FETÖ Mağdurları Kimi Destekliyor?

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Nurdanhaber – Dr. Nadir ÇOMAK

Gençler Soruyor: FETÖ Mağdurları Kimi Destekliyor?

İhtiyar delikanlı bugünkü sabah yürüyüşüne gençlerle birlikte başladı. Selamlaşma ve hasbihalden sonra hem yürüdüler, hem de konuşmaya başladılar. Gençlerden birisi, “benim için adalet duygusu çok önemli, bunun için size bir sorum olacak, FETÖ soruşturmaları sonucunda birçok kişi soruşturma geçirdi, tutuklandı ve bir kısmı da işini kaybetti. Bu insanlar mağdur değil mi?” İhtiyar delikanlı başladı cevaplamaya: “Masum ve suçsuz olduğu halde kendisine haksızlık yapılan kişilere mağdur denilir. Bu nedenle devletin terör örgütü olarak kabul ettiği ve darbeye karışan ve destek olmaya devam edenler mağdur değil hain ve suçludur.” Genç adam, “mantıklı ve bilimsel hiç bu açıdan bakmamıştım” dedi. Genç adam devam etti; “suçlu olmadığı halde haksızlığa uğrayan kişiler de oldu demiştiniz, nasıl yani biraz açar mısınız? Ayrıca onlara sahip çıkan ve onları savunan hiç kimse olmadı mı?” İhtiyar delikanlı, “15 Temmuz 2016 tarihinden itibaren FETÖ operasyonlarında haksızlığa uğrayıp mağdur oldukları halde hala iktidarı desteklemeye devam eden samimi Müslümanlar oldu. Bu mağdur ve masum vatandaşlarımızın masumiyetine inanan ve görevleri iade edilmeleri için onlarla yakinen ilgilenen kahraman ve fedakâr şahıslar ise az da olsa vardı. Bu şahısların mağdurlarla ilgilenmesinin temel hareket noktası, bu kişilerin FETÖ ile uzaktan yakından ilgisinin olmamasını kesinlikle bilmeleriydi. Bu ilgi ve takip sonucunda birçok kişi görevlerine iade edildi. Böylece iktidarın bir takım art niyetli veya işi bilmez kişiler tarafından yanıltıldığı da ortaya çıkmış oluyordu. Nitekim iktidar tarafından yaklaşık 2 yıllık zaman zarfında da olsa bir takım hatalı kararların farkına varıldı. Böylece masumların bir kısmı görevlerine iade edildi, bir kısmı da iade edilmeyi bekliyor.” İlginç dedi, genç adam ve ekledi, şayet bu samimi çabalar gerçekten olmuşsa iktidarın iyi niyetinin göstergesi olarak okunabilir.” “Haklısınız ben de aynı kanaatteyim” dedi ihtiyar delikanlı.

Başka bir genç söze girdi, “inanması çok zor, bu mağdur insanlar gerçekten var mı?” İhtiyar delikanlı cevapladı, “mağdur olan bu masum vatandaşlarımızdan bir kısmını yakinen tanıyorum. Mağduriyet yıllarında yaşadıkları derin acıyı teselli etmek için birçoğuyla yakinen ve defalarca görüşme fırsatı buldum. Bu kişilerin bir kısmı Milli Görüş geleneğinden gelen kişiler iken, bir kısmı farklı tasavvuf gruplarına mensup ve bir kısmı da Risale-i Nur cemaatine mensuptu. Bu kişilerden bazıları profesör, bazıları öğretim görevlisi, bazıları imam, bazıları polis, bir kısmı da yerel yönetimlerde ve Milli Eğitim Bakanlığında çalışıyordu. Masum dediğimiz ve sahip çıktığımız bu kişilerin çoğu elhamdülillah görevlerine iade edildiler. Bunlardan bir kardeşimiz var ki, hem görme engelli hem de, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın fanatik bir takipçisiydi. Zor yıllar geçirdi ve belki de hemen intiharın eşiğinden döndü. Çünkü mesele itibar meselesiydi. İzzet ve şerefin kıymetini bilen bu insanlara kara bir leke gibi terör yaftasının yapıştırılması çok ağır geliyordu. Fakat kahraman kardeşimiz yaşadıkları bütün sıkıntılara rağmen Sayın Cumhurbaşkanımızı sevmeye devam etti ve hala çok seviyor.“ Genç adam, “bu kadar büyük trajedilerin yaşandığını bilmiyordum, gerçekten çok ilginç” dedi. İhtiyar delikanlı,“isterseniz bu kişilerle sizi tanıştırabilirim, samimiyet ve dürüstlük, sabır ve kanaat nedir ve bir insan haksızlığa uğradığı halde nasıl sabrederek zafere ulaşır yakinen görürsünüz. Bu arkadaşlardan görme engelli olan kişi aynı zamanda bir yakın döğüş ustası, belki kabul ederse size küçük bir gösteri yapar, belki de size döğüş sanatları dersi verir”dedi. Gençlerin hayreti, sevinci memnuniyeti yüzlerinden okunuyordu.

İlk soruyu soran genç adam konuşmaya devam etti, “sizce bu sabır timsali kişilerin ortak özellikleri neydi?” İhtiyar delikanlı,“güzel bir soru, gerçekten şu anda görevlerine iade edilen ve hala iade edilmeyi bekleyen samimi Müslümanların bazı ortak özellikleri dikkatimi çekti. Bu özellikleri şu şekilde sayabilirim: Mağdur ve mazlum oldukları halde mevcut iktidarımız ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan hakkında bir tek olumsuz cümle sarf etmemeleriydi. Hatta cümle değil olumsuz bir kelime bile sarf etmediler ve hala iktidarı desteklemeye devam ediyorlar.”

Gençlerin şaşkınlığı daha da artmıştı, “-biz olsak hemen tepki verirdik, bu insanlar neden tepkisiz kaldı anlayamadık, bunu biraz açar mısınız?” İhtiyar soruya soruyla karşılık verdi, “bu mağdur fakat izzetli insanlar sizce neden iktidarı desteklemeye devam ediyor olabilir? Bu insanlar ahmak mı? Bu insanlar korkak mı? Bu insanlar riyakâr mı?”  “Hayır, hiç birisi değil.” Diye kendi sorusunu cevapladıktan sonra, “bu insanlar vatanını, milletini ve dinini seven samimi Müslümanlardır. Yaşadıkları haksızlığa rağmen Vatanlarını terk etmeyi asla düşünmeyen ve asla Türkiye aleyhinde bir tek olumsuz söz sarf etmeyen bu insanlar, aklını kimseye satmayan ve musibete karşı sabreden samimi vatandaşlarımızdı.” Gençler, “bu zamanda böyle insanları bulmak zor, bu kişilere binler tebrikler” diye sözü tamamladılar.

Genç adam konuşmaya devam etti, “bu insanları, yani bu samimi arkadaşlarınızı tanımaktan bahtiyar olduğunuz anlaşılıyor. Bu kişileri gerçekten yakinen tanıyor olmalısınız.” “Evet” dedi ihtiyar delikanlı. “İsimlerini, unvanlarını, işlerini, güçlerini, samimiyetlerini, yaşadıkları zorluklarını yakinen biliyorum.” Genç adam sorusuna devam etti, “bu kahraman insanlar ülkemizin, vatanımızın, milletimizin ve dinimizin selameti için hala mevcut iktidarı desteklemeye devam ediyorlarsa, buradan çıkarılacak önemli sonuçlar var demektir. Sizce buradan biz gençler için hangi dersler çıkarılabilir?”

“Evet” dedi ihtiyar delikanlı, “çıkarabileceğimiz bazı önemli dersler var ve bunları şöyle sayabiliriz:

1-Yaşanan mağduriyetler asla ihanet etmeyi gerektirmez.

2-En ağır haksızlığa uğramak bile samimi bir Müslümanı ve gerçekten iyi bir insanı asla hain yapmaz.

3-Samimi bir Müslüman musibete karşı sabreder ve mükâfatını er geç alır, fakat vatanında izzetle yaşamaya devam eder. Vatanını terk ederek kader defterine hainler sınıfında yazılıp ülkesi aleyhinde asla konuşmaz.

4-Vatansever samimi bir Müslüman mağdur edebiyatı yaparak ortalıkta ve yurt dışında siyasi bezirgânlık ve çığırtkanlık yapmaz. Vatan ve din düşmanlarıyla iş birliğine asla ve kat’a tenezzül etmez.”

Genç adam, “bir sorum daha var dedi ve ekledi, bu mağdur fakat izzetli insanlar nerede yaşıyor?” İhtiyar delikanlı cevapladı, “Erzurum’da, Iğdır’da, Ankara’da, İstanbul’da, Balıkesir’de, Antalya’da, Kırıkkale’de ve daha farklı illerde yaşıyorlar.” Genç adam duygulandı ve dedi ki, “size gerçekten müteşekkiriz, bu mağdur fakat izzetinden mağrur olan samimi Müslüman kardeşlerimizi tanımaktan çok bahtiyar olduk. Bize de ibretlik ve tarihi bir sahne oldu. Demek hala sözünün özü ve inandığı gibi yaşayan Müslümanlar varmış, dinimize imanımız ve itimadımız arttı. Demek ki tarih sahnesindeki abide şahsiyetler gibi bugün de büyük haksızlıklara uğradığı halde devletine isyan etmeyen ve istikametle yaşayan Müslümanlar varmış. Bizim son zamanlarda yaşadıklarımızdan sonra dine ve Müslümana karşı güvenimiz iyice sarsılmıştı. Siz bu anlattıklarınızla bizim imanımızı adeta tazelediniz. Size çok teşekkür ediyoruz. İyi ki sizi tanımışız “ dediler.

Genç adam “son bir sorum daha var” diyerek konuşmaya başladı, “bu mağdur kişilere sahip çıkan onları devlet erkânına ulaştıran kişiler oldu mu?” “Evet” dedi ihtiyar delikanlı. “Bu mağdurları yakinen bilen ve onlarla yakinen ilgilenen ve vatanımızın selameti için Sayın Cumhurbaşkanımızı samimi olarak seven ve destekleyen, Sayın Hüsnü Bayram ve Sayın Prof. Dr. Ahmed Akgündüz bu mağdur kardeşlerimizin istikametle sabretmelerinde ve zafere ve hürriyetlerine ulaşmalarında çok önemli gayret gösterdiler. Ayrıca bu mağdurlarla ilgilenen birçok sivil toplum kuruluşu da samimi olarak onlara sahip çıktı ve dua etti.” Dedi ve şu sözlerle cümlesini tamamladı, “Bu samimi Müslüman kardeşlerimizi izzetle yaşamanın verdiği hürriyete kavuşturmak için samimi olarak gayret eden iktidarı ve özellikle OHAL çalışanlarını gönülden tebrik ediyoruz. Samimi bir Müslüman için mağduriyet asla bir isyan ve bir ihanet sebebi olamaz. Çünkü samimi Müslümanlar bu milleti ve bu memleketi ve bu dini ihlasla ve karşılıksız severler. Devletimiz ve milletimiz, haini ve mağduru ayırt edecek irade ve dirayettedir.”

Genç adam bir söz daha söylemek istiyorum dedi heyecanla ve ekledi gür bir sesle, “terör örgütlerini lanetlemeyen, onlarla arasına mesafe koymayan ve hala mağdur edebiyatı yapan sahtekârlara bundan böyle asla inanmayacağım. Gerçekten mağdur olan ve haksızlığa uğrayan birisi önce terör örgütleriyle arasına mesafe koymalıdır” dedi. “Ben de aynen katılıyorum” dedi ihtiyar delikanlı.

Genç adam son bir sorum daha var dedi, “iktidar seçimleri kaybederse bu yazdıklarınız başınıza iş açmasın, hiç korkmuyor musunuz” dedi, diğer gençler de korku ve endişe ifade eden gözleriyle onu tasdik etti.

İhtiyar delikanlı tebessüm etti ve bilge bir eda ile mütevekkil ve sakince cevapladı, “sonunu düşünen asla kahraman olamaz”ve derin bir nefes alarak ekledi, “Müslüman mürai olamaz, samimi bir Müslüman terör yandaşlarıyla ortak olamaz ve samimi bir Müslüman Allah’tan başka kimseden korkmaz.”

İhtiyar delikanlı ve gençler ayrılırken gençlerin ağzından şu sözler dökülüyordu, “biz bu vatanı aziz şehitlerimiz gibi karşılıksız seviyoruz”. İhtiyar delikanlının ağzından dökülen sözler ise daha manidardı, “İnananlar mutlaka zafere ulaşacak ve Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır. Zafer Hakka dosdoğru inananların olacaktır. Bütün mazlum milletlerin ve Müslüman ümmetin Türkiye’ye ihtiyacı var, oyumuzu Büyük Türkiye hayali için kullanacağız. Oyumuzu farklılıklarda ve zıtlıklarda ittifak edenler için değil Hak yolda ittifak edenler için kullanacağız” Dedi.

Gençler parktan uzaklaşırken hep birlikte söyledikleri bir ezginin güzel ve coşkulu sesi duyuluyordu, “yelkenler dikilecek, yelkenler biçilecek, dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek, yürü hala ne diye, oyunda oynaştasın, Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın…”

 



Etiketler: , , ,
Kategoriler: Dr. Nadir Çomak

Yorumlar (3 Yorum)

  • Zeki Eker

    Elinize dilinize sağlık. O mağdurlardan birini de ben tanıyorum. “15 Temmuz da bazılarımız şehit oldu, bazılarımız gazi. Bize de bu düştü. Kavgada yumruk sayılmaz. Vatan sağ olsun” dediğini biliyorum.

  • Abdullah Bozkaya

    Maaşallah.Guzel bir yazı olmuş.çogu insanın kafasını karıştıran sorulara cevap vermişsiniz.

  • Ahmet Güler

    Ellerinize gönlünüze sağlık nadir bey.çok güzel bir yazı olmuş..devamını dileriz..

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?