Nurdan Haber

Mustafa Sungur ağabey son yolculuğuna uğurlandı

Mustafa Sungur ağabey son yolculuğuna uğurlandı
01 Aralık 2012 - 15:30

Dün hakkın rahmetine kavuşan Bediüzzaman’ın talebelerinden ve ‘nur kahramanı’ olarak tanınan Mustafa Sungur, son yolculuğuna uğurlandı.

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin hizmetinde bulunan Sungur, Bediüzzaman tarafından, ‘nur kahramanı’ olarak tanımlanmıştı.

Uzun süredir tedavi gördüğü hastanede vefat eden Mustafa Sungur için bugün Fatih Camii’nde tören düzenlendi. Öğlen saatlerinden itibaren Sungur’un yakınları ve sevenleri Fatih Camii avlusunu doldurdu. Yoğun izdiham ve siyasilerin de katılacağı cenaze töreni için İstanbul Emniyet Müdürlüğü yetkilileri geniş güvenlik önlemleri aldı.

Başbakan cenazede

Cenaze namazı öncesi kadın ve erkekler kendi aralarında Sungur için Kuran-ı Kerim okuyup dua etti. İkindi namazının ardından cenaze namazına geçildi. Cenaze namazını Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez kıldırdı. Cenaze törenine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,oğlu Bilal Erdoğan, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, AB’den Sorumlu Bakan ve baş müzakereci Egemen Bağış, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu, Sungur’un çocukları Muhammed ve Nurullah Surgun ile sevinleri katıldı.

BAŞBAKAN ERDOĞAN CAMİİDEKİLERE SESLENDİ

Namazın kılınmasının ardından helallikler alındı. Cenaze namazının ardından Başbakan Recep Tayip Erdoğan Camii’de bulunan kalabalığa seslendi. Sungur’a haklarının helal olduğunu söyleyen Erdoğan ‘Çok aziz kardeşlerim. Öncelikle şu anda ebediyete uğurladığımız Mustafa Sungur ağabeyimize zaten az önce diyanet işleri başkanımızın ifadeleri ile haklarınızı helal ettiniz. Hakkımız helal olsun.

Orada hiçbir endişe taşımıyoruz. Ve ömürleri boyunca gerçekten bu gök kubbede hoş bir seda bırakma uğruna onlar çok büyük mücadeleler verdiler. Çok ciddi ezalar, cefalar çektiler. Ve bu ezalar, cefalar inanıyorum ki, şu anda yanında getirdikleridir. Bunu çok iyi biliyoruz. Buna hep şahit olduk. Ve bu şahadet içerisinde siz de az önce şahadetlerinizi yinelediniz. Ben de tekrar, bu gösterilen ilgi ve alaka zaten kimin kim olduğunu çok iyi ortaya koyuyor.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Gösterdiğiniz bu ilgi sebebiyle fakirde sizden özellikle Allah razı olsun’ şeklinde konuştu. Konuşmanın ardından Erdoğan ve sevenleri Sungur’un tabutuna omuz verdi. Bir süre camii dışarısında aile fertleriyle sohbet eden Erdoğan daha sonra camiden ayrıldı. Mustafa Sungur’un cenazesi Fatih Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından tekbirler eşliğinde defnedilmek üzere Eyüp Sultan Mezarlığı’na götürüldü.

 

MUSTAFA SUNGUR KİMDİR?

29 Eylül 1929 tarihinde, Eflâni’de doğdu. İlkokuldan sonra Kastamonu’daki Gölköy Köy Enstitüsü’ne kayıt yaptırdı. Mustafa Sungur, çalışkan bir talebeydi. Enstitüde dine karşı takınılan tavra rağmen, gerek ailesinde bulunan hocalar vesilesiyle, gerekse küçükken aldığı dinî eğitimin etkisiyle çok fazla etkilenmedi.

29 Eylül 1929 tarihinde, Eflâni’de doğdu. İlkokuldan sonra Kastamonu’daki Gölköy Köy Enstitüsü’ne kayıt yaptırdı. Mustafa Sungur, çalışkan bir talebeydi. Enstitüde dine karşı takınılan tavra rağmen, gerek ailesinde bulunan hocalar vesilesiyle, gerekse küçükken aldığı dinî eğitimin etkisiyle çok fazla etkilenmedi.

Mustafa Sungur 1945 yılında, henüz 16 yaşında iken evlendi.

O yıllarda, daha sonra hizmetine gireceği Said Nursî’yi sadece duymuşluğu vardı. Risaleleri 1946 yılında, Ahmet Fuat Efendi ile Safranbolulu Keçeci Mehmet Efendi vesilesiyle tanıdı.

Said Nursî’yi tanıdıktan kısa bir süre sonra, ona hitaben mektuplar kaleme aldı. Bu mektuplarda, önce köy enstitüsünde edindiği izlenimleri aktarıyordu.

Bu mektupları yazarken, genç bir Nur talebesi olan Mustafa Sungur, bir yandan da heyecanlı bir bekleyiş içindeydi. Nur dairesine girebilmeyi, Üstadın kendisinden bahsetmesini, kendisine “talebem” demesini hasretle bekliyordu. Talebeliğe kabul edilmeyi kainatın en büyük hediyesi olarak görüyordu.

Mustafa Sungur’un beklediği gelişme nihayet gerçekleşti ve Üstad gönderdiği bir mektubunda “Nurun küçük kahramanlarından Mustafa Sungur” ifadesini kullanmış, onun hizmetlerini övgü dolu sözlerle takdir etmişti.

1947 Eylülünde Mustafa Sungur, Bediüzzaman Said Nursî’yi görmek arzusunu yerine getirmek için yollara düştü. Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra Emirdağ’a ulaştı ve Üstadla görüştü.

Mustafa Sungur, bir yıl sonra (1948) Afyon Dâvâsı sebebiyle Bediüzzaman’ın tutuklandığını duydu. Afyon’a giderek Üstadı ziyaret etti. Ziyaret dönüşü Bediüzzaman’a uzunca bir mektup gönderdi. Bu yüzden tutuklanarak mahkemeye çıkarıldı. Sonuçta 6 ay ceza aldı.

1949 senesinin Nisan ayında köyüne dönen Mustafa Sungur, 5 ay ceza aldığı için memuriyetten de çıkarıldı.

Mustafa Sungur, Afyon’da Bediüzzaman’la beraberken, İzmir taraflarında imam olan babası Mehmet Efendi, onu Bediüzzaman’a şikayete geldi. Üstad onunla görüşüp ikna etti. Böylece Mustafa Sungur, artık Risale-i Nur dairesi içinde, hiç çıkmamak üzere bulunmaya devam etti.

Mustafa Sungur, askerliğini ise 1955-1956 arasında, önce altı ay yedek subay olarak Ankara’da, daha sonra da Samsun’da yaptı.

Bediüzzaman Said Nursî’nin 1946, 1958 ve 1959′da birkaç defa yazdığı vasiyetnamelerinde adı zikredilen Mustafa Sungur’un Şerife, Ahmed Said, Muhammed Nur, Saide Nur, Aynur, Cihannur, Nurullah adında yedi çocuğu vardı. Bedüzzaman’ın vefatından sonra kendisini tamamen risale sohbetlerine adadı.

1954 yılından 1960′a kadar doğrudan Bediüzzaman’ın hizmetinde bulundu. Bu süre içinde Risale-i Nur’u ve hizmet düsturlarını bizzat Üstaddan ders aldı.

Mustafa Sungur, iman ve Kur’ân hizmeti uğrunda bir çok defa tutuklandı.

Sungur iki aya yakın süredir İstanbul Fatih Üniversitesi Araştırma Hastanesinde tedavi gören Bedüizzaman’ın talebelerinden Mustafa Sungur vefat etti.

 

Kaynak: haber7