İstanbul iki defa fethedilecek.

nurdanhaber | Haber Merkezi | |

15 TEMMUZ VE İSTANBUL’UN FETHİ

İstanbul iki defa fethedilecek.

Birincisi; komutanı, askeri ve silahı olan bir ordu tarafından fethedilecek.

İkincisi ise komutanı, askeri ve silahı olmayan halk tayfası tarafından…

Hayır, ben söylemiyorum bunları…  

Havadan ve sudan değil إِنْ هُوَ إِلاَّ وَحْيٌ يُوحَى ayetinin sarahatiyle istikbalde vuku bulacak hadisatı vahiyle beyan eden Muhammed sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor. Bizler de sadece o zatın müjdesini ümmete aktarıyoruz.

Birinci fetih, başta İmam Ahmed İbni Hanbel ve İmam Buhari olmak üzere birçok muhaddisin kitaplarında naklettiği لتفتحن القسطنطينية، فلنعم الأمير أميرها، ولنعم الجيش ذلك الجيش hadisinde zikredilen fetihtir ki mübarek Fatih Sultan Muhammed isminde bir komutanı, munazzam ve muazzam bir ordusu, devrinde dünyanın en ileri top, tüfek, silah ve askeri teçhizata sahip olan Osmanlı Ordusu vasıtasıyla hâsıl olan fetih…

İkinci fetih ise başta İmam Muslim’in sahihinde naklettiği ahir zamanda tekrar İstanbul’un fethedileceği فلم يقاتلوا بسلاح ولم يرموا بسهم hiçbir silah, ordu hatta komutanın bile olmadığı bir fetih…

Hadis-i şerife göre o gün insanlar sadece لا إله إلا الله والله أكبر yani tekbir ve tehlillerle İstanbul’u fethedecek…

İşte o fetih, top, tüfek ve silah sahibi olmayan halkın, Allah’ın inayetiyle 15 Temmuz 2016 günü yaptığı fetihtir.

İmam Muslim ve birçok hadis kaynağında rivayet edilen hadiste ahir zamanda hâsıl olacak fethin silah, komutan ve orduyla olmayacağına açık burhan var.

Ayriyeten hadisin i’cazına göre birinci fetihten birkaç asır sonra İstanbul’un haçlıların hücumuna maruz kalacağı, muvakkaten deccalın eline geçeceği, o dehşetli adamın şeriat-ı Ahmediye sallallahu aleyhi vesellemi tahrif, dalalet ve sefahetle ümmeti ifsad edeceği anlaşılmaktadır.

Lakin Allah’ın inayet ve yardımıyla İstanbul’un yeniden Müslümanlar tarafından silahsız olarak fethedileceğine dair delalet ve şehadet vardır.

İşte o gün aynen hadis-i şerifte beyan edildiği gibi halk  لا إله إلا الله والله أكبر Ya Allah bismillah Allah-u Ekber” nidalarıyla şehri titreterek 15 Temmuz günü şehri fethettiler.

O gün, memleketin dört bir yanında meydanlara akan halk, fetih ruhunu taşıyordu. O iman ve ruhla öyle işler başardılar ki dünya tarihinde eşi ve benzeri olmayan bir zafere imza attılar.

Bombayla mücehhez eşkıyayı herc-ü merc eden silahsız neferin,

Cihan tarihinde yoktur misli misâli böyle mübarek zaferin,

Şeytanın ordusuna diz çöktüren kadın, çocuk, bastonlu dedenin,  

Muzaffer etti salih kullarını; Rabbu’l-evvelîne ve’l-âhirîn…

O gece meydanlarda olan birisi olarak yazıyorum. O vakit silahımız yoktu ama semavat, nucum, kamer, sair mevcudat, mahlukat ve melaike bizimle beraberdi. Dünyanın dört bir tarafında milyonlarca mü’min  muzafferiyetimiz için sabaha kadar dua ediyordu.

O gece secdeye varmıştı bütün ecram; semâvât, nucûm ve kamer,

Minarelerden yükseldi kelime-i şehadet ve Allah-u Ekber…

Şarktan garba kadar, elini semaya kaldıran ümmet-i Peygamber:

Ya Mucîb! Muhafaza eyle mü’mini, kalmadı sığınacağı yer.

Din düşmanı ve vatan hainleri, 15 Temmuz gününü bilhassa seçmişti. Çünkü onların ecdadı Haçlılar da Kudüs’ü 15 Temmuz 1099 yılında işgal etmişti. Şayet o gece muvaffak olsalardı, Kudüs’ü istila eden ataları gibi on binlerce insanı sokak ortasında infaz edileceklerdi. Ezan-ı Muhammedi susacak, kiliseler çanlarını çalacak ve sinagoglar da bayram edecekti.

Amerikan muhibbanı, hain darbede muvaffak olsaydı şayet,

Ta’lim edecekti Müslüman ahfadına, Tevrat’tan sûre ve âyet,

Hurâfatla müzeyyen kilise, olacaktı mukaddes dînî mâbet

O zaman kahrından müteellim, ağlardı dünya ve semâ elbet…  

*   *   *

Ya Rabbi! Yaşatmadın mü’mine, kâfirin mel’un galibiyyetini,

Susturmadın ezân-ı Muhammedî’nin o mukaddes şehâdetini,

Târumâr ettin ehl-i salîbin cümle hayal ve menhus emelini,

Vermedin Deccal’ın askerine, âlem-i İslam’ın son kalesini!…

*   *   *

Şühedâ kanıyla yoğrulan topraklar bizim, elbet bizim olacak,

Kâfir ve müşrikler istemezse de Allah nûrunu tamamlayacak,

Eyy İstanbul ayağa kalk! Fethin tekbirle olacak, yakînen inan!   

Öyle müjdeler son Peygamber, Muhammed aleyhissalâtu vesselâm…

Evet, kâinatı içindekilerle beraber icat edip tasarruf eden zat; darbeye kalkışan Müseyleme ve silah arkadaşlarını dünyada zillet ve meskenetle cezalandırmış; o meşum isyana başkaldıran mü’minleri de şehadet ve gazilikle taltif etmiştir.  

Ne mutlu, ruhunu Rahman’a teslim edene…

Muhammed KAHTAVÎ


Etiketler: ,
Kategoriler: Muhammed Kahtavi Yazarlarımız

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?