğu için mesleğinden atılması, hatta hapse atılması doğru mu? Babası veya kardeşi FETÖ’den hapiste diye oğluna veya kardeşinin şaibeyle bakmak ne kadar adaletli?

Ne olur bu işi soruşturanlar, kriterleri belirleyenler, gerçekten emin olmadan kimseyi evlerinden aldırıp mahkeme salonlarında süründürmesinler, işsiz bırakmasınlar.. Müslümanlardan intikam almak isteyen gizli din düşmanlarına bu fırsatı vermesinler.

Ama ihanetine somut bir şekilde emin olduktan sonra da, kimin yeğeni olursa olsun gerekenler yapılsın.

Rabbim bir an önce bu Ahirzaman fitnesinden bizleri ve tüm dünyayı kurtarsın ve korusun..”Hizmet” derken “ihanet” eden bu zihniyetten bizleri ve tüm ehl-i İmanı muhafaza etsin..İdarecilerimizin, hakimlerimizin Hz. Ömer’in hikmet, adalet ve dirayetiyle kararlar almayı nasip etsin. Artık gençlerin geleceğini, ahlaki sıkıntılarımızı, boşanmaların-uyuşturucu kullanımının neden bu kadar arttığını, eğitim sistemimizi, bilim ve kültürü, tarihimizi konuşacağımız o sükunetli ve güler yüzlü günlere bizleri kavuştursun..

Tarık DANIŞ/15 Temmuz 2017



Etiketler:
Kategoriler: Tarık Danış

Yorumlar (1 Yorum)

  • Araştırmacı yazar Bilge Salih

    Bir nevi hatırat kabilinden olan bu güzel yazı birçok hakikatlere işaret ediyor, dikkatle tetkik etmek gerekir.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?