Risale-i Nur’un şerh ve izahı hakkında-2

nurdanhaber | Haber Merkezi | |
  • ŞERH VE İZAH UMUMUN İSTİFADESİNE HİZMET EDER

Risale-i Nur gittikçe genişleyen bir dalga halinde, dünya çapında, dünyayı ihata edebilecek bir surette intişar etmektedir. Kur’an’dan gelen ve hakikatın tezahürü olmaktan kaynaklanan fıtri bir istidad ile bütün insanlığın kalbini fethetmeye müstaid bir hususiyet göstermektedir.

En amiden en alime kadar hemen her kesimden insanlar okumakta, tahkiki imanı kazanmanın en kısa ve selametli yolunun Risale-i Nur olduğunu her akl-ı selim sahibi tasdik etmektedir.

Bazı ilmi eserlerden ancak alimler faydalana- bilmektedir. Fakat Risale-i Nur’dan her seviyedeki insan istifade etmektedir.

Kur’an bir hazinedir ve Risale-i Nur o hazineden çıkarılan mana sandukçalarıdır. Risale-i Nuru okuyanların; ondan istifadelerini, kendileri için tutmuş oldukları notları, Risale-i Nur’dan yapmış oldukları tesbitleri ve iktisab etmiş oldukları manaları mümkün olduğu nisbette başkalarıyla paylaşmaları lüzumlu bir hizmettir.

#576757-576770 “Basiretli ve nurlu arkadaşların, daha mahfî hakaik çıkardıklarını ümid ediyorum…………(Hulusi)” (Barla Lahikası, 307 : Mektubat’ın Üçüncü Kısmı)

Aksi takdirde Risale-i Nurdaki hakikat sandukçalarından çıkarılan cevherlerin, ahzedilen manaların kaybolmasına yol açılmış olur. Nur Talebelerinin, Risale-i Nurdaki hakikatlarla ilgili tesbitlerini ve izahlarını başkaları ile paylaşmaları ve birbirinin istifadesine sunmaları kadar tabii bir şey olamaz ve bu da ancak şerh ve izah vasıtası ile olur.

Üstad Hazretleri, Risale-i Nur’un, Cenab-ı Hakkın Hakîm ismine mazhar olduğunu ifade ediyor. Hakim ise; bu isme mazhar olan şeyin içinde, fuzuli maddelerin olmaması, hikmetsiz ve gereksiz unsurların bulunmaması demektir. İsm-i Hakîme mazhar olan Risale-i Nur’da lüzumsuz, maksadsız kelime bulunmamakta; her cümlesi, hatta her kelimesi çok manalar ihtiva etmektedir.

Gerçi herkes kendi kendine bir derece istifade eder, fakat herkes herbir mes’elesini tam anlamaz.” (Emirdağ Lahikası-1,249)

Risale-i Nur’daki hakikatlar, iman ve Kur’an hakikatları olup ebediyete taalluk etmektedir. O halde Risale-i Nur’daki hakikatların bir nebze de olsa anlaşılması, ebediyete baktığı cihetle ehemmiyetli bir meseledir.

Çünkü, bekaya bakan bir mesele, küçük de olsa, bekaya baktığı cihetle büyüktür.(Emirdağ Lahikası-1,43,44)

Hem bu nevi çalışmalar insanları dikkat ve teenni ile okumaya sevketmektedir. Ülfet sebebiyle sathi geçtiği kelamların altındaki ehemmiyetli hakikatların keşfine bir meyil verir. Zira ülfet; hakikatlardaki gıda-yı ruhaninin bulunmasına ve zevkedilmesine mani olmak, kabı ve kapağı yalamakla usanmak gibi neticeleri tevlid eder. (Muhakemat, 50 : Birinci Makale / Onikinci Mukaddeme#63981-64306)

  • ŞERH VE İZAH USÛLÜ

Şerh ve izahın nasıl yapılması gerektiği ve takip edilecek usûl, yine Risale-i Nur’un muhtelif yerlerinde gösterilmektedir:

1. Üstadın “müteferrik risalelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı bürhanlar cem’edilse ve hâkeza.. mükemmel bir izah ve bir haşiye ve bir şerh olabilir. Zannederim ki, hakaik-i âliye-i imaniyeyi tamamıyla Risale-i Nur ihata etmiş, başka yerlerde aramaya lüzum yok.” (Barla Lahikası,371ifadesinden anlaşıldığı üzere imani meseleler için başka eserlerde izah aramaya ihtiyaç bulunmamaktadır.

Okudukça görülecektir ki, Risale-i Nur’daki herhangi bir meselenin izahı için başka müelliflerin eserlerine müracaata çok lüzum yoktur. Risale-i Nur’daki her mücmel meselenin, açık veya işari olarak Risale-i Nur’un başka bir yerinde mutlaka tafsilli bir izahı bulunmaktadır.

Bu sebeble dikkat edilmesi gereken husus, izah yapılırken, Risale-i Nur’un haricine çıkmamaktır.

Bu sebeble; mümkün olduğu nisbette, metin ve mevzular, ya Risale-i Nur’un muhtelif yerlerindeki sarih ifadelerle veya Risale-i Nur’dan istihraç edilen bir mana ile yada umumi istifadelerle ve Risale-i Nur’dan süzülen manalarla izah edilmelidir.

Çünkü Risale-i Nur’un hocası Risale-i Nur’dur. (Sözler,772) Risale-i Nuru, kendisinden daha güzel izah edecek yoktur. Maksad, ifade edilen mananın daha iyi anlaşılmasına hizmet etmektir. Şerh ve izah, Risale-i Nur’dan akseden manaları, her Nur Talebesinin kendi aynasının kabiliyeti nisbetinde yansıtmasından ibaret olmalıdır. “Mana budur” denilmemeli, “benim anladığım budur” denilmelidir.

2.“Onuncu Şua namında, yazdığınız Fihriste’nin İkinci kısmı bana şöyle kuvvetli bir ümid verdi ki: Risale-i Nur benim gibi âciz ve ihtiyar ve zayıf bir bîçareye bedel, genç, kuvvetli çok Said’leri içinizde bulmuş ve bulacak. Onun için bundan sonra Risale-i Nur’un tekmil ve izahı ve haşiyelerle beyanı ve isbatı size tevdi’ edilmiş tahmin ediyorum.”(Kastamonu Lahikası,56)

Fihristeler, Üstadın Talebeleri tarafından, kendi karîhaları, kendilerine mahsus ifade, üslup ve izah tarzı ile yazılmışlardır.

O halde; Risale-i Nurun tekmil, şerh, izah, haşiyelerle beyanı ve isbatı; başka kaynaklara müracaata gerek kalmadan, “müteferrik risalelerdeki” bahislerle; fakat -fihristelerde olduğu gibi- Nur Talebelerinin kendi ifade ve üsluplarıyla yapılacaktır ve yapılmalıdır.

3. Üstad Hazretleri, Ahmet Feyzi Kul’a yazmış olduğu bir mektubda, şerh ve izah usûlüne dair şöyle yol göstermektedir:

Nur’un metni, izaha ihtiyacı olsa, ya satırın üstünde, ya kenarda hâşiyecikler yazılsa daha münasibdir. Çünki metin içine girse, teksir edilen nüshalar ayrı ayrı olur, tashih lâzım gelir. Hem su-i isti’male kapı açılır, muarızlar istifade ederler…” (Emirdağ Lâhikası, Elyazma,Sh. 661-Mufassal Tarihçe-i Hayat, Cilt.3-Sh.2212)

Nur Talebelerinin, izaha ihtiyaç duydukları yerlerde, metne müdahale etmeden, kendi üsluplarıyla şerh ve izahlar yapabilecekleri ifade edilmektedir. Fakat tefsir ve şerhlerde olduğu gibi; metin ve izah kısmı birbirinden ayrılmalı ve metne müdahale edilmemelidir.

Risale‑i Nur başka eserlere benzemiyor. O tebdil edilmez .Şayet lüzum olursa metin baş tarafa yazılacak, altında da şerh ve izahatı da yapılabilir…………..…Zübeyir (Gündüzalp)” (Mufassal Tarihçe-i Hayat, Abdulkadir Badıllı, 3. Cilt,2216)

Alaaddin SONKUR


Etiketler: , , , , ,
Kategoriler: Alaaddin Sonkur Yazarlarımız

Yorumlar (1 Yorum)

  • Muhammed Numan

    Evet, Asar-I Nuriyede dertlere dermanlar mevcud. Lakin bizlere düşen kendi tiryakımızı kendimiz imal etmektir. Yani kendi aselimizi cem etmektir.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?