Vehhabilik -13

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Nurdanhaber – Mehmet Nuri Turan

Hicrelerde Hayat

İlk İhvan hicresi olan Ertaviyye bir kaç yıl içinde hızla gelişerek nüfus bakımından neredeyse başkent Riyad’a yetişecek bir büyüklüğe ulaştı. İlk hicrenin kuruluşundan itibaren on beş yıl içinde hicrelerin toplam sayısının iki yüzü aştığı tahmin edilmektedir. Hicrelerin çoğu Necd sınırları içinde bulunmasına rağmen Basra Körfezine, güneyde Rubu’l-Hali sınırlarına, kuzeyde Suriye çöllerine ve batıda Asir ve Hicaz yükseltilerine kadar uzanan bölgelerde de çok sayıda hicre iskana geçmiştir. Habib, 222 hicreyi ismiyle tesbit ettiğini bildirmekte, fakat bu hicrelerin bir kısmında yerleşimin çok kısa süreli yaşandığını belirtmektedir. (38-Habib, John S., İbn Sauds Warriors of İslam, Leiden, 1978,s.58) Gouldrub, ciddi bir yerleşime sahne olan hicre sayısının 125’i geçmeyeceğini iddia etmektedir. Dini merkezler olma konumları yanında askeri üs ve ikmal yerleri olarak hizmet gören hicrelerin birçoğu muhtemelen oldukça küçük alanları kaplıyorladı. Harrison, bunlardan ancak iki veya üçünün beş bin kişilik nüfusu aşabilecek büyüklükte olduğunu bildimktedir.

Hicrelerin toplam nüfusunu tahmin etmeye çalışan Philby, kadın ve çocuklarla beraber sayının yüz bini bulacağını söylemekte, bunun en az yarısının hazır silahlı asker olduğunu sözlerine eklemektedir. En büyük iki hicre olan Ertaviyye ve Ğatğat’ı gezen ve kasabaların eski sakinleriyle röportajlar yapan Habib, elindeki bu verilerle hicrelerin tasvirini yapmaktadır. Bu tasvire göre hicreler, çamurdan yapılma surlarla etrafı çevrili daire biçiminde konumlanmış yerleşim yerleriydi. İçeriye ancak sur kaplarından geçilerek girilebilmekteydi. Kasabanın merkezinde bir cami ve meydan bulunmaktaydı. Ihtiyaç maddelerinin satıldığı bir kaç dükkan, at ahırları ve uzun tahta yemlikler, bu meydanı çevrelemekteydi. Meydanda bulunan yüksek bir direğe,savaş için hicrenin dışına çıkılacağında İhvan’ın savaş sancağı asılır, böylelikle ahali yeni durumdan haberdar edilirdi. Evler tek katlı ve çamurdan yapılmaydı. Tıpkı cami gibi evler de, mimari özelliği olmayan süs ve dekorasyon taşımayan iki veya üç odalı basit ve gösterişsiz yapılardı. Kadınlarin sokaklardakı umuma ait kuyuları kullanmaları yasak olduğundan, her evin içinde mutlaka eve özel bir kuyu bulunmaktaydı. (39-Habib, John S., İbn Sauds Warriors of İslam, Leiden, 1978, s.53)

Hicrede hayat, güneş doğmadan önce sabah namazayla başlardı. Evin erkeği ve hanımı birlikte camiye giderler, namazdan sonra kadın evine döner, adam ise tarlasına giderek güneşin harareti artmadan önce yaklaşık iki saat kadar çalışırdı. Erkeğin bundan sonraki zamanı genelde camide dini eğitim ve ibadetle geçerdi. (40-Gouldrup, Lawrence, “The İkhwan Movement of Central Arabia”, Arabian Studies, 6 (1982) ,s.164) Göçebe hayvancılığı bırakıp yerleşime geçerek ziraate başlayan bedevilerin yeni uğraşlarında başarılı olduklarını söylemek güç görünmektedir. 1924″de bazı İhvan hicrelerini görme şansını yakalayan L. P. Dame, buralarda müşahede ettiği çiftçilik metot ve koşullarının çok ilkel düzeylerde olduğunu bildirmektedir. Başlangıçta her ne kadar hicrelerin çiftçilik suretiyle kendilerine yeterli hale gelmeleri planlandıysa da, hiç bir zaman gerçekleşmemiştir.

Kullanılan ilkel metotların sonucunda ortaya çıkan verimsizliğin yanısıra Necdde sık sık baş gösteren kuraklık, İbn Suuddan gelen yardımlar hicrelere ulaştırılır ve muhtemel açlığın önüne geçilmeye çalışılırdı. (41-Dame, Louis P.,”Four Months in Najd”, The Moslem World,14(1924), s.354). Askeri seferlerin birbiri arkasına gelmesi ve uzun sürmesi zaten hicrelerde zirai faaliyetleri durdurmaktaydı. Reyhani, Çıktıkları gazalarda İhvan mensuplarının çok aktif göründüklerini, fakat hicrelerine döndüklerinde hızlı bir şekilde tembelleştiklerini bildirmektedir. Camiden dışarı çıkmayan, tarlasına, bahçesine uğramayan Vehhabilerin artış  göstermesi ve hicrelerde gözlemlenen bakımsızlık ve fakirlik, İbn Suudu önlem almaya sevketti. Ulema ile bu konuyu görüşen İbn Suud, mutavvi denilen din görevlilerini acilen devreye sokarak hicrelere gönderdi. Muttavilerin zengin müminin fakir müminden daha hayırlı olduğununun belirtildiği hadisleri vaazlarında zikretmeleri, zengin sahabilerden ve özellikle Hz.Ebubekrden örnekler vermeleri, Reyhaninin gözlemlerine göre, İhvan mensupları üzerinde kısmen de olsa olumlu etki yapmıştı.

Gerek gazalarda elde edilen ganimetlerden, gerekse ticari ve zirai faaliyetlerin gelirlerinden hesaplanan şeri oran, hicre reislerince humus veya zekat olarak İbn Suuda verilmekteydi. Necdde daha önce uygulanmayan böyle bir vergilendirme, bir gelir kalemi olma özelliğinden daha çok, bir devlet ile teba durumundakı kabileler arasında olması gereken itaat ve bağlılığın bir çeşit sembolik göstergesi olarak önem kazanmaktadır.

Hicrelerde kadının evinden dışarı çıkması yasaklanmıştı. İhvanın tasfiyesinden yaklaşık kırk yıl sonra, 1960’lı yılların sonlarında ilk İhvan hicresi olan Ertaviyye’yi ziyaret eden Habib, kasabadaki kadınların hala alışveriş için çarşıya çıkamadıklarını kaydetmektedir. Satıcılar belli zamanlarda kasabanın büyük camisinin önünde toplanan kadınların ihtiyaçlarını listelemekte, daha sonra bunları temin edip evlere teslimat etmekteydiler. Kadınlar bir topluluk içinde bir başka kadına seslenmek zorunda kaldıklarında, bunu seslerini yükselterek değil, ellerini birbirine vurarak yapıyorlardı.

Allaha emanet olun gelecek makalemiz Suud İhvan’ın Yapısı, olacak inşallah.

 



Etiketler: , , , ,
Kategoriler: Mehmet Nuri Turan

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?