Kategori: Ekrem Kılıç

Ömür Takvîmi

Ömür Takvîmi Eylûl ve ikindi, benziyor birbirine. Yaz bitdi ve gün erişdi son demlerine. Güz mevsimi, akşamın garîb hüznüne denk. Ömrün de hazânı geldi, gençlik yerine. Takvîmlerin, sür’atle akan suyun döndürdüğü dolaplar gibi çevrilmesine alıştık. Günler, ayları; aylar, mevsimleri kovalıyor. Ömür ne kadar hızla akıyor! Yılların geçip gidişini bâzen hazla, bâzen kederle seyrediyoruz. Zamânın üstümüzdeki […]

Yazının Devamı

Mesut İnsanlar Fotoğrafhânesi

“Mes’ud İnsanlar Fotoğrafhânesi” Yaşlı gözlerde tecessüm ederek Bir fotoğraf: baba, kardeşler, ana; Ansızın insanı kavrar, götürür, Tâ çocuklukda geçen yıllarına… Her yaşın ayrı bir hükmü var. Bir insan ömrünü çoğunlukla çocukluk, gençlik, olgunluk ve yaşlılık şeklinde bölümlere ayırırlar. Çocukluk çağının süresi cem’iyyetlere ve telakkîlere göre değişmektedir. İslâm dîni bakımından, doğumdan ergenlik vaktine kadar olan zaman […]

Yazının Devamı

Mâsûm Çağ-2

Mâsûm Çağ – II Hâlâ gözümün önünde canlanmakda: Bağlarda gezip, yıkandığım ırmakda. Ma’sum ve sevimli, tatlı yıllardı geçen; Kayboldu çocukluğum düşen ilk akda… Bâzıları hep çocuk kalır. Vücûdca büyümüşlerdir. Evlenip, çoluk çocuğa karışmışlardır. Fakat, içlerinde, şöyle gizli bir köşede, masanın altına saklanan çocuklar gibi, zaman zaman örtünün altından başını çıkarıp etrâfa bakan bir çocukluk bâkî […]

Yazının Devamı

Mâsûm Çağ – 1

Mümkün olabilseydi dönüş dünki güne, Gönlüm küçücük olmağı isterdi yine. Burnumda tüter, hazla geçen hoş seneler! Hayfâ! O günahsız çağımın geçdiğine… Ne kadar kötü şartlar içinde de geçmiş olsa, herkes için çocukluk günleri hasretle ve sevgiyle anılan bir zaman dilimidir. Allah bilir ya, bunun asıl sebebi o yaşlarda mâsûmiyetin hüküm sürmesidir. Cenâb-ı Hakk’ın insana verdiği […]

Yazının Devamı

Bağ Bozumu

Bağ Bozumu Yaz, bağ bozumuna kadar sürerdi. Aslında, güz mevsimi girmiş olurdu; fakat, biz kasabadakiler için hâlâ yazın hükmü devâm etmekte idi. Bağlardaki son mahsul koparılana, son işler yapılana kadar orada kalınırdı. Cevizler toplanır; üzümler pekmez, pestil, sucuk yapılırdı. Yaş olarak saklanacak meyveler devşirilir, kurutulacak olanlar kurutulur, salça kaynatılır ve yapılanlar yavaş yavaş şehre taşınırdı. […]

Yazının Devamı

Kasabada Yaz Günleri

Yine geçmiş günleri anlatmaya devam ediyorum: O günün ülkesinde sessizliği bozacak çok az âlet vardı. Bu bakımdan, memleketin büyük bir bölümünde, bugünkü gibi gürültü hâkim değildi. Kasabamız, özellikle yazın sıcağının yoğunlaştığı günlerde daha da sessizleşirdi. Uzaklarda konuşan iki kişinin sesi, akan ırmağın şırıltısı, dönen su dolabının gıcırtısı, kapanan bir kapının gürültüsü, uçan bir sineğin vızıltısı […]

Yazının Devamı