Kategori: Nur Dünyası

Üstad kayık parası olarak bir lira veriyor

İBRAHİM HUBAN Eğirdir ilçesinin sahillerindeki Nis adasında l923’de doğdu. Tehlikeli göl yolculuğu Nisli İbrahim Huban’ın babası Veli Huban l890-l966′ larda yaşamış bir zat. Babasıyla birlikte muhtelif tarihlerde Üstad Bediüzzaman’ı kendi kayıklarıyla üç defa Nis adasından Barla’ya götürmüşler. Yalnız bir seferinde yağmurlu bir havada batma tehlikesi geçirdiklerini anlattı. Kayıktaki beş kişi sanki denize batmış gibi sırılsıklam […]

Yazının Devamı

“Yâ Rab! Güldür Said’i”

HASAN ATIF EGEMEN “Yâ Rab! Güldür Said’i” Bediüzzaman Kastamonu Lâhikası’nda Hasan Atıf Egemen’i merak ederek kim olduğunu soruyordu: “Aydınlı Hasan’ın hakikaten gayet müstesna bir kalemi var ve yazılarında bir ihlâs görünür. Bu zat ne vakitten beri Risale-i Nura girdiğini ve ne halde olduğunu merak ediyorum?..” Yine Hasan Atıf Egemen’in, İslâmköylü Hafız Ali’nin mektubunun kenarına yazdığı […]

Yazının Devamı

“Duada elleri ters çevirmenin izahı”

HASAN AKYOL  l92l’de Afyon’un Şuhut kazasının Azlıgara köyünde doğdu. Afyon’da Bediüzzaman’la birlikte hapiste kaldı. Ona hizmet etti. “Üstad hapishanede devamlı yazıyordu” “Ben Afyon hapishanesinde iken bir de duyduk ki, Bediüzzaman Said Nursi isminde bir âlim zat, bizim hapishaneye düşmüş. İlk önce yerlerimiz ayrıydı. Duyduğumuz ve gördüğümüze göre onun yanına kimseyi sokmazlardı. O kendisi zaten yanına […]

Yazının Devamı

Bu dağ kerametli bir dağdır

HAMZA EMEK  l922’de Emirdağ’da doğdu, l99l’de vefat etti. “Üstadı ilk ziyaretim” “l944’de İstanbul Vefa Lisesinde talebeydim. O zaman lise son sınıftaydım. Üstad Bediüzzaman’ı sadece ismen işitmiştim. ‘Emirdağ’a büyük bir İslâm âlimi gelmiş’ diye işitiyordum. Henüz daha ziyaretine gidememiştim. İlk görüşmemize Ömer isimli ihtiyar bir zat vesile oldu. “Okulu bitirme imtihanları için İstanbul’a gitmiş ve Reşadiye […]

Yazının Devamı

Üstad’ın kurtardığı talebesi

HAMZA EFENDİ (MÜKÜSLÜ HAMZA) Prof. Dr. Ali Nihat Tarlan’ın anlattıkları “l920 yıllarında İşaratü’l-İ’caz tefsirinin kâtibi, muhatabı ve talebesi Müküslü Hamza ile Darü’l-Fünun lisan fakültesine devam ediyorduk. Kendileriyle çok yakın ve samimî arkadaştık, birbirimizi çok severdik. Talebeliğimiz hep birlikte geçmişti. Benden iki-üç yaş kadar büyüktü. O Farsça kısmını, ben Fransızca ile Farsçayı bitirdim. Hamza sonradan büyük […]

Yazının Devamı

“Biz de Allah’tan korkuyoruz ama…”

HAMİT EKİNCİ (MOLLA) “Molla Resûl, Üstad’la çok samimi olurdu. Üstad’ın daima beni yanında bulundurmasına bir gün itiraz etti. “Sizin işinize aklımız ermiyor. Eğer şeyh istersen buralarda çok, yakında Arvasiler vardır. Hoca istiyorsan işte bizler varız. Bunu ne yapacaksın ki, daima çağırıyorsun?’ Üstad cevaben: “Ne yapalım, molla Hamid benim kapıcımdır. O gelmeden ben bir şey yapamıyorum.’ […]

Yazının Devamı