SON DAKİKA

Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

Abdullah Yeğin Lügatı Hazırlarken Bediüzzamandan İzin Aldı mı?

Abdullah Yeğin Lügatı Hazırlarken Bediüzzamandan İzin Aldı mı?
13 Temmuz 2017 - 17:25

 

Üstad Bediüzzaman’ı 5 defa ziyaret eden Kamil Acar Ağabey her yaştan insanla çabucak kaynaşan mütevazi kişiliği ile tanıdığımız bir ağabeyimizdi. Okumalarını hiç terk etmez, onu ne zaman görsek elinde devamlı Kur’ân-ı kerim, Rislae-i nur yahut Cevşen el-Kebir… kardeşlerle sohbet dışında kalan tüm vakitlerini okuyarak geçiren ihtiyar delikanlı olarak tanıdık. Onu tanımakla şerefyab olduk. Üstad Bediüzzaman’dan miras kalan kahramanlar silsilesinden bir ferdi tanımış olduğumuz ve bizi arkadaşlığına, kardeşliğine kabul ettiği için Cenab-ı Hakka binlerle hamd ediyoruz. Vefat sene-i devriyesinde Terzi Kamil Acar ağabeyimizi rahmetle ve hasretle yad ediyoruz.

Nurdanhaber.com

(1918 – 2007)

K­MİL ACAR

VAN MU­RA­Dİ­YE do­ğum­lu Kâ­mil Acar Ağa­bey, 1918 senesinde hayata gözlerini açmış. Beş defa Üs­tad Bediüzzaman Hazretlerine zi­ya­reti var. Ek­se­ri­ Ab­dul­lah Ye­ğin Ağa­bey­le be­ra­ber gör­dü­ğü­müz Kâ­mil Acar Ağa­bey, Ab­dul­lah Ye­ğin’in “Ye­ni Lü­gat” eserini Hz. Üs­tad’ın emir ve iz­ni ile ha­zır­la­dı­ğına dair önemli bir şa­hi­t…

2001 yı­lın­da Ab­dul­lah Yeğin Ağa­bey­le beraber İz­mir’e gel­di­ler. Kendileriyle uzunca ders ve soh­bet­le­ri­miz ol­du. Bir ara Abdul­lah Ye­ğin Ağa­be­ye: “Lü­ga­ti ha­zır­lar­ken Üs­tad’dan emir ve­ya izin al­dı­nız mı? Bu hu­sus­ta hiç Hz. Üs­tad’la gö­rüş­tü­nüz mü?” di­ye sor­dum. Ab­dul­lah Ağa­bey: “Bu so­ru­nun mu­ha­ta­bı Kâ­mil Efen­di’dir. İş­te o da bu­ra­da, ce­vap ver­sin” de­di. Kâ­mil Ağa­bey hem bu su­a­li­mi­ze ce­vap ver­di, hem de Bediüzzaman Hazretlerine yaptığı ha­tı­ra­lardan an­lat­tı. Kamil Acar 12 Temmuz 2007 tarihinde vefat etmiştir.

“Lü­gat yaz­mak Ri­sa­le-i Nur hiz­me­ti­ne mâ­ni mi­dir?”

“Is­par­ta’da bu­lu­nan Hz. Üs­tad’ı zi­ya­ret mak­sa­dıy­la, Ha­cı Re­şid (Övet) ile beraber ev­ve­lâ Van’dan çıkıp Di­yar­ba­kır’a uğ­radık. Di­yar­ba­kır’dan iki su tes­ti­si ge­tir­miş­tik Ur­fa med­re­se­si­ne… Ur­fa’da Ab­dul­lah Ye­ğin Ağabey ka­lı­yor­du. Ba­na: ‘An­nem has­tay­mış, mek­tup gel­di; sen Üs­tad’a söy­le ba­na mü­sa­a­de eder mi bay­ram­da zi­ya­re­te gi­de­yim? Bir de ben bir lü­gat ya­zı­yo­rum, Üs­tad’a mek­tup­la sor­dum, Üs­tad ce­vap ver­me­di. Aca­ba lü­gat yaz­mak Ri­sa­le-i Nur hiz­me­ti­ne mâ­ni mi­dir, on­dan mı cevap ver­me­di? Bu­nu da so­ru­ver’ de­di. Ab­dul­lah Ağa­bey be­nim ge­tir­di­ğim tes­ti­yi, ‘Al bu­nu Üs­tad’a gö­tür’ de­di. ‘Üs­tad ne ya­pacak tes­ti­yi, ben se­nin için ge­tir­dim de­dim­se de il­lâ ‘Üs­tad’a gö­tür’ de­di. Ben de ‘Ta­mam, ama Ab­dul­lah Ağa­bey gön­der­di de­rim’ de­dim.

“Üs­tad Emir­dağ’a git­miş, biz de Emir­dağ’a git­tik. Hem are­fe, hem de o gün ora­nın paza­rı, çok ka­la­ba­lık… Ka­pı­da Meh­met Ça­lış­kan Ağa­bey: ‘Üs­tad çok has­ta, hem ko­nu­şa­mı­yor, hem mi­sa­fir ka­bul ede­mi­yor’ de­di. Biz böy­le ko­nu­şur­ken bak­tım Hüsnü Bayram Ağa­bey gel­di, bi­raz ko­nuş­tuk. Ça­lış­kan Ağa­bey: ‘Sen Hüsnü’yü Ur­fa’dan mı ta­nı­yor­sun?’ dedi. ‘Evet’ de­dim. O da git­ti, Üs­tad’a söy­le­di. Üs­tad da ‘Gel­sin­ler’ de­miş. Gir­dik…

“Üs­tad kıb­le­ye doğ­ru otur­muş, ha­ki­ka­ten has­ta ve ko­nu­şa­mı­yor… Eli­ni öp­tüm, ya­nı­na otur­dum. Ha­cı Re­şid de benim ya­nım­da otur­du. Zü­be­yir Ağa­be­ye işa­ret et­ti, sonra onun ya­nı­na oturdu. Biz Zü­be­yir Ağa­be­ye söy­lü­yo­ruz, o Üs­tad’a söy­lü­yor; Üs­tad söy­lü­yor, Zü­be­yir Ağa­bey bi­ze ak­ta­rı­yor. Anla­ya­mı­yoruz Üs­tad’ın ne söy­le­di­ği­ni… Bi­raz son­ra Hüsnü’ye işa­ret et­ti. ‘Hüsnü!’ de­yin­ce Zü­beyir Ağa­bey kal­ktı git­ti, Hüsnü gel­di. Bi­raz da onun­la ko­nuş­tu. Ben bi­raz kar­yo­la­ya doğ­ru, Üs­tad’a ya­naş­tım. Bak­tım Üs­tad da ba­na doğ­ru ya­naş­tı. De­di:

‘Ben çok has­tay­dım, ko­nu­şamı­yor­dum, siz gel­di­niz ben şi­fa bul­dum.’ De­dim: ‘Al­lah ru­hu­mu sa­na fe­da et­sin, biz ne­yiz ki!’ Üs­tad’la ko­nuş­ma­ya baş­la­dık. De­dim: ‘İki ta­ne tes­ti ge­tir­miş­tim, Ab­dul­lah Ağa­bey bi­ri­ni sa­na gön­der­di.’ ‘İki­si­ni ni­ye ge­tir­me­din, ba­na lü­zu­mu var­dı’ de­di. ‘Bu­nu da Ab­dul­lah Ağa­bey zor­la gön­der­di, onu da ge­tir­me­ye­cek­tim’ De­di: ‘Ka­ça al­dın?’ ‘Yet­miş ku­ru­şa al­dım.’ ‘Ben sa­na 75 ku­ruş ve­re­ce­ğim’ de­di ve ver­di…

 

“Öy­le bir lü­gat yaz­sın­lar ki…”

“Üs­tad’a de­dim: ‘Ab­dul­lah Ağa­be­yin ba­ba­sın­dan mek­tup gel­miş, an­ne­si has­tay­mış; bay­ram­da zi­ya­re­te gi­de­bi­lir mi?’ ‘Ol­maz, ol­maz! Ba­ba­sı gel­sin Ab­dul­lah’ın ya­nı­na bay­ram­da!’ de­di.”

“De­dim: ‘Ab­dul­lah Ağa­bey bir lü­gat yaz­mak is­ti­yor, si­ze bir mek­tup yaz­mış, siz mek­tuba ce­vap yaz­ma­mış­sı­nız. Aca­ba lü­gat yaz­mak Ri­sa­le-i Nur hiz­me­ti­ne mâ­ni mi­dir ki ce­vap ver­me­di­niz? Ab­dul­lah Ağa­bey Üs­tad’a so­ru­ver, de­di.’ ‘Yok, öy­le bir lü­gat yaz­sın­lar ki il­ko­kul­da oku­yan bir ta­le­be ile üni­ver­si­te­de oku­yan bir ta­le­be­nin ke­li­me­le­ri an­la­mak­ta bir far­kı kal­masın… Ka­mus’tan ve Ah­terî-i Ke­bir’den de is­ti­fa­de et­sin­ler’ de­di. O an­da ora­da Hüsnü Bayram Ağa­bey ve Ha­cı Re­şid de var­dı.

 

Ömer Özcan

Kamil Acar, Gültekin Sarıgül, Ömer Özcan, (Sağdan sola)