SON DAKİKA

Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

Galaksi cehenneminde bir küçük cennet

Galaksi cehenneminde bir küçük cennet
21 Eylül 2018 - 6:58

GALAKSİ CHENNEMİNDE BİR KÜÇÜK CENNET: DÜNYA

Uzaydaki şartlara ve bildiğimiz gezegenlere kıyasla, istifade edenlerine yani sakinlerine sunduğu nimetler ve güzellikler açısından yeryüzünün cennet gibi olduğunu söylemek mubalağa olmaz. Yeryüzünde biyolojik hayatın var olması ve bu şekilde devam etmesi sadece Dünya’nın Güneş sistemi içindeki konumuna değil aynı zamanda Güneş’in Galaksimiz Samanyolu içindeki konumuna da bağlı olduğunu unutmayalım. Üstelik Dünya’dan bakıldığında bize ihtişamlı, romantik ve masum görünen Galaksimiz Samanyolu’nun aslında bir cehennemden farksız olduğunu, hayata pek de uygun olmadığını, Dünya’yı hayalen bulge adı verilen galaksinin merkezinde yer alan şişkin bölgesi içine koysak hemen, halosu içine koysak tedricen hayatın yok olacağını bize modern astrofizik söylüyor.

Bu cehennemin en korunaklı yeri Galaksi diskinin içi olduğu, diskte bile özellikle yıldız teşekkünün devam ettiği spiral kollar içinde yaklaşık her 50 yılda bir süpernova patlaması görüldüğü, galaksi merkezi etrafında yörüngelerde dolanan yıldızların spiral kollar içine girip çıkmalarının kaçınılmaz olduğu, spiral kol içindeyken muhtemel bir süpernovaya yakın olabilecekleri, böylesi durumda biyolojik hayatın süpernova etkisiyle hemen veya tedricen yok olabileceği, Galaktik hayata elverişli bölge içinde olmak süpernova tehlikesinden emin olmak anlamına gelmediği, ayrıca spiral kollar içine girip çıkmanın Güneş sistemini küresel olarak saran Oort bulutunu tedirgin edeceği, sonucunda dağlar büyüklüğünde belkide daha büyük kuyruklu yıldızların Güneş’e yani Dünya’ya doğru düşmeleri tetiklenebilir olup yer yüzündeki hayatın süpernova olmadan da yok olmasının muhtemel olduğu bir önceki yazımızda dile getirildi. Ancak, türlü türlü nimetleriyle, türlü türlü zenginlikleri ve güzellikleriyle idrak sahibi insanlara mesken olan Dünya’nın Galaksi cehenneminde böylesi tehlikelere maruz kalmadan 4.5 milyar yıldan beri Galaksimiz içinde Güneş ile birlikte var olduğunu yine modern astrofiziğin teorileri ile hesaplıyor, gözlemleri ile de teyid ediyoruz. Demek ki astrofiziğin tasvir ettiği galaksi cehennemi içinde 4.5 yıldır korunan kollanan küçücük bir cennette yaşıyoruz.

KORUNMUŞ OLMANIN İLK ZAHİRİ İŞARETİ

Güneş’imizin Galaksimiz içindeki konumu biyolojik hayatı yaratan ve onu koruma altına alan bir iradenin varlığına en zahir ve en bariz ilk işareti olmalıdır. Çünkü, yıldız yoğunluğu (birim hacimdeki yıldız sayısı) ile hidrojen ve helyum haricindeki elementlerin (metallerin1) göreli bollukları Samanyolu diski içinde merkezden dışa doğru azalmaktadır. Hatırlayalım, yarıçapı 8, kalınlığı 2 kpc (kiloparsek) (1 kpc = 3.26 kilo ışık yılı) olarak belirlenen Galaksimizin merkezini kuşatan halka şeklindeki hayata elverişli bölge metal bolluğu ve muhtemel süpernova ihtimali göz önünde bulundurularak hesaplanmıştır. Süpernova riski ve metal bolluğunun çok olması, Galaksi diskinin merkeze yakın bölgesini hayata elverişsiz hale getirmektedir. Merkezden uzak, hayata elverişli bölge dışında kalan parçası tam aksine demir ve diğer elementlerin yeterli olmaması nedeniyle biyolojik hayata uygun bulunmamıştır.

Galaksimizin diski galaktik toz, gaz ve yıldızların homojen dağıldığı bir ortam değildir. Galaksi merkezinden çıkıp disk içinde spiraller çizerek merkezden dışarıya doğru yönelmiş spiral kollar hayata elverişili bölge içinden geçerek Galaksimizin dış hududuna yani sınırına kadar uzanmaktadır. Spiral kollar yoğunluk dalgası içinde yıldız teşekkülünü tetikleyen ve devam ettiren süpernovaların sıklıkla görüldüğü yerlerdir. Bu yüzden hayata elverişli bölge içinde dahi olsa, spiral kollar içinde olmak süpernova olabilecek yıldızlara daha yakın olmak anlamına gelmektedir.

Şekil 1 – Samanyolu’nun spiral kolları çizgilerle ifade edilmiştir. Güneş’in yeri Orion-Spur ile Carina-Sagittarius kolu arasında içi boş daire ile gösterilmiştir. Siyah noktalar Güneş’e göre konumları bilinen O türü ayrık örten SB2 tayfsal çift yıldızlardır. (Eker ve ark. 2014, PASA, vol 31, e024)

Merkezden uzaklığı 8.5 kpc (28 bin ışık yılı) olan Güneş’in spiral kollara göre konumu Şekil 1 de görülmektedir. Çizimi basitleştirmek adına Samanyolu’nun spiral kolları çizgilerle ifade edilmiştir. İçi boş daire ile sembolize edilen Güneş’in yeri Orion-Spur ve Carina-Sagittarius adı verilen iki kol arasındadır. Güneş’in yakınındaki siyah noktalar Güneş’e uzaklıkları iyi bilinen, O türü ayrık örten SB2 tayfsal çift yıldızlardır. O türü yıldızlar, çift olsun veya tek olsun, spiral kollar üstünde bulunurlar ve diğer yıldız türlerine göre çok daha parlaktırlar ve bu yüzden çok daha uzaklardan görülebilirler. Spiral kolların yerini teyid etmek, Güneş’in spiral kollara göre konumunu bağımsız yolla doğrulamak için Şekil 1 e dahil edilmişlerdir.

Ayrık örten SB2 tayfsal çift yıldızlar astrofizikçiler için çok özel yıldızlardır ki, çıplak gözle veya teleskopla bakıldığında tek yıldız gibi görünürler ama birbirine çekim kuvveti ile bağlı iki yıldızdan oluşmuş sistemlerdir. İki yıldız karşılıklı olarak biri diğerinin etrafında dolanır ve gözlemciye göre sırayla biri diğerinin önünden geçer, yani biri diğerini örter. Örtülme sırasında sistemin parlaklığı değişir çünkü örtülen yıldızdan ışık gelmez. Ayrıca tayf çizgilerinde ölçülen Doppler kaymasından yörünge hızları hesaplanabilir. Sonuçta parlaklık değişimi ve tayf gözlemlerinin analiziyle yıldızların yarıçapları, kütleleri, yüzey sıcaklıkları, dolayısıyla uzaklıkları güvenilir derecede hassas hesaplanabilir. Gözlenenlerin sayısı 318 olan ayrık örten SB2 tayfsal çift yıldızlar 2014 yılında uluslararası hakemli bir Avustralya dergisinde yayınladığımız çalışmamıza konu olmuştu. Şekil 1 söz konusu bu çalışmamız için üretilmiş spiral kollara ve galaksi merkezine göre Güneş’in yerini gösteren bir grafiktir. Birkaç milyar yılda süpernova olabilen tehlikeli O türü yıldızların spiral kollar üstende olduğunu açıkça göstermektedir. Güneş’e en yakın O türü çift yıldız SZ Cam isimli bir çift yıldızdır ve Güneş’ten uzaklığı 850 parsektir (2770 ışık yılı).

Aşağıdaki tablo (Tablo 1) ise bize (Güneş’e) en yakın O türü tek yıldızların uzaklıklarını listelemektedir. En yakın ζ Pup isimli yıldızın 440 parsek (1434 ışık yılı) uzakta olduğu açıkça görülmektedir.

 

Tablo 1 – En yakın O türü tek yıldızlar (çift yıldızlar * ile işaretlidir)

Yıldız

Uzaklığı (kpc)

Parlaklığı(kadir)

Tayf türü

ζ Pup

0.44

2.3

O4If

δ Ori

0.5

2.2

O9.5II

θ Ori C (*)

0.5

5.1

O6V

ζ Ori

0.5

1.6

O9.7Ib

η Car (*)

2.6

-1 to 7

LBV

Şekil 1 e bakıp, Güneş’in spiral kollardan ve süpernova olma potansiyeli en yüksek O türü yıldızlardan yeterince uzak olduğunu teyid ettikten sonra 4.5 milyar yıldan beri nasıl korunduysak, bugünlerde de muhtemel süpernova tehlikesinden korunmuş olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü yapılan hesaplara göre süpernovaların 8-10 parsek (30 ışık yılı) uzaklığa kadar, atom bombasının tesir alanı içinde olmak gibi, canlıları hemen öldürebileceği, Güneş civarındaki galaktik manyetik alanların yönelimine ve yoğunluğuna bağlı olarak bu limitin 50 parsek (163 ışık yılı) uzaklığa kadar uzanabileceği2 öngörülmüştür. Tedrici ve dolaylı etkileri de hesaba katıp limitimizi 100 parsek yapsak bile en yakınımızdaki O türü (440 parsek uzakta ζ Pup ) yıldızın süpernova olarak patlaması durumunda bile yeryüzündeki biyolojik hayatın zarar görmeyeceği, en azından O türü yıldız kaynaklı, süpernovalardan emin olacağı açıkça görülmektedir.

GÜVENCENİN SÜRESİ

İslam Bilimi anlayışı açısından bakıldığında, Mutlak İrade ve İlim sahibi Kudret-i Ezeli’nin hikmeti ve iradesi tahakkuk ederse süpernovalar böylesine uzakta olsa bile bir başka nedenle kıyameti koparıp Galaksi cehennemindeki şu küçücük cennet mekan dünyamızı birden harap edebilir. Bu durumu teyid eden, yani kıyametin çok yakın olduğuna dair ayet ve hadisler vardır. Ancak İlm-i İlahide süresi tayin edilmiş o vakte kadar bir müslüman emindir ve böylesi bir tehlikeden de korkmaz. İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, hâdisâtın tazyikatından kurtulabilir. “Tevekkeltü alâllah” der, sefine-i hayatta kemâl-i emniyetle, hâdisâtın dağlarvâri dalgaları içinde seyran eder.”(Sözler, 23. Söz)3

Ancak, seküler bilim anlayışı çerçevesinde O türü süpernovalardan emin olmanın süresi kaba bir tahmin ile birkaç bin sene olabilir. Bu birkaç bin sene Galaksimizin yaşı yanında bir an-ı seyyale yani çok kısa bir süre, sanki 60 senelik insan ömründe üç-beş saniye gibidir. Sebebi: Galaksimiz difaransiyel dönme gösteren dinamik bir sistemdir. Güneş’in spiral kollara ve O türü yıldızlara göre şimdiki konumunun bu şekilde devam etmesi söz konusu değildir. Değişimin zaman skalasını tahmin etmek için Güneş’in Galaksi merkezi etrafındaki kabaca 250 milyon yıl süren bir tam tur zamanını dikkate almak gerekir. Kısaca, çeyrek milyar yıllık bu tam tur sürenin kesri (taktriben 50-60 milyon yıl) kadar süre içinde değişme kaçınılmazdır. Güneş’imizin Samanyolu içindeki konumu değişeceği gibi, yakınımızdaki yıldızların Güneş’e göre konumları da değişecektir. Yeni durum ne sürprizler getirir bilinmez.

DÜNYA 4.5 MİLYAR YILDAN BERİ HEP KORUNDU MU?

Galaksi merkezine göre (bkz şekil 1) saat yönünde dönen spiral kolların dönme hızı yıldızların galaksi merkezi etrafında dolanma hızlarından farklıdır. Yeri henüz tam olarak belirlenmemiş olsa da birlikte dönme (co-rotating) çemberi diye bir çember tanımlanmıştır. Bu çemberin iç kısmında Galaksi merkezine yakın olan yıldızlar, gaz ve toz bulutları spiral kollara göre Galaksi merkezi etrafında daha hızlı dolanırlar bu yüzden spiral kollara girip çıkmaları kaçınılmazdır. Birlikte dönme çemberinin dışında Galaksi merkezinden uzakta olan yıldızlar spiral kollara göre daha yavaştır. Spiral kollara girip çıkmaktan yine kurtulamazlar. Spiral kollara girip çıkmaktan kurtulmanın tek yolu, birlikte dönme çemberi üstünde olmaktır. Birlikte dönme çemberi üstünde olan yıldızlar spiral kollar ile aynı hızda hareket ettikleri için en yakın spiral kola göre yeri değişmeden kalabilir.

Ancak, disk içindeki yıldızların yörüngeleri Gezegenlerin Güneş’e göre yörüngeleri kadar kararlı değildir. Milyar yıllar geçtikçe yörüngeler değişir, başlangıçta, yani yeni teşekkül ettiklerinde (doğduklarında) dairesel olan yörüngeler yavaş yavaş veya birdenbire eliptik olabilir. Yörügelerin değişmesi yıldızın diğer yıldızlarla ve/veya toz ve gaz bulutlarıyla çekimsel etkileşimine bağlıdır. Kural: kütlesi büyük olan kütlesi küçük olanın yörüngesini değiştirebilir. Yıldız kendine göre çok daha büyük kütleli bir molekül bulutunun yanından geçerken o şekilde etkilenebilir ki dairesel veya daireye yakın yörüngesi birden elips olur. Bu da iki türlü olabilir.

Bir ihtimal, molekül bulutu yıldızı kendine çekerek onu yavaşlatır ve yavaşlama nedeniyle yıldız öyle bir yörüngeye oturur ki, yörüngenin enöte4 noktası etkileşmenin olduğu yerde, enberi5 noktası Galaksi merkezine yakın olur. Yörüngesi sebebiyle yıldız galaksi merkezine doğru düşmeye başlar. Düşerken kazandığı kinetik enerji, ile enberiden (Galaksi Merkezinin yakından) geçip tekrar kabaca aynı yere gelir; şayet bu bir periyod süresinde başka etkileşimlerle karşılaşmaz ise. İhtimallleri çok küçük de olsa arka arkaya etkileşimler o şekilde olabilir ki, yıldız Galaksimiz merkezindeki 3.7 Milyon Güneş kütleli kara deliğe düşebilir.

İkinci ihtimal, molekül bulutu yıldızı çekerek onun hızlandırır. Kinetik enerji kazanan yıldız, enberi noktası mevcut konumunda enöte noktası Galaksi merkezi doğrultusunda ama çok daha uzaklarda daha büyük bir yörüngeye girer. Yıldız tekrar aynı yere gelir, ama yine aynı şart ile bir period süre içinde başka etkileşim yaşamaz ise. İhtimali çok küçük bile olsa, arka arkaya etkileşimler o şekilde olabilir ki, yıldız her etkileşimde enerji kazanır nihayetinde Galaksimizin çekiminden kurtulup kendini galaksiler arası boşlukta bulabilir.

Yıldızların yıldızlarla, yıldızların daha büyük kütleli toz ve gaz bulutlarıla etkileşim genelde tedricen yani yavaş yavaş olmaktadır. Galaktik gözlemler göstermektedir ki, yörüngeleri büyüyen ve küçülen yıldızlar o şekilde dengelenmiştir ki, galaksinin diskinin büyüklüğü hep aynı kalır.

Netice-i kelam, milyar yıl veya kesri mertebesinde bakıldığında Galaksinin iki spiral kolu arasında olan bir yıldızın konumu hep iki kol arasında kalmasının garantisi yoktur. Yıldız teşekkülü spiral kollar içinde gerçekleşmektedir. Yani, Güneş’in teşekkülü de şimdiki yerinde değil, Galaktik Hayata Elverişli Bölgede (HEB) dahilinde spiral kolların biri içinde, olmuş olması gerekir. Güncel gözlemler ile teyid edilen Samanyolu diskinin NASA astronomları tarafından kurgulanmış görüntüsü, spiral kolları, HEB ve Güneş’in Orion-Cygnus ile Sgittarius-Carina kolu arasındaki konumu Şekil 2 de görülmektedir. Samanyolu spiral kollarının Şekil 1 deki basitleştirilmiş hali Şekil 2 ye göre saat yönünde 90 derece dödürülmüş halidir. Kolların isimleri bazı kaynaklarda farklılık gösterebilir ama, görünüm olarak Şekil 1 ve Şekil 2 nin benzerliği, ve Güneş’in şimdiki yerinin tehlikeli sprial kollar içinde değil, Süpernova tehlikesinin daha az olduğu kollar arasında bir yerde olduğu her iki durumda da teyid edilmektedir.

Şekil 2 – Samanyolu diskinin kurgulanmış görüntüsü üstüne orantılı olrakak yerleştirilmiş HEB (Hayata Elverişli Bölge). Güneş HEB içinde sarı nokta ile gösterilmiştir. Kurgu NASA astronomları6, HEB nin eklenmesi (Mimar Hüseyin Emre EKER)

Güneşin bu günkü yaşı 4.6 milyar yıldır. Yaşını dolanma periyoduna (250 Milyon yıl) bölersek Güneş’in Galaksi merkezi etrafında 18inci turunu tamamlayıp 19uncuya başladığını söyleyebiliriz. Yani 4.5 Milyar yıldır, Galaksi merkezi etrafında 18 kere dolanan Güneş, Galaksi merkezine doğru savrulmadığı gibi, disk merkezinden şimdiki yerine göre çok daha uzaklara da savrulmamıştır. Fatır-ı Hakim Dünya’daki hayatı desteklemekle görevlendirdiği Güneş’i yaratıldığı yerden, tehlikelerle dolu spiral kol içinden, alıp daha emniyetli şimdiki konumuna getirmiştir.

Bu vaziyet, Güneş’in 4.5 milyar yıldır, yani var olduğu andan beri, özenle korunduğu anlamına gelmektedir. Bu öğlesine sabit şüphe götürmeyen bir gerçekliktir ki aksini düşünmek mümkün değildir.

SONUÇ

Başta da işaret ettiğimiz gibi, bu durum biyolojik canlıların vucudunda kullanılmak üzere tasarlanan elementlerin fabrikası hükümündeki Galaksimizin cehennem gibi şartları altında çalışan çarkları arasında diğer yıldızlar gibi Güneş’i, Güneş ile birlikte Dünya’yı yaratan, nazik şartlar altında devamı mümkün olan hayatı korumak, devam ettirmek ve yer yüzünün halifesi insan yaşamına uygun hale getirmek adına onları tehlikeli spiral kol içinde bırakmayıp, süpernovalardan uzak sakin bir bölgeye getirip yerleştiren, yaratıldığı andan itibaren Güneş’i ve Dünya’yı bugün bile bir bebek gibi özenle koruyan ne yaptığını bilen bir iradenin tecellisinin apaçık bir göstergesidir. Ayrıca, bu durum irade etme, yaratma, yaratılanı koruma filleri dışında tezahür-ü rubûbiyeti iktiza eden diğer teshir, tedbir, tedvir, tanzim, tanzif, tavzif den mürekkep birçok fiil ile birlikte tasarlama, programlama, uygulama gibi fillerin ve bu fiillerin tek faili Vacib-ül Vucud’un, Sâni-i Hakim’in, yani şu kainatın Merhametli Yaratıcı’sının valığına ve birliğine apaçık bir kanıttır.

Tanrı tanımaz, inkarcı modern bilim anlayışının tesirinde kalıp, hala Yüce Yaratıcı’nın, Vacib-ül Vucud’un, Sâni-i Hakim’in varlığına ve birliğine inanmayan birine Bediüzzaman’ın dediği gibi “İşte, ey sersem münkir-i gafil! Göz önündeki bu hakîmâne, kerîmâne, rahîmâne, rezzâkane terbiyeti ve bu acip ve harika ve mu’cize keyfiyeti neyle izah edebilirsin? Senin gibi serseri tesadüfle mi? Ve kalbin gibi kör kuvvetle mi? Ve kafan gibi sağır tabiatla mı? Ve senin gibi âciz, câmid, câhil esbabla mı? Yoksa, nihayetsiz derecede mukaddes, münezzeh ve müberrâ, muallâ ve nihayetsiz derecede Kadîr, Alîm, Semî’, Basîr olan Zât-ı Zülcelâle, nihayetsiz derecede âciz, câhil, sağır, kör, mümkün, miskin olan “tabiat” namını verip nihayetsiz hata işlemek mi istersin? Hem güneş gibi parlak şu hakikati hangi kuvvetle söndürebilirsin, hangi perde-i gaflet altında saklayabilirsin?”7 demek gerekmez mi?

Zeki EKER, Prof.Dr.

Akdeniz Üniv. Fen Fakültesi.

Uzay Bilimleri ve Teknolojileri Bölümü,

Antalya

1 Kimyadaki metal tanımı ile, astrofizikteki metal tanımı farklıdır. Astrofizikçilerin kullandığı “metal bolluğu” ifadesi hidrojen ve helyum dışındaki tüm elementlerin hidrojene göre ne kadar bol olmasıyla ilgilidir.

2 Melott,A.L.,Thomas,B.C.,Kachelriess,M.,Semikoz,D.V.,and Overholt,A.C. 2017, The Astrophysical Journal, vol. 840,s.105

3 Bediüzzaman Said Nursi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları 600, 2. Baskı, Mart 2016, Sözler, sayfa 376

4 Elips yörüngelerde, mesela Güneş sisteminde Güneş’e en uzak, Galaktik yörüngelerde Galaksi merkezine en uzak nokta.

5 Elips yörüngelerde, mesela Güneş sisteminde Güneş’e en yakın, Galaktik yörüngelerde Galaksi merkezine en yakın nokta.

7 Bediüzzaman Said Nursi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları 600, 2. Baskı, Mart 2016, Sözler, 33. Söz, sayfa 826