Türkiyemizin Çok Acı Realiteleri

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Türkiyemizin acı ve üzücü realitelerinden 15’ini aşağıda kısaca beyan etmek istiyorum.

Birinci acı realite:

Türkiye Müslüman bir ülke ama artık maalesef İslam ülkesi değil, sadece Müslüman bir ülkedir. Müslümanlar çoğunlukta, onların büyük çoğunluğu sosyolojik Müslüman. Halk özet de olsa İslamı iyi ve doğru olarak bilmiyor. İlmihalini yeterli derecede bilenlerin sayısı yüzde bir. Bu, gerçekten vahim bir realitedir.

İkinci realite:

İtikad bakımından çok büyük çok vahim, helak edici cahillikler görülüyor. Ehl-i Sünnet kasıtlı şekilde yıpratılıyor, dinamitleniyor. Onlarca sapık fırka ve sekt zuhur etmiş.

Üçüncü realite:

Sahih bir imandan sonra dinimizin ikinci temeli olan beş vakit namaz terk edilmiş. Günlük namazları kılanların sayısı yüzde onun altına düşmüş. Çok vahim bir tablo. Müslümanlar günlük farz namazları terk ederlerse dinlerini bizzat yıkmış olurlar.

Dördüncü realite:

Ehl-i Sünnet Müslümanlığında, dört fıkıh mezhebinin ittifakıyla farz namazları cemaatle kılmak ya farz ya farza yakın bir vecibedir. Namaz kılanlar yüzde onun altına düşmüş, cemaate katılanlar yüzde birin altında. Hadis-i şerifte “Cemaat rahmet, tefrika (bölünüp parçalanma) azaptır.” buyruluyor.

Beşinci realite:

Din kitaplarında yazılıyor ama pratikte, realitede ümmet diye bir şey yok. Müslümanlar büyük orta küçük, birbirinden kopuk bin parçaya ayrılmışlar. Bu yüzden, sayıca çok olmalarına rağmen güçlerini, tesirlerini yitirmişler, zillete duçar olmuşlar.

Altıncı realite:

1924’te son Halife Abdülmecid bin Abdülaziz Han Hazretlerinin yurtdışına sürülmesinden sonra Müslümanların başında kendisine biat ve itaat edilen bir İmam, Emîr yok. Bu realitenin en acı tarafı Müslümanların böyle korkunç bir yokluktan haberleri olmaması ve üzülmemeleri.

Yedinci realite:

Türkiye Müslümanlarının, çocuklarını ve genç nesillerini Müslümanca yetiştirecek kendi eğitim sistemleri, okulları yok. Son elli yılda elli bin yeni cami yaptırıldı ama bir tek gerçek İslam Mektebi açılamadı. Bir takım hayırsever Müslümanların özel okullar, kolejler açması elbette sevindiricidir, lakin bunlar bahs ettiğim boşluğu dolduramaz. Çünkü laik ve kemalist okullardır. Bir okulun İslam okulu olması için, buluğa ermiş bütün öğrencilerinin, bir eksiksiz, farz namazları cemaatle kılması gerekir. Eskiden Galatasaray Sultanisi’nde (lisesinde) böyleymiş.

Sekizinci Realite:

Müslüman kadın ve kızların yarıya yakınının açılıp saçılmaları, İslamî ölçütler açısından çok acı bir realitedir. Biz bu realitenin farkında olsak ağlamaktan üzülmekten, kahrolmaktan baygın düşerdik. Yüzde ellisi dedim, başını örten yüzde elli kadınların büyük kısmının tesettürü de ayrı bir faciadır. Allı zilli, püsküllü, alaca bulaca, davullu zurnalı, ciğer kırmızılı, bana bak bana, rüküş ve şeytani tesettür.

Dokuzuncu realite:

Türkiyenin iç barışı, sosyal mutabakatı (uzlaşı) uzun yıllardan beri sinsice yıkılmaktadır. Halkımız Türk Kürt, Sünni Alevi, dindar laik, kamplarına ayıldı. Çeşitlilik içinde birlikte yaşamak havası kalmadı. Dehşetli bir kopukluk oluşturuldu. Bu realite Türkiyenin geleceğini tehdit etmektedir. Müslüman kesimin önderleri iç barışı ve sosyal mutabakatı güçlendirmek için ellerinden geleni yapmalıdır. Daha önce üç kere yazmıştım. İstanbul Pendik’te Alevi kardeşlerimize hizmet veren bir cemevi varmış bunun başında ki muhterem zat oraya bir mescit yaptırtmış, “Sünni kardeşlerimizden gelen olursa namazını burada kılsın.” diyormuş. İşte Sünnilerle Aleviler arasındaki münasebet böyle olmalıdır. Kavgayla, kinle, düşmanlıkla bir yere varamayız.

 

Milli Gazete


Etiketler: , Kategori:

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?