Mehir

nurdanhaber | Haber Merkezi | |

Meraklı yolcu, tarihi Sinan Paşa Medresesinde iftarını açmıştı. Akşam namazını iftardan sonra hemen yakındaki mescitte kıldı. Divan yolu caddesine çıktı ve Beyazıt tramvay istasyonuna doğru tarihi bir dokunun içinde tefekkür ederek yürüdü. Kulaklarında sanki cülus-u hümayun alayının mehter sesleri çınlıyordu. Tramvay durağına vardıktan kısa bir süre sonra gelen trene bindi. Kapının yanındaki boş koltuğa oturdu. Hemen önünde ayakta duran ve yüzü kapıya dönük olan bir genç adam vardı. Kulağındaki kulaklıkla yüksek sesle telefonla konuşuyordu. Etrafındaki insanların rahatsız olduğunun farkında bile değildi. Heyecanlı bir olaydan bahsediyor gibiydi. Bu telefon konuşması neredeyse yolculuğun son durağı olan Cevizlibağ’a kadar sürdü. Meraklı yolcu tramvaydan indi ve metrobüs istasyonuna doğru hızlı adımlarla yürüdü. Metrobüs durağına vardı. Kalabalık bir otobüs sırasında yerini aldı. Kısa bir süre bekledikten sonra gelen otobüse binmek için kalabalığın önünde açılan kapıdan içeriye kendini ezilmeden güçlükle atabildi. Oturduğu koltuğun yanındaki boş koltuğa kalabalık tarafından hızla itilen ve savrulan bir adam sert bir şekilde oturdu. Kendisine doğru hızla gelen ve omuzlarına çarparak durabilen bu adama baktığında onun biraz önce telefonla konuşan genç adam olduğunu gördü. “Kısmet, bir hizmet fırsatı geldi” dedi.

Genç adam telefon görüşmesini bitirmiş ve sakinleşmişti. Meraklı yolcu, o an yanında gözlüğü olmadığı için cep telefonunda okuyamadığı bir yazıyı okutmak için, bu genç adamdan yardım istedi. Genç adam yazıyı okudu. Meraklı yolcu, adama mesleğini sordu. Genç adam “turizmciyim” dedi. Meraklı yolcu, ben de “turistim” dedi. “Nasıl yani” dedi genç adam. Meraklı yolcu, anlatmaya başladı; “insan bir yolcudur, âlem-i ervahtan, anne karnından, çocukluktan, gençlikten, ihtiyarlıktan ve bu dünya çölünden geçerek kabirden ahirete doğru yolculuğum devam eder” dedi. Genç şaşırmıştı; “ben de bir otelde müdür olarak çalışıyorum” dedi. Meraklı yolcu, “tramvayda çok yüksek sesle konuşuyordunuz, sizi hatırladım” dedi. Müdür, “evet otelimiz mühürlendi de onu açtırmaya çalışıyoruz” dedi. Meraklı yolcu, “neden kapandı” dedi. Genç adam, “geçenlerde bir otelde yangın çıktı ve üç turist öldü, bu nedenle denetimler sıklaştı dedi. Sohbet koyulaşmıştı. Meraklı yolcu esprili bir şekilde konuşmaya devam etti; “ben “izm” lerden hoşlanmam ama tek sevdiğim “izm” turizm” dedi. Turizmci genç “nasıl yani anlamadım” dedi. Meraklı yolcu, “sosyalizm, komünizm, feminizm, nasyonalizm falan anlamam, tek sevdiğim “izm” turizm” dedi. Anlatılanlar genç adamın hoşuna gitmişti. Kahkaha atarak gülmekten kendini alamadı.

Meraklı yolcu tarafından kullanılan esprili üslup gencin ilgisini çekmişti. “Dünya’nın gezilecek bir yer ve insanın da Dünya’da bir turist” olduğunun anlatılması turizmci gencin hoşuna gitmişti. Meraklı yolcu devam etti, “turist bir yere giderken turizm rehberi kullanır, peki bizim dünya seyahatimizde bize rehberlik yapacak bir rehberimiz yok mu” dedi. Genç adam daha da heyecanlanmış ve anlatılanları merakla bekliyordu. Turist çantasından çıkardığı kitabı açtı. Bu kitap Dünya’da hayat rehberimiz olan Kur’an’ı Kerim’in tefsiri dedi. Küçük Sözler isimli eseri açarak birinci sözü anlattı: Fakat önce Ayetül Kübra’dan bir cümle söyledi: “Şu Dünya misafirhanesine gelen her bir misafir -yani her bir turist- gözünü açıp baktıkça görür ki; gayet muhteşem bir ziyafetgâh”… Bu ziyafete “Bismillah” diyerek başlar” dedi ve elindeki kitaptan okuyarak kitabı tanıtmaya başladı. İkinci söz “imani bir bakış açısını anlatır ve olumlu düşünmeyi öğretir” dedi. Dördüncü söz ise “yirmi dört saat altın kıymetindeki hayatımızın bir saatini beş vakit farz namaza sarf etmenin önemini anlatır” dedi. Turizmci genç sevinçli görünüyordu ve hemen söze girdi; “benim eşim sürekli olarak namaz kılmamı istiyor, fakat ben bir türlü namazımız düzgün kılamıyorum” dedi. Turist “o zaman bu kitabı çok okuyacaksınız inşallah namazınızı da aksatmadan kılarsınız” dedi ve anlatmaya devam etti. Sıra altıncı sözdeki “emaneti sahibi hakikisine satmak” konusunda geldi, “ubudiyetin neticesinde elde edilecek altı derece kar” anlatıldı, “Allah’a itaat edilmediği takdirde duçar olunacak altı derece zararı” okudular. Yolculuk devam ediyordu. Fakat kimse yolculuğun farkında bile değildi. Sıra sekizinci söze geldi, ”ömür sermayesi, aslan, ejderha, beyaz fare siyah fare, kabir ecel derken turizmci genç hayretinden renkten renge giriyordu ve lisan- haliyle daha yok mu” diyordu. Mesele namaz olunca dokuzuncu sözden bahsetmemek olmazdı. “Namazın beş vakti tahsis sebebini” okudular. Yirmi birinci sözdeki, “sinnen cismen ve rütbeden gayet büyük bir adamın “namaz kılmak güzel ama her gün beş vakit kılmak nefse zor geliyor” bahsini okudular. Turizmci genç adeta namazını kılmak için kuvvetli bir arzu duymaya başladığını ifade ediyordu. “İtikadi ve imani hükümleri kavi ve sabit kılmakla meleke haline getiren şeyin ibadet” olduğunu okudular. Kitap ta yolculukta bitmişti.

Meraklı yolcu, kitabı turizmci gence isterse hediye edebileceğini söyledi. Genç adam kitabı arzu ve iştiyakla okuyacağına söz vererek aldı ve bir hatırasını paylaştı. “Hocam biliyor musunuz eşim benden evlenirken “Mehir” olarak ne istedi? Meraklı yolcu meraklanmıştı. “Neymiş merak ettim” dedi. Turizmci genç “namaz” dedi ve bir türlü bu Mehir’i hakkıyla ödeyemedim dedi üzülerek. Meraklı yolcu ineceği durağa gelmişti. İyi dilek ve temennilerle, Sinan Paşa medresesindeki Risale-i Nur sohbetinde buluşmak üzere ayrıldılar.

Sahur vakti Meraklı yolcu, turizmci gençten bir mesaj aldı; “hocam kitabı okumaya başladım bile.” Meraklı yolcu mutluluktan uçuyordu.

Ertesi gün turizmci genç iftara yakın Meraklı yolcuyu aradı; “hocam namaza başladım ve eşim, mehir borcunu ödemeye başladığım için çok mutlu oldu” dedi ve ekledi: “O borç aslında mehir borcu değil kardeşim Allah’a olan şükran borcumuz. Verdiklerine yaptığımız teşekkürdür”.

Meraklı yolcu, kalbinin sesini dinledi; içinde derin bir huzur hissetti. Gözlerinden iki damla mutluluk gözyaşı süzüldü.

“Şükür” dedi eğdi başını ve yutkundu…

Dr. Nadir Çomak


Etiketler: , , ,
Kategoriler: Dr. Nadir Çomak Yazarlarımız

Yorumlar (3 Yorum)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?