İslam’da ve Osmanlı’da Kadının Miras Hakkı

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Nurdanhaber – Prof. Dr. Ahmed Akgündüz

Mısır’da Sisi ve Tunus’da Sebsi, Mustafa Kemal’in Yolundalar!

Türkiye Cumhuriyetinde şerʻî miras hukuku 1926 tarihli Medeni kanunla ilga edildi. Müslüman Arap Devletleri bu konuda Türkiye’ye uymadı. Ancak son zamanlarda “eşitlik” adı altında Mısır’ın sapık başkanı Sisi ile Tunus’un laik başkanı Sibsi yahut Sebsi denilen adamlar, tıpkı Mustafa Kemal’in yaptığı gibi, şer’î miras hukukunu iptal etme girişiminde bulundular. Bu tartışmalar sebebiyle, bize de konuyla alakalı çok sorular soruldu. Biz de bir Hukuk Tarihi ve İslam Hukuku Profesörü olarak bu konuya izah etmeye çalıştık.

Sizce İslamda miras payları konusunda kadın-erkek açısından haksızlık yapılıyor mu?

İnsan İlâhî Bir Makinadır ve Kataloğu Da Kur’an’dır.

İslâm âlimleri önce şunu belirtmektedirler: Bir makinanın en iyi çalıştırma proğramı ve esasları, herhalde ustası tarafından hazırlanan kataloğunda yazılıdır. Katalog dışında makinanın çalışma esaslarıyla ilgili söylenen sözler ve ileri sürülen görüşler, sadece ve sadece makinanın bozulmasına veya patırtı gürültü yaparak kendinden isteneni vermemesine yol açacaktır. Basit bir çamaşır makinasında bu durum böyle olduğu gibi, en ileri teknolojiye sahip bir bilgisayarda da durum böyledir. İşte insan, Allah’ın yüce kudretinin antika bir san’atı ve mükemmel bir makinasıdır. Bu kâinât içinde en kıymetli makina olan insanın patırdısız ve gürültüsüz çalışabilmesi için, Ustası olan Allah tarafından Kur’an denilen bir katalog gönderilmiştir. İnsan makinası, bu kataloğa göre çalıştırıldıkça, huzur ve saadete erecektir; bu katalog içindeki kâidelere aykırı bir şekilde muâmele yapıldıkça, huzursuzluklar, ihtilâller ve anarşi devam edip gidecektir.

İşte miras paylarının tesbiti de Kur’an denilen insan ve kâinât kataloğunda yazılı esaslara göre Kur’an tarafından yapılmıştır. Hikmetini bilmesek de ve sebebini anlamasak de, konulan kâidelerin insanın lehine olduğunu, zaman denilen büyük müfessir şerh edip gözlerimizin önüne sermektedir. Bu sebepledir ki, Kur’an kataloğu, vefât eden müteveffânın mirasını taksime yönelik kâideleri vaz‘ ettikden sonra, insanların her zaman bu kâidelerin hikmetlerini anlayamayacaklarını çok iyi bildiği için bakınız miras âyetini nasıl hikmetli cümlelerle bitirmektedir: “.….(bu mirasçı olanlar) babalarınız ve oğullarınız; bunların hangisi menfaatçe size daha yakındır bunu bilemezsiniz. Bütün bunlar Allah tarafından bir makinanın kesin çalıştırma esasları gibi farîza yani mutlaka takip edilmesi gereken esaslar olarak takdir ve tavsiye olunmuştur. Şüphe yok ki, bu miras paylarını (farîzaları) takdir eden Allah, hem herşeyi bilen Alîmdir ve hem de her hükmünü mutlaka bir hikmete mebnî takdir eden Hakîmdir.



Etiketler: , , , , , ,
Kategoriler: Prof. Dr. Ahmet Akgündüz

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.