İttihad-ı İslam yolunda Türkiye ve ödenen bedeller

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Nurdanhaber-Özel

Bu zamanın en büyük farz vazifesi, ittihad-ı İslam’dır. 

(Hutbe-i Şamiye s. 90)

Yirmiden fazla İslam memleketinin İslam orduları olarak “Bu, Muhammed’in (sav) ordusudur.” diye yapılan Ra’düşşimal askeri tatbikatından sonra hiç kimse, hususan bu işe vesile olan liderler, hususan Türkiye’nin başındaki liderler ve hatta onları iktidarda tutmakta direnen millet ve hususan yakın taraftarları “Rahat bir dönemdeyiz ve rahat bir hayat geçireceğiz.” diye düşünmesinler ve düşünmemelidirler. Bilakis

“Cihad, farz-ı kifaye iken farz-ı ayn olmuştur. Belki muzaaf bir farz-ı ayn hükmüne geçmiştir.” (Hutbe-i Şamiye s.143)

hükmünce mücahede-i mâneviyede ve gerekirse mücahede-i maddiyede sonuna kadar sebat edip direnmeyi göze almalıdırlar.

Her şeyin bir bedeli vardır.

Bu ve emsali ittihad-ı İslam yolunda attıkları adımların, yaptıkları girişimlerin de bedeli olacaktır ve bu bedeli ödeyeceklerdir yani kendilerine ödettirilmek istenecektir.

Maziye bakarsak:

1-Adnan Menderes iktidarı Irak ve Pakistan’la Bağdat Paktı’nı kurdu. Arkasından Irak’ta Kraliyet darbe yoluyla devrildi. Aile fertleri ve idareciler cezalandırıldı. Şimdiye kadar dahi Irak halkına da ceza çektiriliyor.

2- Aynı meseleden dolayı Menderes iktidarı darbe yoluyla devrildi. Menderes ve arkadaşları cezalandırıldı. Teşebbüslerinin bedelini hayatları ile ödediler.

3- Suudi Kralı Melik Faysal İslam için, ittihad-ı İslam için ve Kudüs için uğraştı. En yakın bir akrabası (yeğeni) tarafından şehid ettirildi.

4- Pakistan lideri Ziya’ül Hak ittihad-ı İslam için hususan Afganistan için çalıştı. Neticede şehid edildi.

5- Erbakan merhum D-8 adıyla büyük İslam devletlerini bir araya getirmeye çalıştı. 28 Şubat’ta bedelini ödettiler. Diğerlerine nisbeten tehlikeyi biraz ucuz atlattı.

6- Özal merhum Karadeniz Ekonomik İş Birliği’ni kurdu. Güney Doğu’da kardeşliği yeniden tesise çalıştı. İslam dünyasında perdeli bir şekilde İslam Birliği için gayret gösterdi. Orta Asya devletleri ile ilgilendi. Türkiye’nin -ekonomik olarak ve hürriyetler noktasından-önünü açmaya çalıştı. Bedelini ödedi. Bedeli ödettirildi.

7- Mısır’da Muhammed Mursinin başına gelenleri hep beraber seyrediyoruz…

Şimdi millet, devletine ve hükümetine sahib çıkıyor. Demek bedeli hep beraber ödeyeceğiz. Hadiseler de onu gösteriyor. İslam dünyasını karıştıranlar Şark’ta, Güney Doğu’da elimizi ayağımızı bağlamaya çalışıyorlar ve Ankara’da bombalar patlatıyorlar. Milletin seçtiği Reis-i Cumhura iki utanmaz elçi, ABD Türkiye Büyük Elçisi, istifa et, diye makaleler neşretmişler.

Şimdi biz ne yapabiliriz?

Evet devir değişti. Bundan sonra hadisat-ı alem ehl-i iman lehinde gelişecektir. İnşallah!
Batılı sömürgecilerin planları Cenab’ı hakkın inâyeti ile kendi başlarına proplem olacaktır. Müslümanlar hep beraber gözünü açtı. Şimdiki idarecilerimiz ve ehl-i iman mazideki tecrübe ile elde ettiği terakki ve kemalâtla vazifesine hakkıyla sahip çıkacağız. Evet hep beraber hak ve hakikata Kur’an, İslam ve vatanımıza sahib çıkacağız. Başımıza geleceklere hazırız. Cihad ve şehitlik dünya ve ahirette Müslüman milletimizin en derin emelidir.
Yoksa esaret ve zilleti kabul edeceğiz. Kemalizm zilleti ile beraber bu hain harici ve dahili zalimlerin katmerli zülümlerine razı olacağız.

Madem zilleti ve esareti kabul edemeyiz ve etmeyeceğiz. Şehamet-i imâniye ve izzet-i İslamiye’miz inşallah bizi, kahraman ve şeci milletimizi muhafaza edecektir.

“Evet, bakınız; zaman hatt-ı müstakim üzerine hareket etmiyor ki mebde ve müntehası birbirinden uzaklaşsın. Belki küre-i arzın hareketi gibi bir daire içinde dönüyor. Bazan terakki içinde yaz ve bahar mevsimi gösterir. Bazan tedenni içinde kış ve fırtına mevsimini gösterir.

 

Her kıştan sonra bir bahar, her geceden sonra bir sabah olduğu gibi, nev’-i beşerin dahi bir sabahı, bir baharı olacak inşâallah. Hakikat-ı İslâmiye’nin güneşi ile sulh-u umumî dairesinde hakikî medeniyeti görmeyi, rahmet-i İlahiyeden bekleyebilirsiniz.” (Hutbe i Şamiye s. 38)

S- Heyhat! Bize teselli veren şu ulvî emeli ye’se inkılab ettiren ve etrafımızda hayatımızı zehirlendirmek ve devletimizi parça parça etmek için ağızlarını açmış olan o müdhiş yılanlara ne diyeceğiz?

 

C- Korkmayınız. Medeniyet, fazilet ve hürriyet; âlem-i insaniyette galebe çalmağa başladığından, bizzarure terazinin öteki yüzü şey’en fe-şey’en hafifleşecektir. Farz-ı muhal olarak, Allah etmesin, eğer bizi parça parça edip öldürseler, emin olunuz, biz yirmi olarak öleceğiz, üç yüz olarak dirileceğiz. Başımızdan rezail ve ihtilafatın gubarını silkip hakikî münevver ve müttehid olarak kervan-ı benî-beşere pişdarlık edeceğiz. Biz, en şedid, en kavî ve en bâki hayatı intac eden öyle bir ölümden korkmayız. Biz ölsek de İslâmiyet sağ kalır. O millet-i kudsiye sağ olsun. (Tarihçe-i Hayat, RNK)

Son söz olarak diyoruz ki: Üstad’ımızın müjdesi katîdir, kesindir, Kuran’ın müjdesidir. Resulullah’ın (asm) müjdesidir. Onlara istinaden Risale-i Nur’un müjdesidir. Eşref-i mahlukat ve halife-i arz olan nev-i beşer pisliklerden, zulümlerden temizlenecektir; kendisine layık mehasini gösterecektir.

“İstikbal yalnız ve yalnız İslâmiyet’in olacak.

Ve hâkim, hakaik-i Kur’aniye ve imaniye olacak.”

(Hutbe-i Şamiye s. 21)

24 Mart 2016



Etiketler: , , ,
Kategoriler: Mahmut İşgören

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?