Nurdan Haber

İnsanlık Tarihinde Nurani Gençlik Örnekleri

İnsanlık Tarihinde Nurani Gençlik Örnekleri
18 Mayıs 2018 - 14:25

DKM Akademi 11-13 Mayıs tarihleri arasında Diyarbakır’da Büyük Gençlik Festivali çerçevesinde doğu ve güneydoğu anadolulu liseli gençlere panel tertip etti. Liseli gençlerin panelde yaptıkları sunumların İKİNCİSİNİ bu gün sizlerle paylaşıyoruz.

nurdanhaber.com

İNSANLIK TARİHİNDE NURANİ GENÇLİK ÖRNEKLERİ

1.İnsaniyet Âleminin Yıldızları: ENBİYALAR (A.S)

2.Asr-ı Saadette Gençlik Timsalleri

3.Bediüzzaman ve Talebelerinden Gençlik Örnekleri

Biz gençlerin, hem dünyada hem ahirette kendimize ebedi fayda sağlayan hakikatlere yönelmesi gerekmektedir. Günümüzde ise gerçek Müslüman rehberlerin ve gençliğe her daim en iyi örnek olacak kahramanların unutulmaları için yapay ve sahte kahramanlar ortaya çıkarılmakta, gençlik maddi ve manevi yönden zehirlenerek uçuruma sürüklenmektedir. Bu dehşetli ve sinsi plan çerçevesinde günümüz gençliği hakiki kahramanları rol model almak yerine; sahte kahramanları rol almakta ve dolayısıyla toplum hayatımızın temel dinamiklerini sarsmaktadır. Hâlbuki bizler geriye dönüp baktığımızda kendimize rol model olacak büyük şahsiyetleri görebilmekteyiz. Kur’an’da;

  • iffet abidesi Hz. Yusuf ve Hz. Meryem,
  • ateşe atılacağını bile bile Allah’ın birliğini haykıran Hz. İbrahim,
  • Şuayb’ın kızlarının edep ve hayâsı ve
  • Musa’nın cesaretli tavrı,
  • inançları uğruna zalim hükümdara boyun eğmeyen Ashab-ı Kehf ;

Örnek şahsiyetler olarak bizlere anlatılmaktadır. Ve daha saymakla bitiremeyeceğimiz çok örnekleri mevcuttur. Bizler ise birkaç tanesine değinmekle yetineceğiz.

1.İnsaniyet Âleminin Yıldızları: ENBİYALAR (A.S)

Peygamberler hem maddi hem manevi alanda beşere Üstad ve ustabaşı olmuşlardır. Peygamberlikleri yönünden manevi sahada örnek oldukları gibi beşeri yönleriyle de insanlığa, şahsi, ailevi ve sosyal hayatta da en güzel örnek olmuşlardır. Hayatlarının en kıymetli evresi olan gençlik dönemini taatte, iffette ve namuslulukta sarf etmişlerdir. Bu yönüyle ahir zaman gençliğine en güzel örnek olmuşlardır.

İffet timsali Hz. Yusuf (as)’ın ibretlik hayatı yeryüzündeki bütün gençlere en iyi ve müşahhas bir örnektir. Kur’an-ı Kerimde, “kıssaların en güzeli” diye adlandırılan Hz. Yusuf kıssasında kardeşlerinin kıskançlık duygularına muhatap oluşundan; bilhassa insan için sınavların en zorlarından biri olan, bir gencin “iffetli ve namuslu” duruşuna kadar örnek teşkil eden olaylarla örülüdür.

Zamanımızda ise işlenebilen günahlar o kadar sıradanlaşmış ki adeta hayatın en hararetli zamanı olan gençlikte kafalar gaflet kumuna sokulabilmektedir. Her şeyi gören-bilen Allah’ı ve ölüm ve kabri unutabilen bir profil karşımıza çıkmaktadır. Bu tuzağa karşı nefis ve şeytanın insanı daima kötülüğe ittiğini bilmek ve her yerde hazır ve nazır olan Allah’ı unutmamak en birinci görev olmalıdır. Sürekli ölüm ve cehennem hakikatlerini göz önünde bulundurup şiddetle o günahtan uzaklaşmamız gerekmektedir.

Başka bir cihetten de bizlere örnek teşkil eden tefekkür timsali Hz İbrahim(as)’dır. Ünvanı Halilullah olan ve insanlığa örnek gösterilen Hz. İbrahim(as)’ın gençliği de dikkat çekicidir. Hayatının her safhasında gençliğe ibret dolu vesikalara sahne olunan Hz. İbrahim(as)’ın en dikkat çekici özelliklerinden birisi de irşat ve tenvir ettiği kavmini tefekküre ve dikkatli düşünmeye sevk etmesidir. “Doğru işleyen muhakeme, onun sanata bakıp sanatkârı, esere bakıp müessiri, fiile bakıp faili bulmasını sağlamıştır.” Kur’an ona bu doğru muhakemenin Allah (cc) tarafından verildiğini söylemektedir. Günümüzde gelinen noktada ise akıl ve kalbin arka plana itildiğini, his ve heveslerin ön planda olduğunu, hakikate karşı gözlerin göremez duruma gelebildiğini, umursamazlık ve tembellik hastalıklarının hâkim olabildiğini görmekteyiz.

Hz. İbrahim(as), pederini iman ve tevhit hakikatlerine davet ederken pederinin tüm hakaretlerine ve tepkilerine rağmen edebi ve hürmeti elden bırakmayarak “Ey babacığım!” diye hitapta bulunmuştur. Edeple yoğrulmuş bu vakıa, günümüz gençlerinin taşkınlıkları neticesinde ortaya çıkan; anne ve baba hakkını bilmeyen, aile hayatını mahveden olaylara karşı bizlere ibretlik dersler vermektedir.

Bir diğer rehberimiz olan; tevekkül ve teslimiyet abidesi Hz. İsmail (as) daha gençken Rabb’ine hakkıyla iman etmiş, emir ve yasaklarına muhabbetle sımsıkı bağlanmıştır.  O’ndan ne musibet gelirse hayır olduğunu bilmiş ve sabırla, rızayla mukabele etmiştir. Çünkü “Cemil-i Mutlaktan cemil gelir, hayr-ı mutlaktan hayır gelir, abes bir şey gelmez” hakikatini kendine düstur ittihaz edip Allah’ın her emrine kendini mutlak itaatkâr bilmiştir. Tevekkülü ve teslimiyeti unutabilen ahir zaman gençlerine en iyi örnektir.

2.Asr-ı Saadette Gençlik Timsalleri

Asr-ı saadet; tarih olarak her ne kadar bin dört yüz sene öncesine dayansa da irfan, ahlak, fazilet, iman gibi hakikatler noktasında beşerin en nihai noktasını tayin etmiş ve zaman ipine asılmış asırların, güneşi hükmünde olmuştur. Dolayısıyla asr-ı saadet bu noktada bütün asırların öğretmeni olmuş ve öyle gençlik timsalleri yetiştirmiştir ki insanlığı düştüğü cehalet karanlığından irfan aydınlığına çıkarmıştır. Şimdi bu timsallerden birkaçına değinelim.

Öncelikle rehberlerin rehberi olan Hz. Muhammed(asm)’dan dan başlamak istiyorum. Nitekim Resul-i Ekrem’in (asm) yolu takip edilecek en selametli yoldur. Çünkü bir Müslüman; hem enbiyayı, hem Rabb’ini hem bütün kemalatı Muhammed-i Arabi(asm) vasıtasıyla biliyor. O hayatın her alanında olduğu gibi gençlik noktasında da bizler için en büyük örnektir. “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol”ayetini esas aldığı için bütün sözlerinde, fiillerinde ve hallerinde bizlere en güzel örnek teşkil etmektedir.

Peygamberlikten önce de içinde bulunduğu cahiliye devrindeki en ufak bir batıl ahlaka meyl etmemiş, her daim güzel ahlak timsali olmuştur. Nitekim insan-hayvan ayırt etmeksizin merhametli olması, doğruluğu her haliyle yaşaması, iffet ve namusluluktaki pür dikkati, ibadet ve taatteki fevkalade ciddiyeti, en yüce ahlaka sahip olması ve daha sayamayacağımız edebin bütün çeşitlerinin O’nda bulunması bizim için en iyi örnektir. Malumdur ki dost ve düşmanın ittifakıyla “Muhammed-ül Emin” sıfatıyla vasıflandırılması da buna en büyük delildir.

Peygamberimiz (asm)  gibi ashabı da aynen saydığımız bütün meziyetlere sahip olabilmek için hayatlarını feda edercesine gayret göstermişlerdir. Bunlardan birkaçına değinelim.

Çoğu sahabi gibi Hz. Ali (r.a)’da gençken hatta on yaşında bir çocukken İslamiyet’le tanışıp “ilk müslüman çocuk” ünvanını almıştır.  Peygamberlerin peygamberi, kâinatın muallimi Resul-i Ekrem aleyhissalatuvesselamın elinin altında yetişmiş olmanın verdiği yüksek iman ve ilimden dolayı, Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer gibi önde gelen sahabiler bile ilmi meselelerde ona danışmışlardır. İlim sahasında olduğu gibi cesaret ve şecaatte de ilk sıralardadır. Nitekim Bedir savaşında sahneye çıkan ilk üç sahabeden biri olmuştur.

İman ve takvanın gerektirdiği şekilde yaşayan Muaz b. Cebel (r.a)ise, Peygamber’imiz (asm)’ın“haram ve helali en iyi bilen” iltifatına mazhar olmuştur. Ayrıca yeni Müslüman olanlara İslamiyet’i anlatma hususunda “muallimlik” vazifesini üstlenmiştir.

Yaşı küçük ruhu büyük olan sahabelerden biri de Usame b. Zeyd’dir. Çocukluğunu Hz. Muhammed (asm)’ın yanında geçiren Usame b. Zeyd (r.a), daha 18-20 yaşlarında iken İslam Ordusunun komutanlığını yapmıştır. Hatta komutanı olduğu orduda ondan yaşça çok daha büyük olan Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer gibi zatlar da bulunmuştur. Dolayısıyla Peygamberimiz (asm)’ın Usame b. Zeyd (r.a)’ın yaşına bakmadan ona görev vermesi ve onun da o sorumluluğu üstlenip hakkıyla eda etmesi bizler için en güzel örneklerden biri olmuştur.

Bizlere maddi ve manevi alanda her yönüyle en mükemmel örnek olan “cennette gençlerin efendileri” müjdesine mazhar Hz. Hasan ve Hüseyin(r.anhume) gibi daha nice sayamadığımız, ahir zaman gençliğine en güzide örnekler olan sahabe efendilerimiz mevcuttur. Dolaysıyla bu güzide kahramanları rol model alıp iki hayatın saadetine mazhar olmak en önemli vazifemiz olmalıdır.

3.Bediüzzaman ve Talebelerinden Gençlik Örnekleri

Bediüzzaman hazretlerinin yaşadığı döneme baktığımızda, bütün okların iman ve İslamiyet’e karşı çevrildiğini görmekteyiz. Dehşetli planlarla iman erkânlarının kökünün kazınmak istendiği, âlimlerin asıldığı, cami ve medreselerin kapatılıp ahırlara çevrildiği, manevi çöküntülerin yaşanıldığı dehşetli bir dönem olarak görmekteyiz. Bu asırda din ve İslâmiyet düşmanları, evvelâ imanın esaslarını zayıflatmak ve yıkmak plânını, programlarının birinci maddesine koymuşlardı. Böylesine dehşetli bir asırda iman ve İslamiyet aleyhine hücumların arttığı bu dönemde -neticesinde hapis ve idam dahi olsa- sadece ve sadece sarığı başında, cübbesiyle ve bir avuç talebesiyle mücadele eden Bediüzzaman ve genç talebelerini görüyoruz.

Bediüzzaman hazretleri daha küçük yaşlarda iken ilme merak sarıp, büyüklerin meclislerine gidip iyice dinleyip, istifade ederdi. Dolayısıyla daima işleyen ve düşünen biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bediüzzaman hazretleri gençken tek bir gaye-i hayali vardı: İslamiyet’in en yüksek gayesi olan “Tevhid” hakikatini gönüllerde yerleştirmekti. Küfrün en dehşetli şekilde yaşandığı devirde dağlar gibi imanı onun kalesi olmuş. Şecaati ve izzet-i İslamiyeyi muhafaza namına en zalim kumandanlara boyun eğmemiş, zulmünü onların suratına çarpmış ve idamı bir terhis tezkeresi olarak görmüştür.

Bediüzzaman hazretleri gençliğinde Kuvve-i şeheviyenin yemek, içmek, uyumak ve konuşmak gibi tüm teferruatında iffetli yaşamıştır.  “Nefsinin arzusunu kendisine ma’bud edinip onun her emrine uyan kimseyi gördün mü?” ayetinin tehdidinden azami derecede çekinmiştir. Gerçek hürriyetin ise nefsin esaretinden kurtulup Allah’a abd olmakla mümkün olabileceğini söylemiştir.

Bediüzzaman’ın iffet hassasiyeti denince akla Bitlis Valisi Ömer Paşa’nın konağında kaldığı sırada yaşanan hadise gelir. Vali Ömer Paşa – zekâ ve faziletini takdir ettiği- Bediüzzaman’ı evinde misafir etmiştir. Valinin konağında -üçü büyük, üçü küçük- altı kız çocuğu olmasına rağmen Bediüzzaman iki sene konakta kaldığı halde üç büyükleri tanımayıp “ilmin izzetini” muhafaza etmiştir.

Üstadımızın talebeleri de saydığımız bütün bu meziyetlere sahip olabilmek için gayret göstermişlerdir. Üstadımızın etrafı, sekiz yaşından seksen yaşına kadar bütün nesiller tarafından sarılmış ve talebeleri çok zor şartlar altında bile Onu yalnız bırakmamışlardır. Böylelikle Risale-i Nurları genç, ihtiyar, cahil, aydın, fark etmeksizin herkes okuyup istifade etmiştir.

Barla, iman hizmetinin ve Risale-i Nur telifinin başlandığı ilk merkezdir. Burada her türlü zorluğa göğüs geren, Muhacir Hafız Ahmet, Şamlı Hafız Tevfik, Albay Hulusi, Hüsrev, gibi genç ve dinamik Nur Kahramanları Üstadımızın yanında olup Nur hizmetini sadakatle sürdürmüşlerdir.

Zübeyir Ağabey, henüz yirmi dört yaşında bir gençken Üstadımızı tanıyıp Risale-i Nur hizmetine girmiştir. Hayatını bu davaya vakf edip hizmetteki ciddiyeti ve sadakatiyle birinciliğini ispat etmiştir. Bu vesileyle Üstadımızın “Ben Zübeyir’imi Kâinata değişmem!” iltifatına mazhar olmuştur. Ayrıca iman aşkıyla yanıp tutuşan Zübeyir Ağabey, Hâkime; “Eğer komünistler mürekkep ve kâğıdı yok etmek imkânını da bulsalar, benim gibi birçok gençler ve büyükler fedai olup hakikat hazinesi olan Risâle-i Nur’un neşri için, mümkün olsa derimizi kâğıt, kanımızı mürekkep yaptıracağız” demiştir.

Diğer Ağabeylerimizden örnek verecek olursak;

  • Kastamonu lise yıllarındayken Üstadı tanımış ve hizmetine girmiş “Ağabeylerin Ağabeyi” Abdullah Yeğin Ağabey,
  • Genç bir muallimken muallimliği bırakıp Üstadımızın hizmetine giren “Fenafin Nur” Mustafa Sungur Ağabey,
  • On dört yaşındayken Üstadımızın hizmetine giren zeki ve çalışkanlığıyla “Nur’un kahramanı” iltifatına mazhar Ceylan Çalışkan Ağabey,
  • On altı-on yedi yaşındayken hapse girip işkencelere maruz kalan ve Risale-i Nur’ları Uzak Doğu’ya götüren “manevi evladım ve fedakâr hizmetkârım” iltifatına mazhar Bayram Yüksel Ağabey,
  • Genç yaşta Üstadımızın hizmetine girip hayatını bu hizmete vakf eden Risale-i Nurlarındünya çapında yayılmasına büyük oranda vesile olan mütevazılığıyla bizlere örnek teşkil eden “Mehmet Fırıncı Ağabey”
  • Genç yaşta Üstadımızın hizmetine giren Üstadımızın “Seni, hem Zübeyir, hem Bayram, hem Ceylân, hem Hüsnü, hem Tahirî, hem de Abdülmuhsin gibi kabul ettim. Risale-i Nur’a hizmet eyle” iltifatına mazhar, namazlarına azami derecede dikkat etmesiyle“namaz kahramanı” olarak tanınan gençliğe en güzel bir örnek teşkil eden “Mehmet Emin Birinci Ağabey”
  • Henüz gençken Üstadımızın hizmetine girip ömrünü bu hizmete vakf eden Risale-i Nurların naşiri olan Üstadımızın “On şeyhülislam’a değişmem” iltifatına mazhar Ahmet Aytimur Ağabey,
  • Çocuk yaşta Üstadımızın hizmetine girip genç ömrünü hizmette geçiren “mutlak vekilim” iltifatına mazhar Hüsnü Bayramoğlu Ağabey gibi nice genç talebeler hayatlarının en kıymetli yıllarını imana, Kur’an’a ve Risale-i Nur’a hizmetle geçirmişlerdir. Ve bizlere de Asr-ı saadeti tam hissettirecek bir tarzda ahir zaman sahabeleri olarak gençliğe en güzel örnek olmuşlardır.

 Mehmet OTURMAK

YUNUS EMRE ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ

Alem-i İslamBediüzzaman'danDr. Mehmet Rıza DerindağDünyaGenelGünün Hadisiİslam ve HayatMisafir YazarlarNur TalebeleriTürkiyeYazarlarımız
Leyle-i Regaib Özel 5.000 Hatim Programı
Alem-i İslamBediüzzaman'danDünyaGenelGündemGünün DersiGünün Hadisiİslam ve HayatNur TalebeleriTürkiyeYazarlarımız
Genç Hafızlardan Şehitlerimiz İçin Dualar ve Kur-an’ı Kerim Tilavetleri
Alem-i İslamDerslerDünyaEkonomiFıkıh & HadisGenelGündemGünün DersiGünün DuasıGünün HadisiHayatHizmetİslamİslam ve HayatKartpostal - VecizeNur TalebeleriRisale-i NurRisale-i Nur DünyasıSorularla RisaleSual-CevapTürkiyeYazarlarımız
Boğaziçi Üniversitesi Öğrencileri ile Risale-i Nur Dersi” ŞUALAR’DAN 9.DERS ( 9. ŞUA )