Şah İsmail -4

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

ŞAH İSMAİL’İN ESİR KARISI

Bu konuda en güzel çalışmayı tarihçi Vedat TURGUT yapmış, bende konu hakkındaki makalesini özetleyeceğim ve kendi araştırmalarımla birlikte sunacağım. Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail arasında cereyan eden Çaldıran Savaşı’nın önemli tartışma konularından birisi de Şah İsmail’in eşi ya da eşlerinin Osmanlılara esir düşüp düşmediğidir. Şah İsmail’in hepsi hamile olan üç eşinin olduğu ve bunlardan Taçlı Begüm (Taçlı Hatun) ve Bihrûze isimli eşlerinin Osmanlıların eline esir düştüğü dönemin kaynaklarından anlaşılmaktadır.

Savaşı kaybettikten sonra Çaldıran’dan kaçan Şah, Tebriz’de Taçlı Hanım’ı aratmış ve bir iki gün sonra tevaffûken bulunan Taçlı Hanım Şah’ın yanına getirilmiştir. Şah, hanımının bulunmasından dolayı son derece sevinerek onu getiren Durmuş Han’ın mülâzımlarından Mirza Şah’a taltifâtta bulunmuştur.

Celalzâde, hatunun yakalanıp Sultan Selim’in huzuruna getirildiğini, bu sırada huzurda bulunan Kazasker Tacizâde Cafer Çelebi’ye verildiğini ve Anadolu vilayetlerinde yerleşip kaldığını söylemektedir. Haydar Çelebi, Çaldıran Savaşı’nda ele geçirilen esirlerin muayenesi esnasında altın sırmalı elbiseler giymiş olan bir kadının yakalandığını ve tahkikat neticesinde bu kişinin Şah İsmail’in karısı olduğunun anlaşılarak Cafer Çelebi’ye verildiğini nakletmektedir. Lütfi Paşa da durumu teyid eder. Zaim Mir Mehmed Katibi’ye göre ise Tacizâde Cafer Çelebi, kendisine emanet edilen hanımı nikâhına aldığı için Sultan Selim’in hışmına uğramıştır. 

Yukarıdaki kaynaklar Şah İsmail’in esir alındığı belirtilen eşinin adını zikretmezken Müneccimbaşı, bu hatunun adını Bihrûze olarak veriyor. Kendi döneminde Taçlı Hanım’ın yakalandığına dair meşhûr bir hikâyenin bulunduğunu, ancak bunun asılsız olduğunu söyleyen Müneccimbaşı’nın bu konudaki en doğru bilgiyi verdiği tarafımızdan tespit edilen bir arşiv belgesinden anlaşılmaktadır. Müneccimbaşı, bu konuda Hoca Sadeddin Efendi’nin verdiği bilgilerin muteber olduğuna dikkat çekerek ondan ayrıntılı bir alıntı yapar. Hoca Sadeddin Efendi, Osmanlı ordusunda bulunan babası Hasan Can ile Safevi ordusunda yer alan dedesi İsfahanlı Hafız Muhammed’den dinlediği olayları tarihinde birleştirmiştir. Dedesinden dinlediğine göre, Şah İsmail’in savaş meydanını terk etmesinden sonra Hafız İsfahânî, yoldaşlarıyla Çaldıran’dan ayrılmış, Tebriz yakınlarına geldiği sırada Taçlı Hanım’dan haber alınamadığını duymuş ve Tebriz’de gizlendikleri sırada Taçlı Hanım’ın Şah’a ulaştığı haberini almıştır. Babasından dinlediğine göre ise Taçlı Hanım, savaşın en kızgın anında Mesih Paşazâde’nin eline geçmiş, yanında bulunan “Lâl-i Büğrek/Be-berg” diye bilinen mücevheriyle beraber diğer ziynetlerini verip azat olmak için yalvarınca Mesih Paşazâde (Ahmed Bey?) durumuna acıyarak kendisini serbest bırakmıştır. Taçlı Hanım’ın mücevherlerinin Osmanlıların eline geçtiğine dair verilen bu bilgi, Osmanlı arşiv vesikalarınca da teyit edilmiştir.

Taçlı Hanım’ın ömrünün sonlarına doğru gözden düştüğü, Tebriz’de bir veba salgınını atlattıktan sonra Tahmasb tarafından 1540 yılında Şiraz’a gönderildiği ve burada kısa bir süre sonra vefat ettiği anlaşılmaktadır. Ölmeden önce, gelirlerinin tamamını hayır işlerinde harcanmak üzere vakfettiği anlaşılan Taçlı Hanım’ın, Çaldıran Savaşı’nda yer aldığı ve Osmanlıların eline esir düştüğü kesindir. Ancak, onun esaretinin bir-iki günden fazla sürmemiştir. Kaynaklardan da anlaşılacağı üzere Osmanlıların eline, Şah İsmail’in eşlerinden sadece Taçlı Begüm değil, Taçlı Begüm kadar değerli diğer bir hatunu olan Bihrûze de geçmiştir. Savaş sonunda Sultan Selim’in Bihrûze’nin çadırına uğrayarak halini hatırını sorduğu ve esiresine hürmetkâr davrandığı anlaşılır. Yeniçerilerin Amasya’da ayaklanarak Pîrî Paşa ve Halimî’nin evlerini yağmalamalarının ardından Sultan Selim, Hersekoğlu Ahmed Paşa’yı görevinden almış, Dukâkinoğlu Ahmed’i ise hançerle yaraladıktan sonra cellâtlara teslim etmişti. İstanbul’da yaptırdığı soruşturmanın ardından Balyemez Osman Ağa, Vezir İskender Paşa ve Bihrûze ile kısa bir evlilik yaşadığı iddia edilen Tâcizâde Cafer Çelebi’yi de idam ettirdi. Yavuz’un Cafer Çelebi’yi idam ettirmesinin sebebi, bazı kaynaklarda Çelebi’nin Bihrûze’nin etkisiyle evlendirme hususunu Sultan Selim’in aleyhine kullanmaya çalışması, bazı kaynaklarda da Yavuz’un ihtarına rağmen Tacizâde’nin Bihrûze ile evlenmesi gösterilmiştir.

Osmanlı arşivlerinde bulunan bir kayıt, Hoca Sadeddin ve Müneccimbaşı’nın Bihrûze’nin esareti hususunda kaydettikleri bilgiyi doğrulamakta ve bazı İranlı araştırmacıların, Osmanlı müelliflerinin verdikleri bilgilerin hamasetten ibaret ve yok hükmünde olduğu yönündeki tenkitlerinin tekrar gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi’nde mahfûz bulunan TD 553 numaralı Selanik Evkâf Defteri’nde “Vakf-ı Şah İsmail Hatunu” başlığı altında tespit edilen bir kayıt, Çaldıran Savaşı’nda gerçekten Şah İsmail’in hatununun ele geçirildiğini teyit etmekte ve onun bundan sonra Osmanlı topraklarında kaldığını göstermektedir. Vakıf kaydından, beş adet han dükkânı ve iki bab âsiyâbın (değirmen), ismi belirtilmeyen bu hatun tarafından vakfedildiği anlaşılmaktadır. Onun Tacizâde Cafer Çelebi ile evlendirildiğine ilişkin verilen bilgilerin yanlış olmasını düşündürecek hiçbir şey yoktur. Aksine Hoca Sadeddin’in Sultan Süleyman’ın bu konuda babasının maksadını anlamayarak İbrahim Paşa vasıtasıyla Hasan Can’a birkaç soru sorduğunu belirtmesi, bu evliliğin herkesin malûmu olduğunu kesin olarak göstermektedir. Müneccimbaşı’nın da belirttiği üzere Hoca Sadeddin, bu konudaki en muteber isimdir.

Gelecek makalemiz Çaldıran Savaşının Sonuçları olacak inşallah.

Selam ve du’a ile Allah’a emanet olun.



Etiketler: ,
Kategoriler: Mehmet Nuri Turan Tarih

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?