Kariyer ve Yörünge İlişkisi

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Nurdanhaber –   Dr. Nadir ÇOMAK

Yörünge, takip edilen yol demektir. Öncede belirlenen ve sabit olarak izlenen güzergâh anlamına gelir. Genellikle gezegenler için kullanılan bir kavramdır. “Güneşin yörüngesi, Dünya’nın yörüngesi, Ay’ın yörüngesi” gibi kullanımları vardır. Roketlerin, uyduların ve uçakların izlediği yola da yörünge adı verilir. Yani bir noktanın izlediği sabit güzergâh olarak ifade edilebilen yörünge kavramı, genellikle cansız varlıklar için kullanılır. Yörüngesinde gezen her bir uydunun cazibesine kapılıp etrafında döndüğü bir çekim merkezi vardır.

Temsilden hareketle bu kavramı günlük hayatımızda “yörüngesinden çıktı, yörüngesi kaydı, işler yörüngesine girdi” gibi farklı şekillerde kullanırız. Aslına bakarsanız “her insanın hayatı boyunca takip ettiği sabit bir yörüngesi vardır” diyemeyiz. Bununla birlikte her bir insanın hayatı boyunca kazandığı alışkanlıkları farkında olmadan adeta kendi yörüngesi gibi olur. Bu nedenle, “bu adam yörüngesinden çıkmaz, adamın yörüngesi kaydı”gibi tabirler zaman zaman inşalar için de kullanılır.

Her insanın hayatında takip ettiği belli başlı alışkanlıklar vardır. Bu alışkanlıklar öyle bir hal alır ki insan o yolun dışına çıkamaz bir hale gelir. Beyindeki sinir bağlantıları aynı bilgileri sürekli olarak aynı yolda kimyasal olarak taşıdığı için bu alışkanlıklar vazgeçilmez bir hal alır.

Böylece alışkanlıklarımız kaderimizi ve kaderimiz de kariyerimizi belirler. Kariyerimiz ve alışkanlıklarımız arasında sıkı bir ilişki vardır. Yani kazandığı alışkanlıklarla bir cismin yörüngesi üzerinde sabit hızla ve aynı yönde sürekli gittiği gibi, insanlar da ömürleri boyunca aynı işi, aynı şekilde ve aynı zamanda yaparlar. Böylece farklı bir yol ve yordamı keşfetmek ve kendini değiştirmek her insan için her zaman mümkün olmayabilir.

Peki, bizim hayatımızda takip ettiğimiz yollar ve ilişkiler ağı bizim hayatımızı nasıl etkiler? Bunu anlamak için çocukluğundan beri çobanlık yapan bir insanın hayatına bir bakalım. Her gün sabah erkenden kalkan ve koyunlarını kırlara götüren bir çoban, kuşluk vakti koyunlarını bir ağaç gölgesinde dinlendirir. Daha sonra çayını demleyip dinlendikten sonra öğle sıcağının geçmesiyle yeniden yola koyulur. Akşama doğru yavaş yavaş köyüne varır. Akşam karanlığıyla birlikte koyunları ağılına koyar. Evine geçer, yemeğini yer ve dinlenmeye çekilir. Haftada bir gün köyün pazarına giderek evinin ihtiyaçlarını karşılar. Askerlik çağı geldiğinde askere giderek belki ilk defa köyünden ayrılarak şehri görmüştür. Çobanlık melekesi o kadar gelişmiştir ki, gece karanlıkta kuzulayan koyunları analarıyla sesinden ve simasından tanıyarak emiştirebilir. Sürüye gelen kurdun rüzgârın alt tarafından mı üst tarafından mı geleceğini bilebilir. Genç adam askerlik dönüşü şayet köyüne gelip çobanlığa devam ederse, hayatı aynı şekilde sürer gider. Bu işi yapan kişinin zekâ seviyesi normal ise ve iş tecrübesini aynı işi geliştirmek için kullandığı varsayılırsa koyun sürüsünü daha da büyütebilir. Çobanlık mesleğini aksatmadan köyün ve hatta muhitin en iyi çobanı olarak nam salabilir. Bununla birlikte çocukları bu meslekte yetişip kendisine yardımcı olduğu takdirde, biraz da çalışkan ve girişimciyse bir mandıra kurabilir. İşini geliştirmek istiyorsa süt ve süt ürünleri ticareti yapabilir. Yün ticareti yapabilir. Biraz daha yatırım yapma kabiliyeti varsa hayvan ticareti yapabilir. Hatta bir kasap dükkânı açabilir, kendin pişir kendin ye kebap evi bile kurabilir. Fakat çobanlık mesleği kariyerinin dışına çıktığı her bir iş kolu, onu asıl mesleği olan çobanlıktan uzaklaştırır. Bu şahıs bu sayede ömrü boyunca büyük bir servet kazanabilir ve rahat bir şekilde yaşayabilir. Çobanlık kariyerinin sonunda hayvancılıkla ilgili her bir iş kolu onun kariyerinin zirvesi olabilir. Fakat çobanlık dışında bir sanat ve eğitim faaliyetiyle uğraşmadığı takdirde bu kişiden asla bir tıp doktoru veya bir ebru sanatçısı olmaz. Tabi ki hobi olarak ufak tefek sanat faaliyetleriyle uğraşması müstesnadır.

Bir insan ömrü boyunca ev, kahvehane, meyhane, lokanta arasında gidip gelmişse, bu kişinin bir sanat dalı üzerinde başarılı bir kariyer yapması mümkün değildir. Veya ömrü boyunca toprak, çamur, taş, tuğla ve inşaat işiyle uğraşan bir insan, şayet mühendislik eğitimi almaya zaman bulamamışsa iyi bir mühendis olamaz. Fakat bu demek değildir ki zengin olamaz. Pekala zengin bir iş adamı, taşeron ve hatta müteahhit bile olabilir.

Üniversite hayatı boyunca okula gittiği zaman dışında sürekli olarak futbol oynayan bir öğrenci belki hoş vakit geçirip eğlenebilir ve belki de ileride profesyonel futbolcu olabilir. Fakat yabancı diline çalışmamışsa, alanıyla ilgili kaynakları incelememişse, yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamlamamışsa ve hatta staj bile yapmamışsa alanında başarılı olması çok zor, hatta imkânsızdır.

Üniversite hayatı boyunca yalnızca derslerine çalışan ve kültür sanat faaliyetleriyle uğraşmayan ve gönüllülük çalışmalarına katılmayan bir gencin sosyal çevresi sınırlı kalır. Aynı zamanda kendi yeteneklerini de geliştirme fırsatı bulamaz.

Kariyer başarımızı alışkanlıklarımız belirler. Alışkanlıklarımız gittiğimiz yolu, okuduğumuz kitabı, izleyeceğimiz filmi, gideceğimiz lokantayı belirler. Ömür boyu aynı sivil toplum kuruluşlarına gidip gelen ve farklı hiçbir kimseyle tanışmayan bir genç sınırlı bir çevre içerisinde hapsolur. Aynı yolda yürüyen kişiler farklı kişilerle nadiren karşılaşır.Ne istediğini bilmeyenler, bilmediğini de isteyemez.

Gençler, başarılı bir kariyer yapmak için sabit bir yörüngede gider gibi dar bir bakış açısıyla çevrelerine bakmaktan kurtulmalıdır. Sanki bir at gözlüğü takar gibi, 360 derece bakış sağlayan bir göz yerine yalnızca yolunu gören bir gözlük takanlar ferasetli ve basiretli olamaz.

Gençler üniversite okurken aynı zamanda sosyal çevrelerini zenginleştirmelidir. Zararlı alışkanlıkların esiri olmaktan kendilerini kurtarmalıdır. Yenilikleri denemeye ve yeni kitaplar okumaya, yeni sosyal bağlantılar kurmaya çalışıp, geleceğe emin adımlarla ilerlemelidir.

Açık bir zihin, berrak bir kalp, araştıran ve sorgulayan bir bakış açısıyla hareket eden gençler daha az hata yapar. Fakat el yordamıyla gidenler müstesna.

Gelecekte robotların hâkim olacağı öngörülerinin yapıldığı bir dünyada, robot gibi olup yörüngesinden çıkmayan bir gençliğe değil, yolunu kendisi çizebilecek bir gençliğe ihtiyacımız var.

Köklerinden ve geçmişinden aldığı enerjiyle geleceğe ve göklere doğru zıplayacak ve yarınlarımızın aydınlanması için çalışacak bir gençliğe ihtiyacımız var.

O halde gençler, yörüngesinden çıkmayan cansız yıldızlar gibi olmak yerine, helezonik olarak geniş bir tabandan yukarı doğru fişek gibi fırlayarak yükselecek yıldız bir genç olmaya çalışmalıdır.

Doğru bir kariyer planlaması, insanı Dünya’da ve ahirette rezili rüsva etmeyecek bir yol seçmek demektir.

Bu müstakim yolu bulan ve bu yoldan çıkmadan emin adımlarla ilerleyenlerden olmak temennisiyle.

Kalbinde Allah ve Muhammed (S.A.V.) sevgisi olan insan ne güzel bir yola girmiştir.

Kariyerlerin zirve noktası Allah’ın rızasına ulaşmaktır.

Kariyer ve Yörünge İlişkisi

Yörünge, takip edilen yol demektir. Öncede belirlenen ve sabit olarak izlenen güzergâh anlamına gelir. Genellikle gezegenler için kullanılan bir kavramdır. “Güneşin yörüngesi, Dünya’nın yörüngesi, Ay’ın yörüngesi” gibi kullanımları vardır. Roketlerin, uyduların ve uçakların izlediği yola da yörünge adı verilir. Yani bir noktanın izlediği sabit güzergâh olarak ifade edilebilen yörünge kavramı, genellikle cansız varlıklar için kullanılır. Yörüngesinde gezen her bir uydunun cazibesine kapılıp etrafında döndüğü bir çekim merkezi vardır.

Temsilden hareketle bu kavramı günlük hayatımızda “yörüngesinden çıktı, yörüngesi kaydı, işler yörüngesine girdi” gibi farklı şekillerde kullanırız. Aslına bakarsanız “her insanın hayatı boyunca takip ettiği sabit bir yörüngesi vardır” diyemeyiz. Bununla birlikte her bir insanın hayatı boyunca kazandığı alışkanlıkları farkında olmadan adeta kendi yörüngesi gibi olur. Bu nedenle, “bu adam yörüngesinden çıkmaz, adamın yörüngesi kaydı”gibi tabirler zaman zaman inşalar için de kullanılır.

Her insanın hayatında takip ettiği belli başlı alışkanlıklar vardır. Bu alışkanlıklar öyle bir hal alır ki insan o yolun dışına çıkamaz bir hale gelir. Beyindeki sinir bağlantıları aynı bilgileri sürekli olarak aynı yolda kimyasal olarak taşıdığı için bu alışkanlıklar vazgeçilmez bir hal alır.

Böylece alışkanlıklarımız kaderimizi ve kaderimiz de kariyerimizi belirler. Kariyerimiz ve alışkanlıklarımız arasında sıkı bir ilişki vardır. Yani kazandığı alışkanlıklarla bir cismin yörüngesi üzerinde sabit hızla ve aynı yönde sürekli gittiği gibi, insanlar da ömürleri boyunca aynı işi, aynı şekilde ve aynı zamanda yaparlar. Böylece farklı bir yol ve yordamı keşfetmek ve kendini değiştirmek mümkün her insan için her zaman mümkün olmayabilir.

Peki, bizim hayatımızda takip ettiğimiz yollar ve ilişkiler ağı bizim hayatımızı nasıl etkiler? Bunu anlamak için çocukluğundan beri çobanlık yapan bir insanın hayatına bir bakalım. Her gün sabah erkenden kalkan ve koyunlarını kırlara götüren bir çoban, kuşluk vakti koyunlarını bir ağaç gölgesinde dinlendirir. Daha sonra çayını demleyip dinlendikten sonra öğle sıcağının geçmesiyle yeniden yola koyulur. Akşama doğru yavaş yavaş köyüne varır. Akşam karanlığıyla birlikte koyunları ağılına koyar. Evine geçer, yemeğini yer ve dinlenmeye çekilir. Haftada bir gün köyün pazarına giderek evinin ihtiyaçlarını karşılar. Askerlik çağı geldiğinde askere giderek belki ilk defa köyünden ayrılarak şehri görmüştür. Çobanlık melekesi o kadar gelişmiştir ki, gece karanlıkta kuzulayan koyunları analarıyla sesinden ve simasından tanıyarak emiştirebilir. Sürüye gelen kurdun rüzgârın alt tarafından mı üst tarafından mı geleceğini bilebilir. Genç adam askerlik dönüşü şayet köyüne gelip çobanlığa devam ederse, hayatı aynı şekilde sürer gider. Bu işi yapan kişinin zekâ seviyesi normal ise ve iş tecrübesini aynı işi geliştirmek için kullandığı varsayılırsa koyun sürüsünü daha da büyütebilir. Çobanlık mesleğini aksatmadan köyün ve hatta muhitin en iyi çobanı olarak nam salabilir. Bununla birlikte çocukları bu meslekte yetişip kendisine yardımcı olduğu takdirde, biraz da çalışkan ve girişimciyse bir mandıra kurabilir. İşini geliştirmek istiyorsa süt ve süt ürünleri ticareti yapabilir. Yün ticareti yapabilir. Biraz daha yatırım yapma kabiliyeti varsa hayvan ticareti yapabilir. Hatta bir kasap dükkânı açabilir, kendin pişir kendin ye kebap evi bile kurabilir. Fakat çobanlık mesleği kariyerinin dışına çıktığı her bir iş kolu, onu asıl mesleği olan çobanlıktan uzaklaştırır. Bu şahıs bu sayede ömrü boyunca büyük bir servet kazanabilir ve rahat bir şekilde yaşayabilir. Çobanlık kariyerinin sonunda hayvancılıkla ilgili her bir iş kolu onun kariyerinin zirvesi olabilir. Fakat çobanlık dışında bir sanat ve eğitim faaliyetiyle uğraşmadığı takdirde bu kişiden asla bir tıp doktoru veya bir ebru sanatçısı olmaz. Tabi ki hobi olarak ufak tefek sanat faaliyetleriyle uğraşması müstesnadır.

Bir insan ömrü boyunca ev, kahvehane, meyhane, lokanta arasında gidip gelmişse, bu kişinin bir sanat dalı üzerinde başarılı bir kariyer yapması mümkün değildir. Veya ömrü boyunca toprak, çamur, taş, tuğla ve inşaat işiyle uğraşan bir insan, şayet mühendislik eğitimi almaya zaman bulamamışsa iyi bir mühendis olamaz. Fakat bu demek değildir ki zengin olamaz. Pekala zengin bir iş adamı, taşeron ve hatta müteahhit bile olabilir.

Üniversite hayatı boyunca okula gittiği zaman dışında sürekli olarak futbol oynayan bir öğrenci belki hoş vakit geçirip eğlenebilir ve belki de ileride profesyonel futbolcu olabilir. Fakat yabancı diline çalışmamışsa, alanıyla ilgili kaynakları incelememişse, yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamlamamışsa ve hatta staj bile yapmamışsa alanında başarılı olması çok zor, hatta imkânsızdır.

Üniversite hayatı boyunca yalnızca derslerine çalışan ve kültür sanat faaliyetleriyle uğraşmayan ve gönüllülük çalışmalarına katılmayan bir gencin sosyal çevresi sınırlı kalır. Aynı zamanda kendi yeteneklerini de geliştirme fırsatı bulamaz.

Kariyer başarımızı alışkanlıklarımız belirler. Alışkanlıklarımız gittiğimiz yolu, okuduğumuz kitabı, izleyeceğimiz filmi, gideceğimiz lokantayı belirler. Ömür boyu aynı sivil toplum kuruluşlarına gidip gelen ve farklı hiçbir kimseyle tanışmayan bir genç sınırlı bir çevre içerisinde hapsolur. Aynı yolda yürüyen kişiler farklı kişilerle nadiren karşılaşır.Ne istediğini bilmeyenler, bilmediğini de isteyemez.

Gençler, başarılı bir kariyer yapmak için sabit bir yörüngede gider gibi dar bir bakış açısıyla çevrelerine bakmaktan kurtulmalıdır. Sanki bir at gözlüğü takar gibi, 360 derece bakış sağlayan bir göz yerine yalnızca yolunu gören bir gözlük takanlar ferasetli ve basiretli olamaz.

Gençler üniversite okurken aynı zamanda sosyal çevrelerini zenginleştirmelidir. Zararlı alışkanlıkların esiri olmaktan kendilerini kurtarmalıdır. Yenilikleri denemeye ve yeni kitaplar okumaya, yeni sosyal bağlantılar kurmaya çalışıp, geleceğe emin adımlarla ilerlemelidir.

Açık bir zihin, berrak bir kalp, araştıran ve sorgulayan bir bakış açısıyla hareket eden gençler daha az hata yapar. Fakat el yordamıyla gidenler müstesna.

Gelecekte robotların hâkim olacağı öngörülerinin yapıldığı bir dünyada, robot gibi olup yörüngesinden çıkmayan bir gençliğe değil, yolunu kendisi çizebilecek bir gençliğe ihtiyacımız var.

Köklerinden ve geçmişinden aldığı enerjiyle geleceğe ve göklere doğru zıplayacak ve yarınlarımızın aydınlanması için çalışacak bir gençliğe ihtiyacımız var.

O halde gençler, yörüngesinden çıkmayan cansız yıldızlar gibi olmak yerine, helezonik olarak geniş bir tabandan yukarı doğru fişek gibi fırlayarak yükselecek yıldız bir genç olmaya çalışmalıdır.

Doğru bir kariyer planlaması, insanı Dünya’da ve ahirette rezili rüsva etmeyecek bir yol seçmek demektir.

Bu müstakim yolu bulan ve bu yoldan çıkmadan emin adımlarla ilerleyenlerden olmak temennisiyle.

Kalbinde Allah ve Muhammed (S.A.V.) sevgisi olan insan ne güzel bir yola girmiştir.

Kariyerlerin zirve noktası Allah’ın rızasına ulaşmaktır.

 

 

 

 

 



Etiketler: , , ,
Kategoriler: Dr. Nadir Çomak

Yorumlar (1 Yorum)

  • Zeydanoğlu

    …………………………………………
    “Kariyerlerin zirve noktası Allah’ın rızasına ulaşmaktır.”
    Yukarıdaki son cümle ve son paragraf oldukça manidar.Canü gönülden katılıyorum ama sizi onaylamıyorum.Zira 2002 yılından bu yana, İslam dininin ter ü taze esaslarını ikballeri ve süfli siyasetleri için basamak yapan, dikta rejimi kuran,İslamın haram saydığı israfa,hırsızlığa ve fuhşa meşruiyyet kazandıran,mücahit iken müteahit ,Harun gibi iken karun gibi olanlara vermiş olduğunuz müfritane desteğin içinde,kariyerin zirvesi olan Allah rızasının oranı yüzde kaçtır acaba?

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?