Peygamberim

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Peygamberim

 

Sen gelmeden her yer koyu karanlık 
Küfre, dalalete girmiş insanlık 
Bir şems gibi her tarafı aydınlık 
Eyledi senin nurun peygamberim

 

Yer çatlak, esen rüzgârlar zehirli 
Gözler hasetle dolu, nas kibirli 
Kalpler tefessüh etmiş, ruhlar kirli 
Kömürü, elmas ettin peygamberim

 

Her yerde kan akardı oluk oluk 
İnsanlar nefesinle aldı soluk 
Yaratılan en mükemmel, ilk mahlûk 
Senin âli nurundur peygamberim

 

İnsanlar cahil, gaddar, zalim vahşi 
Cehalet devrinin yoktur bir eşi 
Sensin sırlar semasının güneşi 
Ziyan her yere gitti peygamberim

 

Müjdeledi seni, Kâhinle Rahip 
Sana hep kanat gerdi Ebutalip 
Küfre, şirke ve zulme geldin galip 
Huzuru tesis ettin peygamberim

 

Her zaman giderdin Gar-ı Hira’ya 
Hep düşünür, sığınırdın Mevla’ya 
Hazır olduğunda ulvi davaya 
Yaşın kırka ermişti peygamberim

 

Ümmi idin, Hak idi senin hocan 
Gelmeden âlemi sardı heyecan 
Yolunda feda edildi nice can 
Kalplerin mahbubusun peygamberim

 

Yaratılmışların en ekmelisin 
Bir şifahanedir mübarek elin 
Allah’ı en iyi tanıyan sensin 
Marifette eşsizsin peygamberim

 

Getirdiğin din, en mükemmel dindi 
Seninle âleme nev bahar geldi 
Bütün gariplerin gözyaşı dindi 
İnsanlığa rahmetsin peygamberim

 

Sayende mazlumların yüzü güldü 
Sava nehri kurudu, ateş söndü 
Kupkuru topraklar bahara döndü 
Nisan yağmuru oldun peygamberim

 

Bedr-i münirdir o mübarek yüzün 
Yusuf’ta da yoktu sendeki hüsün 
Nice gaybi sırları gördü gözün 
Ulvi yerleri gezdin peygamberim

 

Güzel ahlakın mücessem misali 
İstikamet üzeredir her hali 
Vakar, ubudiyet, şefkat timsali 
Merhamette yok dengin peygamberim

 

Himaye ettin yetimi, muhtacı 
Bütün dertlerin tesirli ilacı 
Ruhların sultanı, başların tacı 
Şefkatte yok benzerin peygamberim

 

Her güzel hasleti bizlere verdin 
Ümmetin idi senin bütün derdin 
Onlar için her an dua ederdin 
Niyazda yok emsalin peygamberim

 

Düşmanın pek çoktu, rahat uyurdun 
‘Rabbim beni korur’ diye buyurdun 
Terk etmek zorunda kalmıştın, yurdun 
Kan dökmeden fethettin peygamberim

 

Dünyaya üstat oldu sahabeler 
Sayende hayat buldu viraneler 
Verilen emsalsiz, nurlu meyveler 
Hepsi senin mahsulün peygamberim

 

İnsanlar çevrende oldu pervane 
Huzur, saadetle doldu her hane 
Mihrabın Mekke, minberin Medine 
Tüm yeryüzü mescidin peygamberim

 

Çok düşkünsün, harissin ümmetine 

Aciziz, muhtacız hep himmetine 
Rabbimiz bağışlasın hürmetine 

Uzat şefkatli elin peygamberim

 

Âlemlerin çekirdeği, esası 
Kuran’ın nurlu ve canlı levhası 
Ümmetinin felahıdır, tasası 
Nice gözyaşı döktün peygamberim

 

Risaletin sürdü yirmi üç sene 
Herkesi davet ettin ulvi dine 
Toprağa attığın her küçük dane 
Meyveli ağaç oldu peygamberim

 

Göç ettiğin zaman sonsuz âleme 
Ashabı gark ettin derin mateme 
Dertlere çare, kefildin yetime 
Şefkatte de yok eşin peygamberim

 

Tanırdı seni var olan her mevcut 
Her zaman gölge ederdi bir bulut 
Bu zelil Yüksel’in de elinden tut 
Esirgeme himmetin peygamberim

 

 

                          Yüksel UCA



Etiketler:
Kategoriler: Yüksel Uca

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?