Bediüzzaman Muhammed Abdüh ve Cemaleddin Efgani’den etkilendi mi?

nurdanhaber | Haber Merkezi | |

 

Bu tamamen bir iftiradır. Konuyla alakalı üç hakikatı dinlemek şarttır:

Birinci hakikat, bunun sebebi Bediüzzaman’ın şu tesbitleridir. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, II. Meşrutiyetten sonra verildiği Askerî Mahkemede şu şekilde ifade eder:

Sultan Selim’e biat etmişim. Onun ittihad-ı İslâmdaki fikrini kabul ettim. Zîrâ o Kürd’leri ikaz etti. Onlar da ona biat ettiler. Şimdiki Kürd’ler, o zamandaki Kürd’lerdir.
Bu mes’elede seleflerim: Şeyh Cemaleddin-i Efganî, allâmelerden Mısır müftüsü merhum Muhammed Abdüh, müfrit âlimlerden Ali Suavi, Hoca Tahsin Efendilerle Namık Kemâl Bey ve Sultan Selim’dir (ki, demiş:)

İhtilaf u tefrika endişesi
Kûşe-i kabrimde hattâ bîkarar eyler beni.

İttihadken savlet-i a’dayı def’e çaremiz
İttihad etmezse millet, dağıdar eyler beni…

Sultan Selim”

Mesele gayet açıktır. Bediüzzaman Hazretleri, sadece ittihad-ı İslam yani İslam Birliği konusunda seleflerini açıklamıştır. Esas olan selefi Sultan Selim’dir. Sonra da sırasıyla

1. Şeyh Cemaleddin-i Efganî’dir. Zira bu zat da ittihad-ı İslam’ı savunanlar arasındadır.

2. Allâmelerden Mısır müftüsü merhum Muhammed Abdüh, bu zatın şu cümleleri ittihad-ı İslamı savunduğunun delilidir:

“Müslümanlardan her kalp sahibi bilir ki, Osmanlı Devleti’nin muhafazasına çalışmak, Allah’a ve Peygamberine imandan sonra imanın üçüncü rüknüdür. Zira Osmanlı Devleti, dini tam manasıyla ve bütün gücüyle omuzuna yüklemiş bulunan, İslâm’ın tek devletidir. Ondan başka dini koruyacak devlet (sultan) yoktur. Ben, Allah’a hamdolsun, bu akide üzerindeyim. İnşallah böyle yaşar ve ölürüm.”1

3. Müfrit âlimlerden Ali Suavi, bu zata Bediüzzaman’ın bir makale ile karşı çıktığı belgelerle sabittir. Ancak ittihad-ı İslamı savunanlardandır.

4. Hoca Tahsin Efendi, bu bir Muhammed Abduh hayranı Tatar âlimidir. Ancak ittihad-ı İslamı savunanlardandır.

5. Namık Kemâl Bey. ittihad-ı İslamı savunanlardandır.2

İkinci hakikat, daha evvel zikrettiğimiz hakikatı bilmeyenler bu iftirayı atmaktadırlar:

II. Abdülhamid’i tenkid eden Mehmed Akif ve Abdülaziz Çaviş gibi zatlar, Mısır’daki Muhammed Abduh ve benzeri şahsiyetlerin modernist ve reformist yaklaşımlarının tesiri altına girmişlerdir ve Osmanlı Devleti içinde onların tercümanı gibi davranmışlardır.

Ancak Bedîüzzaman bu tür fikirlere karşı Ehl-i Sünnet’in düsturlarını müdafaadan asla vaz geçmemiştir. Bütün bu dediklerimizin delilleri, Beyân’ül-Hak, Sebil’ür-Reşâd gibi dergilerde yayınlanan makalelerde görülebilir.

Üçüncü hakikat, Bediüzzaman, ne Cemâleddin Efgani ile ve ne de Muhammed Abduh ile bir araya gelmemiştir. Ayrıca Mardin’de 1890’lı yıllarda onların fikirlerinden etkilenenler ile münakaşa ettiği hatıralarda vardır. Bir de etkilendiğine dair, yukarıdaki kendi sözleri dışında ne bir belge ve ne de bir hatıra mevcuttur.

1 Ahmet Akgündüz, Belgeler Gerçekleri Konuşuyor, c. I, sh. 165.
2 Bediüzzaman Said Nursi, Âsâr-ı Bediiyye, sh. 418.119

Yorumlar (1 Yorum)

  • Süleyman Şahin

    Allah sizden razı olsun kıymetli hocam, ufkumuzu aydınlatmaya devam etmeniz dileklerimle, Allaha emanet olun.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?