Emel

nurdanhaber | Haber Merkezi | |

Emel

Kalbim ne büyük, tatlı emeller yeridir!

Tutsam diye koşdum senelerden beridir.

Akşam uzayan gölge, benim gàyelerim;

Ömrüm, şu tükenmiş güneşin benzeridir…

Cenâb-ı Hakk, insana emel denilen duyguyu vermese idi, bugün görünen pek çok kalıcı eser meydana gelmezdi. İleriye âit isteklerin, arzûların, ümitlerin, hırsların, hayâllerin karışıp tasavvur hâlinde akılda ve diğer mânevî cihazlarda yer tutması dilimizde böyle adlandırılmıştır. Bunlardan “tûl-i emel” denilen kısım, haddinden çok fazla şeylere kavuşmak isteği; insan ömrünün yetmeyeceği hülyalar, kuruntular diye târif edilmiş ve dînî bakımdan iyi bir haslet olmadığı belirtilmiştir…

Bu hissin en mübâh, hattâ lüzûmlu olan ciheti, Cenâb-ı Hakk’ın dünyâ hayâtının gereği olarak, imtihan için kullarını hâlden hâle yuvarlaması ve bir kararda bırakmaması sebebiyle meydana gelen ümitsizliğe karşı kullanılıyor olmasıdır. Gerek ömrünün sonuna kadar maddî ve mânevî ihtiyâçlarının karşılanmasında, gerek âhirete müteveccih amellerine âit noksanlıklarından dolayı Allâhu Teâlâ’nın rahmetinden ümîdini kesmemek bakımından, emel insana verilmiş büyük ni’metlerdendir.

İnsanoğlu, akıl ve şuûr gibi cihâzların verilmesiyle diğer varlıklardan ayırd edilmiştir. Böyle mümtâz bir mahlûkun emel dediğimiz duyguya da sâhib olması mantıken kaçınılmazdır. Dünyâ ve âhiret muvâzenesinin muhâfazası için korku ve ümit arasında bulunmak gerektiğini mukaddes kaynaklardan öğreniyoruz. Sahâbenin (ra) yaşayışında bu ölçülerin devamlı olarak göz önünde bulundurulduğunu biliyoruz.

Îmân sâhiblerinin, en korkunç zamanlarda, bütün sebeplerin birer birer iflâs ettiği vakitlerde bile Kadîr-i Zü’l-Celâl’in hıfzına, yardımına, rahmetine çok güçlü bir şekilde güvendikleri; hiçbir şekilde Rabb-i Celîl’den ümitlerini kesmedikleri mâlûmdur. Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sas) bütün hayâtı bunun en çarpıcı numûneleri ile doludur. O’nun yolunu tâkib eden sâlih kişilerin de bu peygamberî haslete mâlik oldukları nakledilmiştir.

İnkârcı ve maddeci felsefenin maddî ve mânevî savletlerine karşı inananların mukàbeleden âciz kaldığı bu helâket ve felâket asrında, İslâmın son kal’ası olan Osmanlı Devletinin inkırâzı ve Hilâfet’in gayr-i Müslimlerin pençelerine düşmesi sırasında, Hak Dîne inanan insanlar tamâmen ümitlerini kaybetmişlerdir. O hengâmede, Bedîüzzamân Saîd Nursî Hz. İslâm âleminin kuvve-i mâneviyesini te’mîn sadedinde, Şam’da, Emevîye Câmiinde cemâate hitâb ederken, en önce bu husûsa nazar-ı dikkati çekmiş ve hastalığın tedâvîsinde birinci adım olarak “el-emel” dersini vermiştir.

Bu tavsiyesini bütün hayâtında yaşayarak etrâfına telkîn etmiş; can pazarında, îdâm tehdîdlerinde, en tazyîkli zulümlerde bile ye’se düşmemiş, ümîdini yitirmemiştir. O, İslâmın beşeriyet âleminde maddî ve mânevî sâhalarda hükümrân olacağını haykırmıştır. Kur’ân-ı Hakîm’in bu zamanda mânevî elmas kılıcı hükmündeki Risâle-i Nûrların bütün İslâm âleminde hüsn-i kabûl göreceğini ve pek çok kişinin o vâsıta ile îmânlarını kurtaracağını kesinlikle ifâde etmiştir. O günlerde, dışarıdan bakanlara belki de çok fazla hayâlî gelebilen bu ümîdin ne kadar gerçek olduğu ve netîce verdiğini bugün görüyoruz.

Sonuç olarak, şahsî veyâ ictimâî hayâtımızda karşılaşılan zorluklarda, imkânsızlıklarda kendimize düşen gayretleri göstermek için emele ihtiyacımız vardır. Husûsen mânevî hedeflerimize ulaşmak için böyle bir ümit, istek, hayâl bizim itici gücümüzü teşkîl eder. Allâhu Teâlâ’nın ihsân ettiği her ni’mette olduğu gibi, onların yaratılış gàyesine uygun şekilde kullanılması ile gerçek vazîfemizi yapmış oluruz. Bu cihâzları aslî yerlerinde ve tarzlarında kullanmadığımız zaman ise bize yalnızca vehimler, vesveseler, imkânsız hülyâlar vermekle kalmayacak, hem dünyâ râhatımızı selbedecek, hem de mânevî mes’ûliyetleri sırtımıza yükleyecektir.


Etiketler: ,
Kategoriler: Ekrem Kılıç Yazarlarımız

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Yazar: Ekrem Kılıç Diger Yazıları

Ebediyyet Arzûsu | 20 Kas, 2017

Sesler Âlemi | 11 Kas, 2017

Mükemmellik | 1 Kas, 2017

Rûh ve San’at | 25 Eki, 2017

Füsunkâr Akşamlar | 11 Eki, 2017

Emel | 4 Eki, 2017

Ömür Takvîmi | 27 Eyl, 2017

Mesut İnsanlar Fotoğrafhânesi | 20 Eyl, 2017

Mâsûm Çağ-2 | 13 Eyl, 2017

Mâsûm Çağ – 1 | 8 Eyl, 2017

Bağ Bozumu | 27 Ağu, 2017

Kasabada Yaz Günleri | 17 Ağu, 2017

Bağda Yaz | 8 Ağu, 2017

Sıcak Yaz | 26 Tem, 2017

Yaz Mevsimi | 15 Tem, 2017