Nurdan Haber

Şah İsmail -5

Şah İsmail -5
18 Eylül 2018 - 7:30

ÇALDIRAN SAVAŞININ SONUÇLARI

Sultan Selim’in, Şah İsmail’i tahrik ederek karşısına çıkmaya zorlaması, Şah’ın Şii mezhebini baskı ve şiddetle yaymaktan vazgeçmesinde de etkili oldu. Çaldıran yenilgisinden sonra siyahlara bürünen Şah İsmail, ordunun sancağını bile siyaha dönüştürüp üzerine beyaz bir hatla “El-Kısas” yazdırdı. O sene doğan oğluna dahi Elkas adını verdi. Çaldıran mağlûbiyeti Şah İsmâil’in yenilmezliği inancına büyük darbe vurdu. Bâbür Şah, Kandehar ve Belh’i ele geçirdi. Ubeydullah Han Horasan’a saldırdı. Ülkenin değişik yerlerinde küçük çaplı isyanlar çıktı. Kızılbaş reisleri arasında Şah Tahmasb döneminde baş gösteren rekabetin ilk tohumları bu yenilginin ardından atılmaya başladı. Şah İsmâil, Çaldıran yenilgisinden sonra hem bürokraside hem askeriyede yeni tayinler yaptı. Savaşta hatalı davrandığına inandığı kumandanlarını öldürttü. Osmanlılar’la barış yapmak için Yavuz Sultan Selim’e elçiler gönderdiyse de bundan bir netice çıkmadı.

Osmanlılar’a karşı Avrupa devletleriyle ittifak kurma çabaları ise kendi sağlığında sonuca ulaşmadı. Macar Kralı II. Lajos’un elçisi 1516’da Tebriz’e geldi, İspanya Kralı Carlos da (V. Karl) bir heyet yolladı. Şah İsmâil ancak 1523’te V. Karl’a bir mektup gönderdi; burada Osmanlılar’a karşı birlikte savaşma teklifinde bulundu. 1524’te bir Portekiz elçilik heyeti Şah İsmâil’in ölümünden hemen önce Tebriz’e geldi. Şah İsmâil bu teşebbüslerine rağmen vefatına kadar sakin bir hayat sürdü. Devlet işlerini daha çok emîrlerine havale edip kendisi av ve eğlence ile meşgul oldu. 19 Receb 930’da (23 Mayıs 1524) Tebriz’de vefat etti, cenazesi Erdebil’de ecdadının bulunduğu yere defnedildi.

Şah İsmâil,in İcraatları; Onun zamanında Azerbaycan, Horasan, Fars, Irâk-ı Acem, Irâk-ı Arab, Kirman ve Hûzistan Safevîler’e bağlanmış; Belh, Kandehar ve Diyarbekir de zaman zaman Safevî hâkimiyetinde kalmıştır.

Şah İsmâil’in sağlam vücutlu ve kuvvetli bir kişi olduğu belirtilir. Diğer kızılbaşlar gibi o da sakalını tıraş edip sadece bıyık bırakırdı. Avcılığa meraklı ve iyi okçuydu. Kendilerini yolunda ölmeye adamış kızılbaşlar ona tam bir itaatle bağlı bulunduğundan her vesile ile adını anarlardı. Mührü “Z” şeklinde ve yarım ceviz büyüklüğünde olup ortasında kendi adı, etrafına da on iki imamın adları kazınmıştı. İran’da on iki imam Şîa’sının tesisi konusunda kararlı bir yol izlemiş, yerli Şiî ulemasının yanı sıra Cebeliâmül, Kûfe ve Bahreyn’deki Şiî ulemâsını İran’a davet ederek fıkhî meselelerde ortaya çıkacak problemleri gidermeye ve İsnâaşeriyye Şîası’nın esaslarının belirlenmesine çalışmıştır. Böylece kızılbaşların ve sûfîlerin dinî anlayışında köklü değişiklikler yapmıştır.

Bu yeni mezhebe girmeye gönüllü olmayanlara karşı çok acımasız davranmış, böylece İran’ın Kürt,ler ve Beluc,iler hariç neredeyse tamamının Şiîleşmesini sağlamıştır. Irak ve Meşhed’deki Şiî imamlarının türbelerini tamir ettirmiş, imamzâdeler için türbeler yaptırmış, on iki imam adına sikkeler kestirmiştir. Fırat ırmağından Necef’e su getirtmiştir. Ordu ve eyalet idaresi kızılbaş Türkmen reislerine, bürokrasi daha çok Farslar’a bırakılmıştır. Öte yandan kadîm İran geleneğinde var olan, şahın hem dinî hem siyasî otoriteyi elinde bulundurma anlayışını yeniden canlandırmıştır. Sefavi devletinin resmi dili Farsça olduğu halde, Şah İsmâil “Hatâî” mahlası ile Türkçe ve az sayıda Farsça şiirler yazmıştır.

Şah İsmail annesini öldürdümü?

Venedikli seyyah tüccarlar Şah İsmailin annesini öldürdüğünü söylerler. Ancak yaptığımız araştırmaya göre Bu seyahatnameler Caterino Zeno’ya, Giovan Maria Angiolello’ya ve Venedikli bir tüccara mahsustur (bu tüccarın isminin Francesco Romano olduğu düşünülmektedir. Bkz.: Aubin, 1995: 258). Bunların arasında en önemli kişi Venedik Cumhuriyeti’nin Akkoyunlu Devleti’ndeki elçisi olan Caterino Zeno’dur. Onun seyahatnamesinin İtalyanca orijinali müellifin ölümünden sonra yeğeni Nicolo Zeno tarafından 1558 yılında Venedik’te yayınlanmıştır. Bu eser İngiliz bilim adamı Charles Grey tarafından İtalyanca orijinalden İngilizceye çevrilerek, 1873 yılında Londra’da neşredilmiştir. İranlı bilgin Menûçehr Emîrî seyahatnamenin İngilizceden Farsçaya çevirisini yaparak, 1970 yılında Tahran’da yayınlamıştır. Nihayet, C.Zeno seyahatnamesi Farsçadan Türkçeye tercüme edilerek, 2006 yılında İstanbul’da basılmıştır. Bu neşirleri karşılaştırdığımız zaman, eserin Türkçe çevirisinde bir tercüme hatasının sonucu olarak Şah İsmail’in kendi öz annesini, yani Alemşah Begüm’ü öldürdüğüne ilişkin yanlışlıktan ibarettir. Eserin orjinalinde ismi bilinmeyen üvey annesini öldürdüğü nakledilir. Ayrıca Alemşah Begümün Şah İsmailden sonra öldüğü kayıtlarda mevcuttur.

Türkmenler nasıl istenmeyen unsur ilan edildiler:

Şah İsmâil divanında, kendisini Mehdinin öncüsü zaman zaman da mehdi gibi görmüştür. Bazı Kızılbaş Türkmen gruplar, ona Tanrı gibi yaklaşıyorlardı. 1554 yılında sufi bir grup, Şah İsmâil’i mehdi ilan edince, Şah Tahmasb bu yayılış ve güçten rahatsız oldu. Şah İsmâil taraftarlarını istenmeyen unsur ilan eden Şah Tahmasb bu hareketin başlıca adamlarını idam etti. Türkmenleri İran halkından ayrı tutarak onların dışlanmasını sağladı. Büyük zulüm ve hakaretlerle gecen bir mücadele yasandı. O gün bügündür İranda Türkler hiçbir zaman asli unsur olamadılar.

Selam ve du’a ile Allah’a emanet olun.