Lozan öncesi Irak Kürtlerinin Türkiye’yle birleşme çabaları

nurdanhaber | Haber Merkezi | |

 

“Türkiye’de “Osmanlı” kavramı bütünüyle ortadan kaldırılıp yerine “Türkçülük” ve “Turancılık” kavramları kullanılmaya başlandığı andan itibaren ben de etnik olarak Türk olmayan her Osmanlı vatandaşı gibi doğal olarak kim olduğumu araştırdım ve ulusal kimliğimi oluşturmaya başladım.”

Bu sözleri 1912 yılında başlayan Balkan savaşlarından 1922 yılına kadar birçok cephede savaşmış ve Kuttul Amare kahramanlarından olan, Osmanlı ordusu ve savaşları hakkında birçok eser yazan, bilahare 1923 yılında Irak’a geçip 1925-1937 yılları arasında birçok defa bakanlık yapmış Miralay, Muhammed Emin Zeki Beg (1880 – 1948 Süleymaniye) tarafından Kürdler ve Kürdistan Tarihi adlı eserinin girişinde sarf etmiş.

Bu sözlerde bir kırgınlık ve üzüntü var. Çünkü birinci Dünya savaşına girildiğinde 65 Hamidiye Alayı vardı. Bunlardan 10 tanesi Türk ve Arap’tı diğer 55 i Kürd’tü. Savaş başladıktan sonra Bedüzzaman Said Nursi gibi Kürt Alim ve Şeyhlerinin teşekkül ettirdiği 10 civarında gönüllü Alay daha bunlara katıldı. Bu Alaylar Galiçya, Çanakkale, Kafkasya, Kut ve İmare (Kuttul-Amare) cephelerinde savaştılar. Hertoşi aşireti Alayı Çanakkale savaşına iştirak etmek için İstanbul’da gemilerden inerken İstanbul halkı onları seyre çıkmıştı. Hertoşi Aşireti otantik kıyafetleri ve kadınlarının şaşalı takılarıyla Kürd’lerin Tuarek’leridir. Bu alaylardan bir teki bile cephelerden kaçmadı, ihanet etmedi. Hatta bir neferleri bile ihanet etmedi. Osmanlı ordusunda görev yapan binlerce Kürd subayından bir tanesi bile ihanet etmemişti.

Fakat 1921’den itibaren yeni Türkiyenin güney sınırları belli olunca Kürd’ler hem fiilen bölündüler hemde sahipsiz kaldılar çünkü Küçük Asya’anın sınırlarını buralarda yaşayan halklar çizmedi hepimizin bildiği gibi 1916 da Mark Sykes ve François GeorgesPicot’un yazdığı, Fransa, İngiltere ve Rusya’nın imzaladığı kısaca Sykes-Picot Antlaşması ile Küçük Asya birçok devlete bölündü, hatta bazı Arap Aşiretlerine bile devlet kurduruldu. Zengin Petrol kaynaklarını kontrol edebilecekleri şekilde dizayn ettiler. Kürd’lere devlet kurdurulmadı çünkü Kürd’lerin yaşadığı bölge neredeyse tamamı petrol yatağıydı, onun içinde dört devlet arasında paylaştırıldı. Esasen Kürdlerin de bağımsız bir devlet talepleri yoktu. Tersine Türkiye sınırları içinde yaşamaya devam etmek istiyordular. Bu amaçla çeşitli girişimler oldu.

Ankara Hükümeti de bunun farkındaydı ve maalesef Kürd’lerin bu isteğini çok acımasızca kullandı. 1922 yılının başında Şeyh Mahmud Berzenci İngilizlere karşı ayaklanma başlatmıştı. Ankara Hükümeti Lozana gitmeden elini güçlendirmek amacıyla ayaklanmaya destek verip büyütmek niyetiyle Habeşistan fatihi Özdemir Paşanın torunu Yarbay Şefik Bey’i görevlendirdi. Yarbay Şefik Bey beraberinde birkaç Türk subayı ve Anadolu’nun güneyini işgal eden Fransız Ordusu’ndan kaçarak Türk tarafına geçmiş olan Tunuslu ve Cezayirli askerlerden meydana gelen bir birlikle 1922 Haziran’ında Irak’a girdi. Amacı Kadiri şeyhi Mahmud Berzenci’nin İngilizler’e karşı başlattığı harekâtına destek vermekti. İşgalci birliklere ardarda darbeler indirdi. 31 Ağustos 1922 günü Derbent’te yaşanan muharebede İngilizler mağlûp olunca Musul, Kerkük ve Süleymaniye birkaç gün içerisinde Şeyh Mamud Berzenci’nin kontrolü altına girdi.

İngilizler tarafından desteklenen İranlı Simko adındaki bir başka Kürd liderin kuvvetlerinin de imha edilmesi üzerine, İngiltere, bölgeyi elinde tutabilmek için daha sert tedbirler almaya başladı.

1923 Nisan’ından itibaren bölgede dengeler değişmeye başladı. Ankara’nın Irak politikasında da değişiklik yaşandı ve Lozan’da barış görüşmelerine başlamış olan Ankara, Şefik Bey’e harekâtı durdurması talimatını gönderdi. Ankara’nın emri, Şefik Bey’i büyük bir hayal kırıklığına uğrattı ve Musul’un elden çıkmasına rağmen hiç olmazsa Revanduz bölgesinin bizde kalabilmesini sağlamak için emri almamış gibi hareket etti. İngilizler birliklerini takviye ederek Irak’ın kuzeyindeki askerî varlıklarını güçlendirirken Şeyh Mamud Berzenci ve Şefik Bey Türkiye’den hiçbir şekilde yardım alamaz hâle geldi ve bütün çabalar boşa çıktı.

Şefik Bey 1923 Nisan’ının sonunda sarp dağlarda beş günlük zor bir yolculuktan sonra 29 Nisan’da İran’a geçti. Şefik Bey’in silahlarını ve teçhizatını İran makamlarına teslim ettikten sonra 10 Mayıs 1923’te Van’a ulaşması ile Türkiye’nin Irak’ın kuzeyinde başlattığı harekât da artık son bulmuş oluyordu.

 Şefik Bey, 18 Mayıs 1951’de hayata veda ederek Gaziantep Şehidliği’ne defnedilecek, vefatının hemen ardından tuhaf bir hadise yaşanacak, Şefik Bey’in içerisinde çok önemli evrakının bulunduğu ve evinde muhafaza ettiği çantası kaybolacaktı.

Şeyh Mamud Berzenci hiçbir şekilde İngilizlerle anlaşmaya yanaşmadı ve İngilizler onu iki kere Süleymaniye genel valiliği görevine tayin ettilerse de kabul etmedi ve esir düştü. Geri kalan hayatını sürgün ve hapislerde geçirdi, bilahare İran’a iltica etti ve 1956 yılında vefat etti. Irak’taki ilk Kürt isyanıyla şekillenen siyasal statü talebinin hayat bulmaması yeni isyanlara kapı araladı. Berzenci’den sonra 1931’de Şeyh Ahmed Barzani önderliğinde yeni bir isyan başladı. Bu isyanla birlikte Kürt mücadelesinde öncülük Barzani ailesinin eline geçti ve bu öncülük günümüze kadar devam etti.

Bütün bunların yanı sıra Irak’ın Türkiye ile konfederasyon olma çabası vardı. 1930’lu yıllarda Irak’ın eski bir Osmanlı Subayı olan, “Çanakkale Madalyası”  sahibi Kürd Genelkurmay Başkanı Bekir Sıdkı Paşa’nın 11 Ağustos 1937’de Musul’da bir suikaste kurban gitmesine kadar devam etti. O dönem Başbakanlık koltuğunda Irak’a yerleşmiş aslen Gürcü bir aileinin mensubu, Hikmet Süleyman vardı. Oda istifa ettirildi ve hapsedildi bilahare siyasete karışmaması koşuluyla Bağdata dönmesine izin verildi. Cinayetin üzerinden 81 sene geçmesine rağmen hâlâ esrarını muhafaza ediyor…

Gelecek makalemiz İran ve Suriye Kürtlerinin 1923 sonrası durumu hakkında olacak inşallah.

Selametle kalın.


Etiketler: , , ,
Kategoriler: Mehmet Nuri Turan Yazarlarımız

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Yazar: Mehmet Nuri Turan Diger Yazıları

Cihad -10 | 2 Ağu, 2018

Cihad -9 | 30 Tem, 2018

Cihad -8 | 26 Tem, 2018

Cihad -7 | 23 Tem, 2018

Cihad -6 | 19 Tem, 2018

Cihad -5 | 16 Tem, 2018

Cihad -4 | 12 Tem, 2018

Cihad -3 | 9 Tem, 2018

Cihad – 2 | 5 Tem, 2018

Cihad – 1 | 2 Tem, 2018

İslamiyet’te Nevrûz | 19 Mar, 2018

Newroz ya da Nevrûz | 15 Mar, 2018

PKK, Çözüm ve Sonuç | 2 Mar, 2018

PKK’nın Katliamları | 27 Şub, 2018

Sosyalizm ve Kürdçülük | 24 Şub, 2018