SON DAKİKA

Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

MEHDİ’nin ÜÇ VAZİFESİ

MEHDİ’nin ÜÇ VAZİFESİ
14 Mart 2017 - 12:19

“……,Ümmetin beklediği, âhirzamanda gelecek zâtın üç vazifesinden en mühimi ve en büyüğü ve en kıymettarı olan iman-ı tahkikîyi neşir ve ehl-i imanı dalâletten kurtarmak cihetiyle, o en ehemmiyetli vazifeyi aynen bitemâmihâ Risale-i Nur’da görmüşler.

İmam-ı Ali ve Gavs-ı âzam ve Osman-ı Hâlidî gibi zatlar, bu nokta içindir ki, o gelecek zatın makamını Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsinde keşfen görmüşler gibi işaret etmişler. Bazan da o şahs-ı mânevîyi bir hâdimine vermişler, o hâdime mültefitane bakmışlar.
Bu hakikatten anlaşılıyor ki, sonra gelecek o mübarek zat, Risale-i Nur’u bir programı olarak neşir ve tatbik edecek.

O zatın ikinci vazifesi, şeriatı icra ve tatbik etmektedir. Birinci vazife, maddî kuvvetle değil, belki kuvvetli itikad ve ihlâs ve sadakatle olduğu halde, bu ikinci vazife gayet büyük maddî bir kuvvet ve hakimiyet lâzım ki, o ikinci vazife tatbik edilebilsin.

O zatın üçüncü vazifesi, hilâfet-i İslâmiyeyi ittihad-ı İslâma bina ederek, İsevî ruhanîleriyle ittifak edip din-i İslâma hizmet etmektir.
Bu vazife, pek büyük bir saltanat ve kuvvet ve milyonlar fedakârlarla tatbik edilebilir.
Birinci vazife, o iki vazifeden üç-dört derece daha ziyade kıymettardır.
Fakat o ikinci, üçüncü vazifeler pek parlak ve çok geniş bir dairede ve şaşaalı bir tarzda olduğundan, umumun ve avâmın nazarında daha ehemmiyetli görünüyorlar.
İşte o has Nurcular ve bir kısmı evliya olan o kardeşlerimizin tâbire ve tevile muhtaç fikirlerini ortaya atmak, ehl-i dünyayı ve ehl-i siyaseti telâşe verir ve vermiş; hücumlarına vesile olur.
Çünkü, birinci vazifenin hakikatini ve kıymetini göremiyorlar; öteki cihetlere hamlederler.

Kardeşlerimin ikinci iltibası: Fâni ve çürütülebilir bir şahsiyeti, bazı cihetlerle birinci vazifede pişdarlık eden Nur şakirtlerinin şahs-ı mânevîsini temsil eden o âciz kardeşine veriyorlar. Halbuki bu iki iltibas da Risale-i Nur’un hakikî ihlâsına ve hiçbir şeye, hattâ mânevî ve uhrevî makamata dahi âlet olmamasına bir cihette zarar verdiği gibi, ehl-i siyaseti de evhama düşürüp Risale-i Nur’un neşrine zarar gelir. Bu zaman, şahs-ı mânevî zamanı olduğu için, böyle büyük ve bâkî hakikatler, fâni ve âciz ve sukut edebilir şahsiyetlere bina edilmez.
Elhasıl: O gelecek zatın ismini vermek, üç vazifesi birden hatıra geliyor; yanlış olur. Hem hiçbir şeye âlet olmayan nurdaki ihlâs zedelenir, avâm-ı mü’minîn nazarında hakikatlerin kuvveti bir derece noksanlaşır. Yakîniyet-i bürhaniye dahi, kazâyâ-yı makbûledeki zann-ı galibe inkılâp eder; daha muannid dalâlete ve mütemerrid zındıkaya tam galebesi, mütehayyir ehl-i imanda görünmemeye başlar. Ehl-i siyaset evhama ve bir kısım hocalar itiraza başlar. Onun için, Nurlara o ismi vermek münasip görülmüyor. Belki ‘Müceddiddir, onun pişdarıdır’ denilebilir.”

Umum kardeşlerimize binler selâm.
Kardeşiniz Said Nursî

(Sikke-i Tasdik-i Gaybi / Parlak fıkralar)

*****

Değerli dostlarım;

Risale-i Nur’dan aldığım ve yukarıda gönderdiğim bölümde, Mehdi’nin birinci, ikinci ve üçüncü vazifesi ve şartları izah ediliyor. Şartlar çok önemli!

Akl-ı selim müminler ve özellikle Nur talebeleri olarak Adetullah ve esbab kanunlarına uygun hareket etmeliyiz diye düşünüyorum.

Hazret-i Üstad; bütün hayatında esbaba, şartlara uygun olarak, realist davranmış. Türkiye halen ekonomik güç ve milli gelir olarak bırakın Batı’nın, Avrupa’nın 16 milyonluk Hollanda’yla eşdeğer.

Askeri güç bakımdan ise İtalya ile bile eşdeğer değil. İsrail, mavi Marmara Gemimize uluslararası sularda baskın yapıp vatandaşlarımızı şehit ettiğinde askeri müdahele edebildik mi?

Avrupa’ya, ABD’ye, Rusya’ya, Çin’e kafa tutacak, meydan okuyacak askeri ve ekonomik güçte değiliz.

Teşbihte hata olmaz “HUDEYBİYE ANTLAŞMASI” ortam ve şartlarını aşmış ve maddi imkanlar bakımından üstün durumda değiliz.

Karşımızda ki düşmanlar, kafirler, münafıklar; çok dessas, hain, zalim, gaddar, ikiyüzlü, hilebaz, sahtekar ve kalleş. Şimdi değil bin yıldır İslam ve Türk düşmanı bunlar.

Uluslararası işler hamasetle, kabadayılıkla, atıp tutmakla, tehditle, kavga ile olmaz.  Sağduyu, itidal, Akıl, güç, strateji, zeka ile, ilm-i siyasetle olur fikrindeyim.

En kalbi muhabbetlerimle.

Erdoğan Esenkal