Tefekkür Gözlüğü

nurdanhaber | Haber Merkezi | |

ACİZLİK

Risale-i Nur Külliyatından Sözler mecmuasının ilk sözü “Besmele” üzerinedir.

Bu konu nazara verilirken çok ibretli büyük dersleri içinde bulundurduğu, tetkik edilerek okunduğunda görülecektir.

Biz de şahsi bakış açımızla bu konuları dile getireceğiz.

“Bismillâh ne bitmez tükenmez bir hazine olduğunu anlamak istersen şu temsili hikayeciğe bak dinle.”diyor.

Gerçekten bitmez tükenmez bir hazine mi onu anlamak için bazı cümlelerini ele alarak irdeleyelim.

Halen şu anda Suud-i Arabistan’da ikâmet edebilmek için, oradan bir kefilin, himayecinin emri altına girmek ve onun yardımına müracaat etmek zorunluluğu vardır. Ülkeye girişi ve çıkışı kefilin veya delilin iznine bağlıdır.

Kefiliniz itibarlı bir kişi ise sizin de orada görmüş olduğunuz ikram ve alaka o nispette farklı olmaktadır.

İşte bize ihtiyaçlarımızı temin etmeye yardımcı olan, taleplerimize anahtar olan, her şeyin üstesinden gelen, imkansızlıklarımızda çözüm getiren bir delile ihtiyacımız var ki o delil Bismillâh’tır.

Bu manada Bismillâh çok aciz ve çok fakir olan insanları kudreti nihayetsiz ve rahmeti bol zengin olan bir yaratıcıya bağlamakta, onun tasarrufunda olduğunu göstermektedir.

İnsan ne kadar çok ACİZ olduğunu bir kaç misalle ortaya koyalım. Biliyoruz ki mikroskobik bir mikrop insanı sırtüstü yere yıka biliyor. Bir sivrisinek ve bir karınca insanı mağlup edebiliyor.

Yedigimiz yiyeceklerden hangisine nasıl emir veriyoruz ki; kemiklere git damarlara gitme diye. Şayet damarlara giderse halimiz ne olur. Eğildiğimiz zaman damarlarımız ikiye bölünür.

Ya diğer mineraller vücudumuzun neresinde ihtiyacı varsa oraya gönderilmesi bizim ihtiyarımız ve ihtiyacımız ile mi oluyor. Hiç haberimiz bile olmuyor.

O halde yaklaşık 100 trilyon hücremizin hangisinde ne ihtiyaç varsa yedigimiz tek tip gıda ile temin edilmesi ve yerli yerine göndermesi bizim zaviyemizden aciz olduğumuz bir olaydır.

Şayet bu gıdalar yanlış yerlere gitseler o zaman türlü türlü hastalıklarla karşı karşıya kalacağız.

Bu noktada kudreti nihayetsiz olan Bismillâh gıdaları yerli yerine ulaştırmış oluyor. Bizim sağlığımızı devam ettiriyor.

Bir elma suyunu üretmek için kilometreleri kaplayan elma suyu fabrikası kuruyoruz. İçerisinde her türlü bilim insanı çalışıyor. Ne yapıyor? Elmayı sıkıyor ve onun suyunu kaba, yenilmeyen, içilmeyen ambalajlarda bize sunuyor.

Oysa insana bakınız elma yiyor et oluyor, elma yiyor süt oluyor, elma yiyor saç oluyor, elma yiyor kemik oluyor, elma yiyor kan oluyor, deri oluyor.

Bir şeyden çok şeyi yapan bu fabrikanın tasarrufu insana ait midir? Yoksa Bismillâh mutasarruf ediyor.

Bazen de sofraya oturduğumuz zaman birçok gıda birden yiyoruz. Meselâ ekmek yiyoruz deri oluyor. Et yiyoruz deri oluyor. Sebze yiyoruz deri oluyor. çeşitli gıdalar yiyoruz bundada tek saç oluyor, kemik oluyor, kan hücresi oluyor vb.

Bunlar bizim elimizde midir?

Bütün bunların karşısında insan aciz değil de nedir. Bu acizliği içinde bu büyük olayları gerçekleştiren Bismillâh’dır.

Yeni dünyaya gelen bebeğin annesinin göğsünden ihtiyacına göre çeşitli gıdalar ve ilaçlarla donatılmış süt çeşmesinden sütü ağzını açıp yumduğu anda boğazına fışkırtan çocuğun kudreti midir yoksa Bismillâh mıdır.

Hayat sahibi yaratılanlar içerisinde yalnız insan yoktur. Bitkiler ve hayvanlar da vardır. Onların da ihtiyacına göre mevsiminde yerli yerine yiyeceklerini onlara gönderen onların ıhtıyarı midir? Bismillâh değil mıdir.

Başka bir yazımızda da fakirlik üzerinde duralım ve besmelenin gücünü görelim.

Cahit Kurbanoğlu

Yazar: Cahit Kurbanoğlu Diger Yazıları

Tefekkür Gözlüğü: Fakirlik | 17 Şub, 2018

Tefekkür Gözlüğü | 9 Şub, 2018

Kesin Davet | 29 Oca, 2018

Hacı Hıfzı Efendinin Tevekkül ve Teslimiyeti | 22 Oca, 2018


Etiketler: Kategori:

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?