DİN TAHRİFİNDE MUVAZZAF ALMAN AJANLARI

nurdanhaber | Haber Merkezi | |

İslamiyet ve şeriat ulemasını karalamak için muteber bir kaynağa dayalı herhangi bir delil bulamayan münafıklar, iblisin yardımıyla yalan ve iftira silahını kullanarak din-i mübine karşı harp ilan etmiş durumda.

Kim bu vatandaşlar?

Alman kültürüyle büyümüş, Yahudi feylesofların bin seneden beri İslamiyet aleyhinde teraküm eden itirazlarını vahiy tellaki ederek din-i İslam’ı ortadan kaldırmanın hesabını yapan murtazaka ve paralı adam ve madamlar…

İslam namına ahkâm kesen şu adamların uzmanlık alanı nedir?

Diş hekiminden tutun Alman edebiyatı mezununa varana kadar ulum-u şer’iyeyle hiçbir alakası olmayan muhtelif meslekten eleman var. Kasabın cerrah olması gibi bir vaziyet…

Muhtelif cemaatler arasına sızan ve devletin çeşitli müesseselerinde ifsad maksadıyla gençlere konferanslar veren ve “köşe yazarlığı yapan” neferlerin hafızalarında Arş’tan indirilen İslam’a dair cümle ilm u irfan toplanılsa sonra on rakamıyla çarpılsa sıfırı birkaç sıfırla çarpmak neticesinde hâsıl olan rakam gibi bir yekûn ortaya çıkar…

Amerika, İngiliz ve İsrail ajanlarının deşifre olması ve yurt dışına firar etmesiyle büyük bir bunalım geçiren ve eleman sıkıntısı çeken milletler arası ifsad komitesi, plan değişikliğine gidip Alman casuslarını sahaya sürmüş görünüyor.

Devreye sokulan yeni elemanlar vasıtasıyla doğrudan doğruya Kur’an’a hücum ediliyor. Zayıf ve uydurma hadislerin Buhari ve Müslim gibi sahih kaynaklarda zikredildiği iddia edilerek Hak ve pak sünnet-i seniyyeye saldırılıyor.

Muhammed sallallahu aleyhi vesellem dâhil olmak üzere sahabe, tabiin, tebeu’t-tabiin ve cümle İslam ulemasını asılsız ve hayali iddialarla itibarsızlaştırıp insanların nazarından küçük düşürmeğe çalışıyorlar.

Sonra da ‘buyurun beyler, İslam’ı biz temsil ediyoruz’ havasını estirerek milleti Hak yoldan batıl yola sevk etmek suretiyle küfür derekelerine yuvarlamak istiyorlar.

Kur’an Müslümanlığı ve Sünnet düşmanları gibi muhtelif makalelerle onların hezeyanlarına dair reddiyeler yazdık. Allah ömür verirse Tarikat büyüklerine yapılan vicdansız iftiralara dair bir makale yazarak hakikati beyan edeceğiz inşallah.

Ne diyor şu elemanlar?

“Bizim Nurculuk gibi bir dinimiz yoktur.”

Şu ibarenin Türkçesi, küfrün en şiddetli olduğu asırda din-i mübinin muhafaza ve müdafaası uğruna can ve mallarını feda eden Risale-i Nur talebeleri “Nurculuğu” bir din olarak kabul ediyor. Almancı vatandaş ise milleti hakiki İslam’a davet ediyor.

Fesubhanellah… Yeryüzünde Nurculuğun bir din olduğunu iddia eden tek bir fert var mı, hayır.

Peki, sormazlar mı, beyefendi siz şu asılsız iddiayı nerenizden çıkartıyorsunuz?

Demek eleman, yalan ve iftirayla ehl-i İslam’ı itibarsızlaştırmak için hususi eğitim ve kabiliyetlerle donatılmış.

Sonra…

“Bizim Bediüzzaman gibi bir önderimiz yoktur” der.

Evet, orası kesin…

Şayet Bediüzzaman gibi bir önderiniz olsaydı; diyar-ı İslam kan gölü haline gelirken,  yalan ve iftiralarla ehl-i İslam’a değil fesadın müsebbibi olan Ben-i İsrail aleyhinde tek bir cümle sarf ederdiniz.

Sahi, niçin etmiyorsunuz? Edemezsiniz, çünkü üstatlarınız Yahudi aleyhinde konuşmayı ‘İslam’a’ muhalif görüyor. Daha doğrusu Yahudiyi lanetleyen ayetlerin şu zamanda geçerli olmadığını iddia ediyor.

Kendisinin uydurduğu ‘Nurculuk dini’ iddiasını reddeden Almancı vatandaş çare olarak neyi tavsiye ediyor?

“Bizim dinimiz İslam’dır. İslam’ın kaynağı da Kur’an’dır.”

Geç şu beylik laflarını aslanım…

Allah’ın kitabını Arabi aslından okuyup anlayacak herhangi ilmi bir seviyen veya kapasiten var mı? Hayır, yok.  

Peki, kimden öğreniyorsunuz Kur’an’ı?

Birçok ayet-i kerimeyi inkâr ederek Adem aleyhisselama baba isnad eden Mustafa İslamoğlu…

Başka kimler var?

Babasız olarak dünyaya getirilen İsa aleyhisselamın doğumunda hâsıl olan Allah’ın mucizesini, kuvvet ve kudretini inkâr etmek maksadıyla Meryem aleyhasselamın haşa çift cinsiyetli olduğunu iddia eden Mehmet Okuyan ve benzeri Hak yoldan çıkmış ilahiyatçı veya masonlardan.

Halbuki şu münharif adamın iddia ettiği gibi İslam’ın kaynağı sadece Kur’an değil;  hem Arş’tan indirilen Kitaba göre hem de birçok sahih hadis-i şerife göre İslam’ın iki ana kaynağı var. Birincisi Kur’an ikincisi Sünnet-i seniyyedir.

“Bizim dinimiz İslam’dır. İslam’ın kaynağı da Kur’an’dır” derken niçin Sünneti ilave etmiyorsunuz?

Muhammed sallallahu aleyhi vesellem Veda Hutbesinde: “Sizlere iki şey bırakıyorum. O ikisine sımsıkı sarılıp ittiba ederseniz kıyamete kadar Hak yoldan çıkmazsınız. Allah’ın kitabı Kur’an ve benim sünnetim” buyurur.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ  “Ey îmân edenler! Allah-u zu’l-Celâl’a itaat ediniz. O’nun Resûlü Muhammed sallallaha aleyhi veselleme itaat ediniz” ayetinin açık ifadesine göre İslam dini iki asıldan meydana gelir.

فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّىَ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لاَ يَجِدُوا فِي أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا تَسْلِيمًا

“Herhangi bir meselede ihtilafa düştükleri vakit Allah’ın Resulü aleyhissalatu vesselamı aralarında hakem kabul etmeyenler, Muhammed sallallahu aleyhi vesellemin verdiği hükmü kabul edip de kalplerinde en ufak tereddüt bulunanlar ve O’nun verdiği hükme tam tamına teslim olmayanlar vallahi kâfir olur, vallahi kâfir olur, vallahi kâfir olur” şeklinde üç defa yemin eden Allah-u zu’l-Celal boşuna mı yemin ediyor?

Peygamber aleyhissalatu vesselamı kaale almadığı halde sinsi bir taktikle İslam büyüklerini izale etmek maksadıyla “bizim tek önderimiz ve örneğimiz Muhammed Mustafa’dır” diyor Almancı… Keşke söylediğinde sadık olsaydı…

Peygamber aleyhissalatu vesselamın önderlik meselesi, O’nu sevmek, itaat etmek ve sünnetine tabi olmakla olur. Sünnetin esas kaynakları da bize sağlam yollarla vasıl olan Buhari, Müslim, Tirmizi ve İbn-i Hibban gibi hadis kaynaklarıdır.

Kabul ediyorlar mı sahih hadis kaynakları, hayır, etmiyorlar. Aslı olmayan yalan ve iftiralarla hadis imamlarını karalıyorlar. Onlara göre Hadisler sonradan yazıldığı için uydurma veya yalan falan filan…

Peki, şu وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ Resûl-ü Ekrem sallallahu aleyhi vesellem’in vazifesi, Kur’ân âyetlerini şerh ve îzâh etmek sûretiyle evâmir-i Rabbâniyye’yi ins ve cinne tâlîm ve teblîğ etmektir mealinde olan ayeti ne yapacağız?

Kur’an’da bütün tafsilatıyla izah edilen tek bir mesele var, o da miras meselesidir. Namaz, oruç, zekât, Hac gibi ibadetlerle zina, faiz, adam öldürme, kısas, had, evlilik, boşanma, ticaret, helal ve haram yiyecekler. Hulasa doğuştan ölüme ve kabre konulmaya kadar İslam’ın usul ve esaslarını şerh ve izah eden mesaili nereden öğreneceksiniz?

Sonra…

“Bizim tek önderimiz ve örneğimiz Muhammed Mustafa’dır” derken O’nun önder olduğuna gerçekten inanıyor musunuz?

Madem O’nu lider kabul ediyorsunuz, o liderin ismini zikrederken niçin ona karşı saygısızlık edip “sallallahu aleyhi vesellem” şeklinde hitap etmiyorsunuz?

O öndere inanan bir insanın, Kur’an ve sünnet çerçevesinde ona saygı ve hürmet etmesi gerekmez mi?

Başta Sünen-i Tirmizi olmak üzere muhtelif hadis kaynaklarında “İsmim zikredildiği vakit bana salât ve selâm getirmeyen adamın burnu yerde sürünsün!” şeklinde sahih bir hadis var.

إِنَّ اللهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا “Allah-u zu’l-Celâl; Nebî Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’i medh-u senâ, melekler de O’na duâ ve mağfiret temenni edip salavât getirir. O hâlde ey îmân edenler, siz de Allah’ın Resûl’ü Muhammed aleyhissalâtu vesselâm’a salavât getirip tam teslîmiyetle salât ve selâm verin…” ayetinde O Öndere salat ve salam getirmenin lüzumuna dair açık emir var.

İmam İbn-i Hacer el-Askalanî ve İmam Nevevî başta olmak üzere Resul-ü Ekrem’e “sallallahu aleyhi vesellem” şeklinde hitap etmek farz olduğuna dair ümmet-i İslam ittifak halinde…

Ayet ve hadisin kat’i emri ve cümle ümmetin ittifakına rağmen niçin o zata karşı saygı hudutlarını aşarak hitap ediyorsunuz?

Ortalıkta kitabımız “Kur’an” önderimiz “Muhammed Mustafa” diyorsunuz ama her iki kaynağı da kaale aldığınız yok, koçum…

Kusura kalma Beyefendi… Sahih hadis-i şerife inanmayan adam Kur’an’a da inanmaz. Hadisin de vahiy olduğuna ve ona ittibaın lüzumiyetine dair açık ayet var.

Hangi öndere tabi olduğunuzu iyi biliyoruz. Ve o önderinizin; Allah’un Resulü Muhammed sallallahu aleyhi vesellemi itibarsızlaştırmak için “Peygambere salavat getirmenin bid’at ve yağcılık olduğuna” dair üfürükten tayyare misali Ben-i İsrail menşeli safsatalarının olduğunu da çok iyi biliyoruz.

Açık yüreklilikle biz İslam’a karşı savaşıyoruz desenize biraderler…

Kur’an ve Sünneti kaale almayan, Peygamber sallallahu aleyhi veselleme saygı göstermeyip onun sahih hadislerini kabul etmeyen ve gelip geçmiş cümle şeriat ulemasına hücum edip itibarsızlaştırmaya çalışan zevattan biri kim?

Sait Çamlıca.

Kimmiş bu vatandaş?

Kendi ifadesiyle “İşçi bir babanın oğlu olarak Almanya/Köln’de doğmuş. İlk mektebi Köln’de İmam Hatibi Türkiye’de bitirmiş. Marmara Üniversitesi Almanca bölümünden de mezun olmuş.”

Kur’an, hadis, tefsir, fıkıh, usul-u fıkıh, ulumu’l-Kur’an, ulumu’l-hadis, âyâtu’l-ahkâm, ehadisu’l-ahkâm, belağat, Arabi lisan ve bunun gibi ulum-u İslamiyye namına hangi tahsil görmüş? Bizzat kendi ifadesine göre İslami ilimler bakımından herhangi bir marifeti yokmuş vatandaşın…

“Tek kitabımız Kur’an” derken o kitabın lisanından anlayacak kapasitesi var mı?

Eleman Arabi lisanı değil de Almancayı iyi biliyormuş. Almanya’dan Alanya’ya gelen turistler Kur’an’ı ne kadar anlıyorsa siz de o kadarını anlıyorsunuz, demektir.

Peki, Kur’an’ı aslından anlama seviyesinde olmayan eleman onu öğrenmek için ne yapıyormuş?

Diş hekimi gibi Kur’an’ın birçok ayetini alenen inkâr eden İslamoğlu’nun dizi dibinde oturup icazet almasa da kendisini şöyle tarif ediyormuş: “Bana ‘Mustafa İslamoğlu’nun adamısın’ diyenlere cevabımdır: Ben Sayın Mustafa İslamoğlu hoca ile şahsen tanışmadım. Sadece kitaplarını okudum ve istifade ettim. Mustafa Hocanın adamı değilim ama Mustafa Hoca âlimdir, adamdır… Vesselam…”

Başka kimin kitaplarını okuyormuş? Sayın Prf. Mehmet Okuyan.

Hani şu televizyonda İsa aleyhisselamın annesi Meryem aleyhassalam anamızın haşa çift cinsiyetli olduğunu iddia eden Profesör var ya, işte o.

Çamlıca’nın maddi sermaye ve enerjisini nereden aldığını henüz tespit etmek nasip olmadı ama Kur’an ve Sünneti imani mecradan saptırmak, İslam ulemasını itibarsızlaştırmak ve şeriat-i Ahmediye sallallahu aleyhi vesellemi bertaraf için canla başla çalıştığından eminiz.

Bu meyanda geçenlerde “Gülen 2012’de ölseydi ne olacaktı” şeklinde milletin nazarını cezbeden başlık altında bir makale yayınlamış.

Makalesinde tenkit ettiği muhataplarına karşı hiçbir ahlaki esası dikkate almadan üstü kapalı bir biçimde kin ve nefretini kusarak:

“Türkiye’de deşifre olmadan ölmüş, milleti, Fetullah Gülen gibi vaaz ve kitaplarıyla zehirlemiş, Âlim sandığımız kaç hain var acaba? Asrın en büyük Âlimi veya üstad sandığımız bazılarının, kabirlerinin bile gizlice Vatikan’a götürüldüğünü dinlediğimde çok şaşırmıştım. İnşallah onlar da en kısa zamanda deşifre olur” demiş.

Eleman, şehir efsanelerini andıran iddiayı arz ederken kıvırma payını bırakmak için Vatikan’a gizlice kabri nakledilmiş kişinin ismini zikretmemiş.

İyi de koçum, şu önemli hadise hiç kimseye anlatılmıyor da size niçin anlatılıyor? Vatikan için Fetullah Gülen’den daha mı ehemmiyetli bir makamdasınız?

Amerika ve İsrail namına ajanlık yaptığı tespit edilen sadece ByLock’çu 200.000 casus var.

Hitler döneminde Türkiye’de; Almanya’ya uşaklık yapan 65.000 hain ve ajan vardı.

Ahh… Ahh… İslam kisvesi altında Almanya’nın kurt köpekliği ve casusluğunu yapan şu vatan hainlerinin listesi tek tek deşifre edilseydi o zaman görürdük meydanlarda nutuk atan hainlerin halini… Nasıl ilk uçakla vatan-ı aslilerine firar ettiklerini…

Ecnebi hesabına, küfür ve ilhad namına, bu milleti ifsad ve bu vatanı parçalamak fikriyle yola çıkan, bilhassa Alman ajanı olarak faaliyet gösteren, din-i mübîn ve üzerinde yaşadığımız İslam topraklarına karşı hıyanet içinde olan alçak yoğunluklu zavallıları ancak Cehennem ateş temizler…

Henüz millet mabeyninde deşifre olmamış Alman hafiyeler, F. Gülen’e hücum etmekle hem kendilerini kamufle ediyor hem de devlet ve millet nezdinde itibar ve güven kazanıyor. Lakin bizim gibi feleğin çemberinden geçmiş ferasetli insanlar; o çok yüzlü münafık ve hainlerin “hocaefendi” tabir edilen iblisin önünde nasıl saygıyla eğildiğini çok iyi biliyor…

Bakın Almancı vatandaşın üstadı İslamoğlu FETO için ne buyuruyor?

“Bütün ehl-i sünnet âlimleri toplansın, Fetullah Gülen gibi bir âlim yetiştiremezler. Bırakın onun gibi birisini O’nun ayakkabısını meydana getirsinler de göreyim.”

Şimdi ben size söyleyeyim Sait Bey, Gülen 2012’de ölseydi ne olacaktı biliyor musunuz?

İrfan dünyanızın ilham kaynağı olan ‘muhterem’ hocanız İslamoğlu, namaza durur gibi iki elini bağlamış, boynunu bükmüş olarak en önde, sağında siz ve solunda da yaveri diş hekimi ellerini hazin bir şeklide bağlamış bir vaziyette; Gülen için şu sözleri haykıracaktı:

“Pennsylvania tapınağında o mübarek ellerini öptüğüm âlim zat şu an toprak altında… Vefatınla yetim kaldık hatta bütün dünya yetim kaldı. Allah seni rahmetiyle mağfiret etsin. Gurbet elde hazin bir şekilde Hakk’ın Rahmetine intikal ettiğin için sen bir ‘şehitsin’… Mekânın Cennet olsun ey aziz hocam. Bizleri de sana ahirette komşu eylesin, âmin” şeklinde uzun dua ve mersiyeler arz edecekti.

2012 yılında sizler ve üstadınız Mustafa İslamoğlu, Gülen’in mezarı başında ağlayıp ihlasla dua ederken bendeniz de cinsiyeti tartışmalı “hocaefendinizin” ölüm haberini hapishanede almış olacaktım…

Çünkü sizler, 17/25 Aralık darbesi öncesi Feto’nun elini öpüp o’nu “büyük âlim, hocaefendi” gibi hiç de layık olmadığı sıfatlarla tavsif ederken; şu fakir de binlerce hâkim, savcı ve emniyetçiyi karşına alarak O’nun din düşmanı ve vatan haini olduğuna dair 1986 yılında hulasasını ve 2012 yılında da tafsilatıyla yazmış olduğu beş yüz sayfalık kitabını neşretmek için yürekli ve cesur bir yayınevi sahibini arıyordu.

 

Muhammed KAHTAVİ


Etiketler:
Kategoriler: Muhammed Kahtavi Yazarlarımız

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?