Dede

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Nurdanhaber – Ömer SEVİNÇGÜL

 

Emekli albaydı. Başarılı bir askerlik hayatından sonra sivil hayata adım atmıştı. Daha çok kitap okuma fırsatı bulurum diye seviniyordu.

“Geriye kalan ömrümü Allah için kullanacağım” diye kendi kendine söz vermişti.

Sözünde durdu. Durmadan okudu, anlattı. İnandıklarını başka insanlarla paylaşmak için var gücüyle çalıştı.

Seneler yıldırım hızıyla geçip gitti. Bedeni iyice yaşlandı. Gözleri iyi göremiyor, kulakları az işitiyor, bacakları iki büklüm bedenini taşımakta zorlanıyordu. Fakat ruhu zindeydi.

Akşam oldu mu, belli bir saatte giyinir, hazırlanır, bastonunu eline alır, büyük bir şevkle ‘derse’ giderdi.

Eşi on iki sene önce aniden ölüvermiş, kendisini yalnız bırakmıştı. Oğlunun evinde kalıyordu artık.

İlkokula giden torunuyla arasında özel bir sevgi bağı vardı. Vaktiyle yoğun iş hayatı sebebiyle oğluna göstermeye fırsat bulamadığı ilgiyi torununa gösteriyordu.

Torunu da onu çok seviyor, her yere onunla birlikte gitmek istiyor, gidemiyorsa dedesini kapıya kadar uğurluyordu.

Bir akşam, gitmek için hazırlanan dedesine merakla sordu çocuk:

“Dedeciğim, her akşam nereye gidiyorsun?”

“Derse gidiyorum evladım.”

“Sen öğrenci misin ki derse gidiyorsun?”

“Evet, elbette.”

Çocuk kıkırdadı bu cevaba:

“Ama bu nasıl olabilir, sen koskocaman dedesin!”

“Bu derse dedeler de gidiyor.”

“Hiç bitmeyecek mi?”

“Ben ölünce…”

Çocuk hemen atıldı:

“Ne olur ölme dedeciğim!” dedi.

Bir süre susup ayakkabısını ve paltosunu giyen dedesini izledi.

Kapıdan çıkmak üzereyken sordu:

“Dede, sizin de sınavlarınız oluyor mu?”

“Hiç olmaz mı evladım, elbette oluyor.”

“Sınıfta kalma var mı peki?”

“Evet, var.”

“Nasıl bir sınav?”

Dede gülümsedi:

“Dedim ya, biz kitap okumak üzere bir araya geliriz. Devletimizin yetkilileri bazen bizi yanlış anlar, polis amcaları gönderirler. Onlar da bizim okuma yerimize baskın yaparlar. Bazılarımızı alıp götürür, sorgularlar. Sonra da serbest bırakırlar. Çünkü kötü bir şey yapmıyoruz. O günden sonra dersler yine devam eder. Eskiden gelenlerin bazıları yine gelir. Fakat bazıları korkusundan gelmez olur. Gelenler sınıfı geçer, gelmeyenler sınıfta kalır. İşte bizim sınavımız ve sınıf geçme tarzımız böyledir.”

Çocuk hayretle dinliyordu bu ilginç sınav serüvenini. Bitmez tükenmez bir merakı vardı.

“Dede, sen hiç sınıfta kaldın mı?” diye sordu bu kez.

Dedenin yüzü tatlı bir tebessümle ışıldadı. Torununun başını okşadı:

“Bugüne kadar kalmadım, inşallah bundan sonra da kalmam” deyip yürüdü.



Etiketler: ,
Kategoriler: Ömer Sevinçgül

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?