En güzel demokrasi İslamiyette

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Röportaj: Abdurrahman Iraz, Mehmet Ali Bulut

 

11. BÖLÜM

 

(1. BÖLÜM) |  (2. BÖLÜM) | (3. BÖLÜM) | (4. BÖLÜM) | (5. BÖLÜM) (6. BÖLÜM)

(7. BÖLÜM) | (8. BÖLÜM) | (9.BÖLÜM)  |  (10. BÖLÜM)  |

 

ÇOK PAPAZLAR ALMANYA’DA MÜSLÜMAN OLMUŞ, GİZLİ MÜSLÜMAN

Bir zat bir hatıra anlatmıştı. Arabacı Musa diye ara sıra işlerini yapan bir faytoncu varmış Isparta’da. Üstadı ona sormuşlar “Hoca Efendiden ne hatırlıyorsun?” diye. O da iki hatırasını anlatıyor. Birincisinde diyor ki, “Hoca Efendi ağzını açtı Allah… Allah… dedi sonra devamını getirmedi. Yanındakiler ona sordular “ne oldu Üstadım?” dedi ki, “Fevzi (Çakmak) vefat etti ona Allah Rahmet etsin diyecektim, dedirtilmedi.” Böyle bir şey anlatıyor. İkincisinde de “bir gün Üstad birden bire ayağa kalktı “ben aldım kardeşim, aldım kardeşim Türkiye’yi kan da dökülmedi dedi” diyor. Böyle haller var mıydı? Yani “Türkiye’yi aldım. Benim hükmüm geçecek bu memlekette, kan da dökülmedi.” Böyle bir şey aktarmıştı bir zat. Kan dökülmedi yani bu rejim el değiştirdi manasında.

Ben hiç duymadım. Olabilir. İşte Ayasofya’nın açılmasından sonra, inşallah Avrupa’da bu şeyi kabul ederler.Avrupa’da Müslüman çok. Almanya’da bir profesörle tanıştım İlahiyat Profesörüydü. Bu adamın Hür Hıristiyanlar diye bir cemaati vardı. Hür Hıristiyanların vazifesi İslamiyet’i öğrenmek, Kur’an okumak, Kiliselere bağlı kalmamak. Bunların şimdi çok taraftarları var. O zat daha sonra vefat etti.

Ve Risale-i Nurun İngilizcesini de okudu, Almancasını da okudu. Bizimle namaza başladı, beraber namaz kılardık. Vehbi Vakkasoğlu şahittir. Ondan beraber ne zaman ziyaretine gittik bizimle beraber namaz kıldı. Profesör, fakat bütün Hıristiyanlara, papazlara hep Kur’an’ı methediyor. Bremen’de bir konferans verdi, “İsa (AS) da bir Müslüman’dı” dedi. “Ne için Müslüman diyeceksiniz. Beşyüz küsur sene sonra gelmiş. İslamiyet’ten haber vermiş de ondan. Bütün dinlerin kaynağı birdir. Hepsi Allah’tan geliyor” dedi. Ve izah etti yani ayet okuyarak hep Kur’an’dan ayet okuyor. Yani şimdi ben işitiyorum çok papazlar Almanya’da Müslüman olmuş. Gizli Müslüman. Halktan çekiniyorlar. Yani şimdi böyle Almanya’da da İslamiyet çok gelişiyor. Üstad “birinci Almanya’dır” demiş, “ikinci Amerika Müslüman olacak” demiş.

 

EN ÇOK ÜZÜLDÜĞÜM ŞEY: RİSALE-İ NUR ETRAFINDA YEKVÜCUT OLAMIYORUZ

Aşağı yukarı yetmiş yıllık bir hizmet hayatınız var

Hepsi İnşaallah daire içindedir.

Allah uzun ömürler versin

Amin!

Şimdi bu yetmiş hizmet yılı içerisinde sizi en çok üzen ne oldu?

En çok üzen kendi kabahatlerimizdir.

Benim sormak istediğim o değil. Tabii ki günahlarımıza üzülürüz. Ben daha çok hizmet adına bir şey olur da ona üzülürsünüz ya? Öyle bir şey için üzüldüğünüz oldu mu? Onu sormak istedim.

En çok üzüldüğüm şey: Risale-i Nur etrafında yekvücut olamıyoruz. Yerine göre bir araya gelemiyoruz. Bazı olanlara merak ederim. Fakat daha sonra düşünüyorum. “Bizi mademki Allah istihdam ediyor bunda da vardır bir hayır” diyorum. Allah’a havale ediyorum. Ben bunun dışında çok bir şeye üzülmedim.

SEVİNCİMİZ İSLAM ALEMİNİN GELİŞMESİ, MÜSLÜMANLARIN UYANMASI

O zaman aksini soruyorum bu yetmiş yıllık hizmet hayatınızda sizi çok fazla sevindiren ne oldu?

Dünyada Risale-i Nur’un gelişmesi. Hep iyi haberler işitiyoruz. Her tarafta medreseler, dershaneler… Risale-i Nur çeşitli dillere çevriliyor. Yani bizim sevincimiz İslam aleminin gelişmesi, Müslümanların uyanması, Risale-i Nurun herkes tarafından tanınması bizim bayramımız gibidir. Risale-i Nur ne kadar genişlerse okunursa bizim sevincimiz odur.

 

 

40-50 yıl geriye gitseniz neyi farklı yapmak istersiniz? Yani bir pişmanlığınız var mı?

Pişmanlığım yok be… Şimdi eğer dünyaya gelsem Risale-i Nurdan, Üstad’dan katiyyen ayrılmam ve daha çok devam ederim. Neye işaret edilmişse onu yapmaya çalışırım.

Yetmiş yıl değil abi ben kırk yıl evvele gitseydik diyorum siz hizmetin içindeyken olan bir şeyden yani pişmanlık duyduğunuz bir şey var mı?

Yani ben Üniversitede okumazdım çalışmak için eğer böyle Risale-i Nurun hizmetini anlasaydım üniversitede vaktimi zayi etmezdim.

EN GÜZEL DEMOKRASİ BUGÜN İSLAMİYET’TEDİR

Müsade edersiniz şimdi bu açılımla ilgili bir iki şey sormak istiyorum. Hükümet demokratikleşme paketi hazırlıyor. İsmine de “demokratik açılım” diyor, bir kısım insanlar buna “Kürt açılımı” diyor. Biz açıkçası demokratikleşme bekliyoruz, yani herkese eşit demokrasi diye düşünüyoruz. Bununla ilgili ne söylemek istersiniz? Yalnız bu önemli bir soru şunun için açıkçası “bunu Abdullah abiye sor” diyen çok oldu.

Yani böyle bir açıklama varsa en güzel demokrasi bugün İslamiyet’tedir. Ben Hamburg’ta duydum Alman anayasasını yapan profesörler söylemişler. “Biz Alman Anayasasını Osmanlılardan aldık” demişler. Demokrasi demek onlarda âlimlerin toplanıp karar vermesi, ona göre idare ediyorlar memleketi. Eyalet usulü, adalet usulü, Osmanlılardan geçmiş onlara… “Biz anayasayı Osmanlılardan yani İslamiyetten istifade ederek aldık” demiş profesörler. Biz ne kadar demokratız desek İslamiyete aykırı olmamak şartıyla daha iyi oluruz. İslamiyet’e aykırı adetler, o da cehalet yüzünden oluyor. Avrupa’yı taklit değil Müslümanlığı taklit ederek gidersek bu demokratikleşme bizi İslamiyet’e götürecek. Bugün Avrupa’da bir İslam devleti doğuracak demiş Üstad… İnşallah olur.

MÜSLÜMAN OLDUKTAN SONRA HANGİ IRKTAN OLURSA OLSUN KARDEŞ OLUR

Biliyorsunuz bizim doğu ve güneydoğu vilayetlerimizde Kürt vatandaşlarımız var. Bunlar açıkçası haklarının az olduğunu, üzerlerinde bir baskı olduğunu söylüyorlar, dolayısıyla hükümet de bazı haklar verme adına bir açılım paketi hazırlıyor. Bediüzzaman’dan yararlanma ihtimalleri de var. Bu işi yapmak istiyorlar, bu husus programlarında var.

Risale-i Nur nelerden haber vermişse ve yapılmasını istemişse onlar yapılırsa çok iyi olur. Bunlar hakikaten dindar insanlarsa, İslamiyete sıkı sarılsınlar “innemel müminüne ihvetün” kudsi proğramına katılsınlar, imanlarını kurtarmaya çalışsınlar. Risale-i Nur ne kadar şark vilayetlerinde çok okunursa o kadar çok serbestiyet olur, hürriyet olur. Çünkü Müslüman olduktan sonra hangi ırktan olursa olsun kardeş olur. Yani bir İngiliz gelse bir Fransız gelse Müslüman olduktan sonra biz hiç onları kendimizden ayırmıyoruz. Ama dinsiz olacaklarsa, demokrasiyi fırsat bilecekler dinden uzaklaşacaklarsa böyle bir şey zarar olur. Amma İslamiyet’e imanla beraber İslamiyet’e uygun olacaksa, yani onlara verilecek paketteki maddeler, İslamiyete uygun olacaksa iyi olur.

 

 

Diyorlar ki, “biz Kürtçe ile eğitim alalım. Eyalet olsun. Kendi içimizde bağımsız olalım?” Sonu nereye varır bilinmez amma şimdi en azından söylenen bunlar. Siz buna nasıl yaklaşırsınız?

Yani eğer bunlar İslamiyet’e, hakikaten inanan kimseler iseler, samimi iseler zarar gelmez. Fakat sonradan bunları ecnebiler, dinsizler komünistler alet edecek ihtimali varsa bu tehlikeli olur.

RİSALE-İ NURU NEŞREDENLER KENDİLERİNDEN BİR ŞEY İLAVE ETMESİN

Üstadımızı gören abilere saffı evvel diyoruz, siz onun hizmetinde oldunuz, birlikte yaşadınız, uzun zaman beraber oldunuz. Saffı evvel abilerle yani hizmet arkadaşlarınızla şimdi de mutad olarak bir araya geliyor musunuz?

Bazen geliyoruz amma zamanı belli değil yani. Daha çok Risale-i Nurun neşriyatı hususunda konuşuyoruz. Mesela geçen sene toplandık Üstadın vasiyetnamede geçen isimleri geçenlerle beraber, Said Özdemir, Ahmet Aytimur da dahil o zaman Risale-i Nuru neşredenler kendilerinden bir şey ilave etmemelerini, Üstadın tavsiyesi vardır diyerek onlara tavsiye ettik. Fakat bazıları bunu uygulamadı, mesela bazı kitap neşredenler var Risale-i Nurun tertibine Üstadın tertibine aykırı. Nur talebelerinin de hayatlarını koyuyorlar, Nur talebelerinden bahsediyorlar. Bazı neşriyatlar bunu yapmış, Atatürk’ün ismini de yazmışlar böyle şeylere Üstadın kabul etmediği şeylere toptan hepimiz razı değiliz, ittifak ettik. Üstadın vasiyetine uygun, Üstadın en son yanında kalan mutlak vekilimdir dediği kimselere sorsunlar, Ahmet Aytimur’a, Hüsnü Bayramoğlu’na, Sungur abiye “bu doğru bir şey mi” diye sorsunlar. İstişaresiz iş yapıyorlar. İstişaresiz neşriyat yapmasınlar.

ÜSTADIN YAPTIĞI TASHİHLER

Peki üstadın bazı tashihler yaptığı biliniyor, yani kelime tashihi yaptığı biliniyor. Şimdi bazı yayınlarda bu tashihlerin bir tür zorunlu yapıldığı, yani Türkçeleştirmek gibi. Üstad aslında Kürdi maslahını kullanmış, eski kitaplarında sonra bunları, Türk olan talebeler bunu Türkleştirmişler diyorlar.

Yok, katiyyen öyle bir şey yok. Üstadın kendi el yazısı, fotokopisi var. Abdulkadir de bunun üzerinde durdu. Sıddık Dursun diye biri vardı, onu susturacak deliller buldu, Üstadın el yazısı. Üstad bütün Kürdileri Nursi yaptı sonradan, yapmış kendisi bizzat yapmış, onlar kendi ırkçılıklarını gösteriyorlar.

Abdulkadir (Badıllı) abinin ismi geçmişken, Abdulkadir abiyi ilk defa Üstad Hazretlerine siz gönderdiniz. Üstad Hazretlerine ilk gidişinde, Üstad Zübeyir abiye demiş ki “alın şunun kafasını düzeltin” böyle bir şey duydunuz mu?

Duymadım öyle bir şey.

Abdulkadir abi kürtçe konuşmuş Üstad da hep Türkçe cevap vermiş. O yine Kürtçe konuşmuş Üstad yine Türkçe cevap vermiş sonra güya Zübeyir abiye demiş ki bunun kafasını biraz düzeltin öyle getirin.

Öyle mi demiş? Ben duymadım. Kendisinden de, ondan da duymadım.

Abdulkadir abiye sordum öyle bir şey var mı? “Mümkün değil” dedi.

Birisi Üstadın yanında Kürtçe konuşmak istedi Üstad konuşmadı “ben unutmuşum” dedi. Kürtçe konuşturmadı yani.

Bunu Abdulkadir abi kendisi de söyledi. “Ben Üstadla Kürtçe konuştum, o bana Türkçe cevap verdi.” “Sizinle hiç Kürtçe konuştu mu” dedim, “hayır hiç Kürtçe konuşmadı” dedi. Bunu bana söyledi. Peki neden?

Fitne çıkmasın diye Üstad öyle yapmıştır. Üstada hep böyle isnat ettikleri şey, ırkçılık Kürtçülük değil mi? Üstad fitneye kapı açmayacak şekilde hareket ediyordu. Üstad fitne çıksın ister mi?

GECE OLSUN GÜNDÜZ OLSUN, ELİMİZDEN GELDİĞİ KADAR KUR’AN OKUYORUZ

Hususi bir soru sormak istiyorum, bir gününüzü bize anlatır mısınız? Bir gününüz nasıl geçiyor?

Benim bir günüm tembellik içinde geçiyor. Gece kalkıyorum sabah namazını kılıyorum. Sabahleyin namazdan sonra tekrar yatıyorum, sonra kalkıyorum, benim gece olsun gündüz olsun, elimizden geldiği kadar Kur’an okuyoruz, Risale-i Nur okuyoruz, gelenlere Risale-i Nur okuyoruz, kimse gelmezse boş kalırsak bir yazı yazıyoruz. Ya başka bir kitap okuyoruz. Vaktimiz böyle geçiyor.

BEN NASIL KONUŞURDUM

Sizinle bir hayal kuracağız, Mısır Ezher Üniversitesinin ev sahipliği yaptığı uluslararası Risale-i Nur kongresi yapılıyor. Bütün dünya milletleri temsilcileriyle bu kongreye katılıyorlar, Japonlar kesbi medeniyeti anlatıyorlar, Almanlar bahtiyarca hidayetlerini paylaşıyorlar, Amerikalılar İslami hürriyeti öğrenmeye çalışıyorlar, Ruslar Tabiat Risalesinden ders okuyorlar, Araplar İşaratül İcaz’ın yeni ciltlerini hazırlıyorlar, İskandinav ülkeleri Risale-i Nurdan içtimai ve siyasi meselelere hazırlanıyorlar, Avusturalyalılar kendi kıtalarında yaptıkları Medresetüzzehra’yı tanıtmaya çalışıyorlar, İranlılar Cevşen’in manasını Risale-i Nurdan anlamaya çalışıyorlar ve dünyanın bütün televizyonları orada, bütün gazeteciler orada bu mesajları dünyaya canlı aktarıyorlar. Türkiye adına da Bediüzzaman Said Nursi’nin talebesi Abdullah Yeğin katılıyor. Mikrofon sizin.

– Ben ne diyebilirim Risale-i Nurdan tevhid bahislerini okurum, “birlik beraberlik zamanıdır, hepiniz iman hizmetini esas gaye yapın, madem bütün peygamberler (AS) ahiretin varlığından, cennetten cehennemden bahsetmişler evvela ebedi hayatımızın kurtulması için tek çare imanımızı kuvvetlendirmeliyiz, kurtarmalıyız, Kur’an-ı Kerim’in imani ayetlerini çok okumalıyız. Risale-i Nuru hep bir arada bütün dünyaya neşre çalışmalıyız” diye konuşurum o kadar.

BUNDAN SONRA DA ALLAH ÖMRÜMÜZÜ İSLAMİ SAHADA GEÇİRİR İNŞALLAH

Ağabey Allah sizden Razı olsun. Çok teşekkür ediyoruz.

Ben de size teşekkür ediyorum. Benim bu kadar konuşmama, böyle başıma gelen bazı kusurlu da olsa hizmetlerimizi -inşaallah Allah kabul eder- anlatmamıza vesile oldunuz. Üstadımın teşvikiyle bundan sonra da Allah ömrümüzü İslami sahada geçirir inşallah.

Cenab-ı Hak kusurlarımızı affetsin, bizi hizmeti imaniyede Rahmetiyle istihdam etsin… Üstadımıza layık talebe etsin… Cümlemizi istihdam altında, Üstadımızın dediği gibi, “kimde Risale-i Nura bir muhabbet hasıl olursa o istihdam altındadır” diyerek imana aykırı bir hareket yaptırmadan, İslamiyete uygun hayat geçirsinler inşaallah… Herkesten istediğimiz budur.

Allah razı olsun…

Cümlemizden…

(Son)

 



Etiketler: , , ,
Kategoriler: Nur Talebeleri Röportaj

Yorumlar (1 Yorum)

  • Maşallah, barekallah Ağabeyimize! Ben çok istifade ettim. Allah nahmet eylesin! Bizi onun sahih mesleğinden ve safi meşrebinden ayırmasın! Amin. Ruhuna Fatiha!

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?