Teşhirgâh

Nurdan Haber Haber Merkezi | |
 

Senenin belli günlerinde çeşitli fuarlar açılır. Her firma kendi ürünlerini sergiler, tanıtımını ve satışını yapar.

Halık-ı Zülcelâl Hazretleri de bu muhteşem kâinat sarayında sayısız harika eserlerini teşhir etmiş; her varlık üstünde vahdet sikkesini ve ehadiyet mührünü koymuştur.
Kudreti sonsuz olan Cenab-ı Hak; semanın yüzünde sayısız yıldızları kemal-i hikmetle süsleyip yerleştirmiş, onları haşmetle çok hassas ve ince bir nizamla döndürmektedir. Yüce Allah, o sayısız yıldızlarları melaikelerin menzili, tayyaresi ve mescidi yapmıştır.

Cenab-ı Hak; ağaçlarda çeşitli meyveleri, tarlalarda hububatları, bostanlarda sebzeleri, dağlarda mütenevvi madenleri ve çiçekleri, denizlerde çeşitli balıkları, şehirlerde de milyarlarca insanı sergilemektedir.

Yüce Allah, her bir insanı harika bir model yapmış, onu enfusi ve afakî nice duygularla ve cihazlarla donatmış; kafasında sayısız saç, iç âleminde yüz trilyon hücre, milyarlarca alyuvar sergilemiştir.

Her şey O Kadar Hikmetli Yaratılmış ki;

Yüce Yaradan, hayvanları ve insanları yaratmadan önce onların sofralarını hazırlamış; gözler yokken güneşi yaratmış, mide sahibi hiçbir varlık yeryüzüne çıkmamışken gıdaları hazırlanmıştı. İşitme özelliğine sahip kulakları yaratmadan evvel, bunu sağlayacak hava unsurunu tanzim etmişti. Yüce Allah kâinattaki her şeyi, misafirlerinin istifadesine göre hazırlamıştı.

Halık-ı Kerim önce havayı yarattı; sonra ciğerleri. Önce otları yarattı; sonra otla beslenen hayvanları. Önce atı yarattı; sonra ona binecek insanları. Özetle misafirler gelmeden her şey hazırdı.

Formun ÜstüFormun Altı Halık-ı Zülcelâl Hazretleri, her canlının hayatını devam ettirebilmesi için gerekli bütün şartları en mükemmel bir şekilde hazırlamıştır. Balıkları suda rahat bir şekilde yaşatan ve yüzdüren Allah, kuşları da havada kolayca uçabilecek bir mahiyette yaratmış, tavukların uçmasına müsaade etmemiştir. Şayet tavuklar da uçabilselerdi onların yumurtalarından istifade edemezdik.

Kurt ve aslan gibi hayvanları, avlarını rahatlıkla yakalayıp parçalayacak bir vaziyette yaratan hikmet ve kerem sahibi Rabbimiz, koyunu uysal olarak yaratmıştır.
İnsanların hizmetine verilen at, sığır ve koyun gibi hayvanlar ot ve samanla beslenmektedirler. Şayet bu hayvanlar da etle beslenseydiler onlara bakmamız mümkün olmazdı.

Rezzak-ı Kerim her canlıya ayrı ayrı sofralar sermiş amma en mükemmel sofrayı insanlar için kurmuştur. Misafirin kıymeti sofrasından belli olur. Bir yere üst düzey bir yönetici gidecek olsa, hazırlıklar önceden yapılır ve en güzel yemekler hazırlanır. Kâinatın başmisafiri ve onur konuğu insan olduğu için, en güzel sofralar onun için hazırlanmış, diğer misafirler, bu aziz misafirlerin sayesinde o nimetlerden istifade etmektedirler. Bu kadar sayısız ve harika nimetlere mazhar olan misafirlere yakışan da mihmandarlarını razı etmek, O’nun izni dairesinde yiyip, içmektir. Derler ya; “Misafirin iyisi, ev sahibine tabi olandır.”

Bu kâinat sarayının en aziz ve en mükerrem misafiri olan insanlar, “Padişahın marzîyatı dairesinde amel” ederlerse, cennete layık kıymet alırlarsa; “Has ve yüksek ve tavsif edilmez diğer bir saraya dâvet” edilecekler, “Cevvâd-ı Melik’e lâyık ve öyle mutî ahaliye şâyeste ve öyle edepli misafirlere münasip ve öyle yüksek bir kasra şâyan bir sûrette ikrâmlara” mazhar olacaklardır.” (Bediüzzaman, 11. Söz)

Dünya Ahirete Nispeten Gölgedir

Bu kâinat sarayında teşhir edilen her şey cennetteki nimetlerin numunesi ve gölgesidir. Gölge ile asıl arasındaki fark ne ise cennetteki meyveler ile dünyadaki meyveler arasındaki fark da odur. Dünyadaki insan ile cennetteki insan arasındaki fark da gölge ile asıl arasındaki fark gibidir. Gölge sadece asıldan haber verir, kime ait olduğunu gösterir ama onun hiç bir hususiyetini taşımaz.
Naylondan yapılmış meyvelere uzaktan bakınca gerçek meyve gibi görünür. Gerçek elmada olan hiç bir özellik onlarda yoktur. Onlar sadece şeklen meyveye benzerler.

“Demek değmez ki alınsa, çürük maldır hep bu çarşıda.

Öyle ise geç, iyi mallar dizilmiş arkasında…”

Çocuk ağlayınca ağzına yalancı meme verilir. Bebek onu gerçek meme zanneder, iştahla emer amma karnı doymaz. Dünya da yalancı bir meme gibi bizi oyalar, aldatır. Bir kişinin rüyasında yemek yemesi karnını doyurmaz. Uyanınca karnının aç olduğunu hisseder. “İnsanlar uykudadır ölünce uyanırlar” hadisi de bize bu dersi verir. Buradaki nimetler, ebedi nimetlere iştiyakımızı arttırmak içindir.

Dünyayı Nasıl Okumalı?

Yüce Allah bu kâinat sarayında teşhir ettiği harika eserleri tefekkür etmesi için, insana akıl gibi en büyük bir nimeti lütfetmiştir. İnsanı diğer canlılardan tefrik eden akıldır. Aklın en mühim vazifesi ve en mükemmel meyvesi tefekkürdür. Bunun içindir ki, Yüce Allah birçok ayette düşünmemizi, o harika eserleri okumamızı emretmektedir. Zat-ı Zülcelalin varlığına ve birliğine güneş gibi ayna olan eşsiz ve harika eserleri okumayan, yaratıcının sonsuz kudretini, mutlak iradesini, nihayetsiz fiillerini tefekkür etmeyen akılda hiç bir hayır yoktur.

Aklını Kur’an ve sünnet ışığında kullananlar dünyayı şöyle okurlar:

Dünya bir kitaptır; güzel okumalı, manasını anlamalı, mahiyetini bilmeli ve cazibesine kapılmamalıdır.

Dünya ahretin tarlasıdır; güzel şeyler ekmeli ve mahsulünü muhafaza etmelidir.

Dünya bir mekteptir; tahsilini güzel yapmalı ve ahrete layık kıymet almalıdır.

Dünya bir ticarethanedir; alışverişi güzel yapmalı, kârını muhafaza etmeli, parayı kalbe değil, kasaya koymalıdır.

Dünya geçici bir seyrangâhtır; ibret nazarı ile bakmalı, çirkin yüzüne değil,  Cemil-i Baki’ye bakan gizli ve güzel yüzüne dikkat etmeli ve ona bağlanmamalıdır. Güzellikleri gösteren perdelerin kapanmasıyla akılsız çocuklar gibi ağlamamalıdır.

Dünya bir misafirhanedir; kimin misafiri olduğunun farkında olmalı,  Mihmandar-ı Kerim’in izni dairesinde hareket etmeli, kanunu dairesinde iş yapmalıdır. İnsandan ayrılan ve ona ait olmayan şeylere bağlanıp boğulmamalıdır.

Dünya daima tazelenen ve gelip geçen aynalar mecmuasıdır. Aynada tecelli eden esma tecellilerini okumalı, zevale ve kırılmaya mahkûm olan cam parçalarına bağlanmamalıdır.

 


Etiketler: ,
Kategoriler: Yüksel Uca

Yorumlar (1 Yorum)

  • araştırmacı-yazar Bilge Salih

    Bu yazıyı Vicdan gözüyle okumak gerekir. Vicdan gözüyle okunduğu zaman yaratılış hakikatini haykırdığı anlaşılacaktır. Güzel bir yazı

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?