Nakıp Ali

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Nurdanhaber – Prof. Dr. Sıtkı GÖKSU

Bu yazımda Nakıp Ali ile ilgili bir bilgiyi siz okuyucularımla paylaşacağım.

Bundan önce Gaziantep’li olup yakında vefat eden ve Nakıp Ali ilgili yazıyı kaleme alan Ülkü Tamerden çok kısa bahsedelim.

Ülkü Tamer kimdir? 1937 yılında Gaziantep’te doğmuştur. 1950’li yıllarda ortaya çıkan İkinci yeni şiir akımının önde gelen temsilcilerinden biridir.

Yetmişin üstünde kitap çevirmiş, şiir antolojileri hazırlamıştır.

1937’de Gaziantep’te dünyaya geldikten sonra çocukluğu ve ilköğrenim yıllarını Gaziantep’te geçirdi. Ortaöğrenimine İstanbul’da devam etti. Robert Kolej’den 1958 yılında mezun oldu. Lise yıllarında şiirleri edebiyat dergilerinde yayımlanmaya başladı.

1991 yılında dört öyküsünü içeren “Alleben Öyküleri” adlı öykü kitabını, 1997’de ise “Alleben Anıları” adlı öykü kitabını yayımladı. Bunu, 1998’de yayımlanan “Yaşamak Hatırlamaktır” adlı anı kitabı izledi. Oyunculuk dönemi anılarını içeren “Bir Gün Ben Tiyatrodayken” 2003’te yayımlandı.

Euripides, W. Shakespeare, A. Çehov, B. Brecht, A. Miller, E. lonesco, J. Steinbeck, T. S. Eliot, H. Ibsen gibi yazarlardan otuzun üzerinde oyun çevirdi. Bu oyunlarının pek çoğu özel tiyatrolarca sahnelendi. Birçok şiir antolojisi de hazırladı.

Şair, gazeteci, oyuncu ve çevirmen Ülkü Tamer, 81 yaşında Muğla’nın Bodrum ilçesinde hayatını kaybetti.

Ülkü Tamer’in Nakıp Ali ile ilgili yazısının bir kısmını sizlerle paylaşıyorum.

Nakıp Ali’nin sineması yine açıldı

Sırtlarında koca tahtalarla kenti dolaşırlardı. İkişer afiş çakılı olurdu tahtalarda. Üstteki afiş, iyi filmin afişiydi hep. Ellerindeki çıngırakları çalarak bağırırlardı: “Bugün gündüz Nakıp Sineması’nda iki şaheser film birden… Saat tam iki buçukta…” “Meslektaş” larıyla karşılaşırlardı bazen. “Bugün gündüz Yıldız Sineması’nda” sesleri “Bugün gündüz Baydar Sineması’nda”ya karışırdı.

Biz çocuklar da peşlerine takılır, afişleri seyrederek, Antep sokaklarını onlarla birlikte adımlardık. Çığırtkanlarla ve oyuncularla birlikte.

Sinema iki buçukta mı başlıyor, biz on ikide kapıda olurduk. Bir buçukta da salonda. Filmleri daha önce görmenin ayrıcalığı çok, ama çok önemliydi. Neler olacağı daha önce anlatılırdı. Kimse de yadırgamazdı bunu. Ziller çalınır, ışıklar söner, “heyecan doruğa ulaşır”, ilk film başlardı.

Seyirciler arasında dolaşan şerbetçilerin bakır taslarından meyan şerbeti içerek beyaz perdeye karışırdık.

Sinema, dünyaydı. Sinema her şeydi.

Kurban Bayramı ya da Şeker Bayramı yaklaşırken, King Kong’la Dev Adam’ı bir daha göreceğimizi bilirdik. Bu ikisi, bayramların değişmez filmleriydi. Nakıp Ali’nin eski ahşap Asri Sinema’sı tıklım tıklım dolardı. Yer bulamayanlar, koltuk aralarına, locaları birbirinden ayıran bölmelere, tağaların (pencerelerin) kenarlarına otururdu. Antep yazına kalabalığın sıcak soluğu d a karışınca hepimiz kan ter içinde kalır, Alleben’e kırk kere düşmüş gibi sırılsıklam olurduk. Sinemanın pencereleri açılırdı. İçeriye dolan aydınlıkta beyazperde tam bir “hayal perdesi”ne dönüşürdü.

Korku filmlerinin yeri ayrıydı. Nakıp Ali’nin sineması da o korku filmlerinin havasına pek uygun düşüyordu. Perdenin yanında odun sobası. Salonun ortasında sütunlar. Gıcırdayan tahta koltuklar. Sinema, Frankenştayn’ın şatosunun bir uzantısıydı sanki; perdedeki dekorun bir parçasıydı. Biz de olayları uzaktan izleyen seyirciler değil, film bittiğinde nasılsa sağ kalmayı başarabilen tanıklardık.

Nakıp Ali, Güney Doğu Anadolu’da sinema açan ilk kişiymiş. Ahşap Asri Sinema (sonradan “altı beton, üstü beton Nakıp Sineması” oldu) açılınca, Antepliler bu yeniliğe büyük ilgi göstermişler. Nakıp Ali, “Sinemam öğrencilere bedava. Büyükler de gece okuluna yazılıp müdürden kağıt getirirlerse, onlara da bedava,” demiş. Koca koca adamlar, sinemaya gidebilmek için gece okuluna yazılıp okuma yazma öğrenmişler.

Böylesine bir okuma yazma seferberliğinin komutanıydı Nakıp Ali.

Nakıp Ali’nin adı yıllar sonra Antep’te yine gündemde. Geçen hafta açılan bir sinema kompleksine, oğlu Doğan Nakıboğlu’nun çabaları sonucunda onun adını verdiler. Açılış gecesinde de yaşamıyla ilgili harika bir belgesel gösterdiler.

Keşke bu belgeseli bir televizyon kanalımız da yayımlasa… Ülkemizde sinema sevgisini geliştiren bu önemli kişiyi Antep dışına da taşısa…

Bağlantı



Etiketler: ,
Kategoriler: Prof. Dr. Sıtkı Göksu

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?