Şehitlere Bediüzzaman’dan müjde

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Vatan , millet, namus ve DİN için hayatlarını bile bile feda eden şehitlerimiz bunun karşılığında ebedi bir saadetli hayat kazanacaklarına Kuran-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin müjdeleri var…

Tüm şehidlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, ailelerine de sabr-ı cemil niyaz ediyoruz…

Şehidlerin makamlarının büyüklüğü ve hayat mertebeleri içindeki mevkileri noktasından şehidin berzah hayatının tasvirini Bediüzzaman hazretleri şöyle yapıyor;

Dördüncü Tabaka-i Hayat:

Şüheda hayatıdır. Nass-ı Kur’anla şühedanın, ehl-i kuburun fevkinde bir tabaka-i hayatları vardır. Evet şüheda, hayat-ı dünyevîlerini tarîk-ı hakta feda ettikleri için, Cenab-ı Hak kemal-i kereminden onlara hayat-ı dünyeviyeye benzer, fakat kedersiz, zahmetsiz bir hayatı Âlem-i Berzahta onlara ihsan eder. Onlar kendilerini ölmüş bilmiyorlar.. yalnız kendilerinin daha iyi bir âleme gittiklerini biliyorlar.. kemal-i saadetle mütelezziz oluyorlar.. ölümdeki firak acılığını hissetmiyorlar. Ehl-i kuburun çendan ruhları bâkidir, fakat kendilerini ölmüş biliyorlar. Berzahta aldıkları lezzet ve saadet, şühedanın lezzetine yetişmez. Nasılki iki adam bir rü’yada Cennet gibi bir güzel saraya girerler. Birisi rü’yada olduğunu bilir. Aldığı keyf ve lezzet pek noksandır. “Ben uyansam şu lezzet kaçacak” diye düşünür. Diğeri rü’yada olduğunu bilmiyor. Hakikî lezzet ile hakikî saadete mazhar olur.

İşte Âlem-i Berzahtaki emvat ve şühedanın hayat-ı berzahiyeden istifadeleri, öyle farklıdır. Hadsiz vakıatla ve rivayatla şühedanın bu tarz-ı hayata mazhariyetleri ve kendilerini sağ bildikleri sabit ve kat’îdir. Hattâ Seyyidü’ş-şüheda olan Hazret-i Hamza Radıyallahu Anh, mükerrer vakıatla kendine iltica eden adamları muhafaza etmesi ve dünyevî işlerini görmesi ve gördürmesi gibi çok vakıatla, bu tabaka-i hayat tenvir ve isbat edilmiş. Hattâ -ben kendim- Ubeyd isminde bir yeğenim ve talebem vardı. Benim yanımda ve benim yerime şehid olduktan sonra, üç aylık mesafede esarette bulunduğum zaman, mahall-i defnini bilmediğim halde, bence bir rü’ya-yı sadıkada, tahte’l-Arz bir menzil suretindeki kabrine girmişim. Onu şüheda tabaka-i hayatında gördüm. O, beni ölmüş biliyormuş. Benim için çok ağladığını söyledi. Kendisini hayatta biliyor; fakat Rus’un istilasından çekindiği için, yer altında kendine güzel bir menzil yapmış. İşte bu cüz’î rü’ya, bazı şerait ve emaratla, geçen hakikata, bana şuhud derecesinde bir kanaat vermiştir….. ”

Mektubat – 6

Şehid nedir Nasıl olunur?

Allah yolunda canını feda eden bir Mü’min ve Müslümana şehid denir.

Şehidlik, İslâm’da büyük bir mertebedir. Şehidlerin Allah katında kadir ve kıymetleri pek yücedir. Âhirette en büyük rütbenin peygamberlikten sonra şehidlik olduğu belirtilmiştir.

Şehidlikte de kendi içinde de çok meratib vardır. O da şehid olan kişinin imanının genişliğine ve kuvvetine; amelinin halis ve sırf Allah için olmasının safiyetine göre manevi makamı genişlik ve ulviyet kazanır. Şehidliğin en aşağı mertebesi bile ehl-i kuburun yani böyle manevi bir rütbesi olmadan ölen ehl-i imanın vefatına nisbetle çok yüksek derece ve kıymeti vardır.

Şehid olan insanların kul hakkı dışındaki bütün günahları affedilir. Şehid olmak, herkese nasib olmayan büyük bir şereftir ve mü’minler için mükemmel bir nimettir. Güzel bir şekilde yaşamak, ondan sonra Allah yolunda O’nun rızası için şehid olmak, her mü’minin hayal ettiği bir mutluluktur. İmân sahibi olan insanın böyle bir şuur ve düşünce ile yaşaması, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s) tarafından ne kadar güzel bir şekilde övülmüştür!..

“Şehid olmayı Yüce Allah’tan samimi olarak dileyen kimseyi, Allah, rahat yatağında vefat etse bile, şehidlerin derecesine eriştirir.” (Müslim, İmâre, 156, 157; Ebû Davud, İstigfâr, 26; Neseî, Cihâd, 36; ibn Mâce, Cihâd, 15).

Bâzı âlimler denizde şehid olmanın, kul borcuna dahi kefaret olacağını ileri sürmüşlerdir.

“Şehid, ehl-i beytinden (aile ve akrabasından) yetmiş kişiye şefaat eder, şefaati kabûl edilir.” (Ebû Dâvud, Tirmizî).

“Kıyâmet gününde üç sınıf şefaat edecek: Peygamberler, sonra âlimler, sonra şehidler…” (İbni Mace, Zühd 37)

 

Şehidlerle İlgili Bâzı Hadîs-i Şerîfler:

“Malını müdafaada öldürülen şehiddir, ırz ve nâmusunu müdafaa ederken öldürülen şehiddir, nefsini müdafaada öldürülen şehiddir…”

“Şehidleri kanları ile sarın. Zira Allah yolunda açılan bir yara kıyâmet günü mahşere geldikte, o yara, rengi kan rengi, kokusu misk kokusu olarak kanar…”

“Şehidler cennetin kapısında, nehrin parlak zinetinde, yeşil çadırdadır. Sabah – akşam rızıkları Cennetten onlara gelir.”

“Ma’rûfu emr ve münkeri nehiyden dolayı katledilen şehiddir.”

“Kim cuma günü vefat ederse şehiddir.” 

“Kim hayvanından düşüp ölürse o kimse şehiddir.”

“Suda boğulan şehiddir, ateşte yanarak ölen şehiddir,

gurbette garip ölen şehiddir,

zehirli hayvan sokmasından ölen şehiddir,

karın ağrısından ölenler şehiddir,

bina yıkılıp altında kalarak ölen şehiddir,

evinin üstünden (damdan) düşerek boynu kırılıp ölen şehiddir,

üzerine büyük taş düşüp ölen şehiddir…”

“Din kardeşini müdafaada katlolunan şehiddir, mâsum olan komşusunu savunurken öldürülen de şehiddir…”

“Şehidin borçtan başka bütün günahları mağfiret olunur.”(Müslim)

“Bir Müslüman cuma günü veya gecesi ölürse Cenab-ı Hak onu kabir fitnesinden (sualinden ve azabından) kurtarır.” (Tirmizî, Cenâiz: 73; Müsned, II/176)


Etiketler: , , , , Kategori:

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?