Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

İttihad ve Terakki dönemi Ermeni olaylarının sebebi

İttihad ve Terakki dönemi Ermeni olaylarının sebebi
12 Ocak 2018 - 6:00

Hak neyse onu söylemek her Müslümana farzdır. Bu konuya girmemin sebebi biz Müslümanların hiç bir şey olmamış gibi davranmamız ve buna mukabil Ermeni dünyası da adeta biz evimizde oturuyorduk Müslümanlar bizi öldürdü türü anlatımlarının yanlışlığını ve bu işin kaynağının ırkçılık olduğunu anlatmaya çalışmak.

Osmanlı tarihi boyunca Millet-i Sadıka olarak anılan Ermeniler 93 (1876-1878) harbinden sonra batılı devletler tarafından siyaset malzemesi yapılmıştı. Batılı devletlerin bu ilgisi Ermeni milliyetçiler arasında da karşılık buldu. Hınçak (1887 Cenevre) ve Taşnaksutyun (1890 Tiflis) örgütleri kuruldu. Bu iki örgütte laik ve ihtilalciydiler. Bunlardan özellikle Taşnaksutyun çok güçlendi ve Osmanlı devletine sadık kalan Ermeni halkının çoğunluğunu sindirmek ve ihtilalciliği yaygınlaştırmak için eylemlere başladı. Özellikle kilise görevlileri ve din adamları onlara karşıydı. Taşnaklar’a karşı çıkan kilise görevlilerine ne oldu? Köylerde ve kentlerde rahipleri öldürüldü. Van belediye başkanı Bedros Kapamacıyan 1912 de öldürüldü. Oğlu katillerin Taşnak militanları olduğunu söyledi, hepsi yakalandılar. Fakat azmettiriciler Rusya’nın müdahalesinden dolayı cezalandırılmadılar.

Van Ermeni Piskoposu Bogos, Noel arifesinde kendi katedralinde öldürüldü. Suçları neydi? Suçları Osmanlı devletinin sadık tebaası olmalarıydı. Taşnaklar İstanbul’daki Ermeni Patriği Malakya Ormanyan’ı da öldürmeye teşebbüs ettiler. Suçu ihtilalcilere karşı olmaktı. Van’daki Akdamar Kilisesi’nden sorumlu rahip Arsen Van’daki Taşnakların liderlerinden İskan tarafından öldürüldü. Suçu Taşnaklar’a karşı çıkmaktı. Ancak onun öldürülmesi için ikinci bir neden daha vardı: Taşnaklar merkezi Akdamar’da olan Ermeni eğitim sistemine hakim olmak istiyorlardı. Peder Arsen öldürüldükten sonra Taşnaklardan biri olan Aram Manukyan (ki kendisinin bilinen herhangi bir dini inancı yoktu) Ermeni okullarının başına getirildi. Manukyan dini eğitimi “kapattı” ve ihtilalci eğitimi başlattı. Sözde “din öğretmenleri” Van vilayetine yayılarak din yerine İhtilalcilik dersleri verdiler.

İşin acı tarafı bütün bunlar olurken maalesef doksanlı yılların Türkiye’sinde olduğu gibi devlet kendi vatandaşlarını bu terör çetelerine karşı koruyamıyordu. Üstelik bir de 1908 ve 1909,da II. Abdulhamid Han’ı deviren 31 Mart vakasında Taşnaksutyun İTC ‘ye tam destek vermişti. İTC ‘de buna karşılık örgütün bütün hükümlü ve tutuklu militanlarını serbest bıraktı, bu durum Müslümanlar ve mutedil Ermeniler arasında ciddi huzursuzluğa sebep oldu. Peşinden provokatörler devreye girdiler ve Adana’da resmen küçük bir iç savaş çıktı yüzlerce Müslüman ve Ermeni hayatını kaybetti. İTC yaptığı yargılama ile 9 Müslümanı ve 6 Ermeniyi idam etti. Fakat fitne yatışmadı.

Birinci Dünya savaşında ilk defa Osmanlı Gayr-i Müslim vatandaşlarını askere aldı. Taşnaksutyun ve Hınçak elinden geldiğince, özellikle Erzurum, Van, Bitlis ve Muş gibi bölgelerde Ermeni gençlerin askere gitmelerine engel oldular. Batı Anadolu’da ise askere gidenlerden Taşnaksutyun ve Hınçak örgütlerine üye veya sempatizan olanlardan bazıları firar edip düşman saflarına katıldılar. Bunun üzerine Ermeni askerlerin silahları toplanıp amele bölüklerine dağıtıldılar. Bütün bunlara rağmen sadakatle hizmet eden Ermeniler de vardı. Ayrıca bu örgütler Van ve diğer Doğu illerinde isyanlar ile cephe gerisinde orduyu meşgul ettikleri gibi Müslüman sivilleri katletmeye başladılar.

İTC Hükumeti Almanya’nın da etkisiyle 24 Nisan 1915’te bir grup Ermeni entelektüelinin Çankırı ve Ayaş’a sürgünü ile sembolik olarak, 27 Mayıs 1915 tarihli ‘Savaş Zamanında Hükumet Uygulamalarına Karşı Gelenler İçin Asker Tarafından Uygulanacak Önlemler Hakkında Geçici Kanun’la resmen sürgün operasyonuna başladı. Fakat bu sürgün işinde genelleme yapıldı ve neticesi herkes için facia oldu. Sürgün kararını canla başla uygulayan bürokratlara birde Osmanlı tarihinde o güne dek eşine rastlanmadık bir barbarlıkla konvoylara saldıran, yağmalayan değişik toplumlardan gelen çete reisleri ve çete üyeleri eklendi. Bu barbarlığın temel nedeni, bu çeteleri oluşturan kadroların büyük bir bölümünün İTC Merkez Komitesi üyeleri Dr. Bahaeddin Şakir ve Dr. Nazım tarafından kana susamış caniler arasından özenle seçilmiş olmalarıydı. Bunlar, sözü edilen korkunç görevleri yerine getirmeleri kaydıyla, özel emirlerle hapishanelerden salıverilmişlerdi.

Bütün bunlar olurken yeni Müslüman olmuş Ermenilerin durumunu soran Valilere, Sadrazam Talat Paşa 12 Temmuz 1915 te çektiği telgafta “Ermenilerin menfaat temin etmek için Müslüman olduklarını, bu sebeple sürgünleri tehir edilmeyecek” diye cevap verecek kadar haktan, hukuktan kopmuştu. Halbuki Peygamber (ASM) Kelime-yi tevhidi ikrar eden adamı öldüren sahabiye “Niçin öldürdün?”, sorusuna “O korkudan öyle dedi” cevabına mukabil;
‘Kalbini yarıp baktın mı ki, bunu başka bir sebepten dolayı söylemiş olduğunu bilesin! Kıyamet gününde ‘Lâ ilâhe illallah’ kelimesinin karşısında kim senin yardımcın olacak?’ buyurdu.

Bir de hiçbir şekilde sürgün kararını uygulamayan Kütahya, Malatya, Konya, Basra, Yozgat, Erzurum vb. Vilayetlerinin Valileri ve birçok kaymakam sürgün kararını uygulamadı. Hatta Ankara valisi Mazhar bey ben valiyim, eşkıya değilim demiş. Konya Valisi Cemal Bey kendisine bu kanlı yolculuğun ‘milli mefkûre’ olduğunu söyleyen İTC Merkez Komitesi’nin adamına “Hangi milli mefkûre? Türkler ve Müslümanlar, bu cinayetlerden dolayı kan ağlıyor, fakat engellemek için çare bulamıyorlar. Böyle zulümlere milli mefkûre demek, millet için en büyük iftira ve hakarettir” diye cevap vermişti. Kararları uygulamayan Valilerin tamamı görevden alındı. Hatta sürgün emirlerini uygulamayı reddeden Lice Kaymakamı Hüseyin Nesimi Bey, Beşiri Kaymakam Muavini Sabit Bey, Basra Valisi Ferit Bey, Müntefek Mutasarrıfı Bedii Nuri Bey ve gazeteci İsmail Mestan, İTC’nin ileri gelenlerinden Diyarbakır Valisi Dr. Reşit Bey’in emirleriyle öldürüldüler. Mardin Mutasarrıfı Hilmi Bey ise, son anda ölümden kurtuldu.

Gelecek Makalemizde inşallah Cumhuriyet’in ilanından sonraki uygulamalarını ele alacağız. Selametle kalın.