Risale-i Nur’dan Bir Kısım Güzel Mektuplar-27

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Sikke-i Tasdik-i Gaybî

Hüsrev’in mektubundan bir fıkradır

Evet Üstadım, gözümüzle görüyoruz ki: Ehl-i tarîkat, bid’alara dayanamamışlar hem girmişler, içinden çıkamıyorlar hem sâlikleri ondan bir ikiye inmiş. Hem onlar da itiraf ediyorlar ki zevklerinden, cezbedici güzelliklerinden ellerinde çok şeyleri kalmamış. Cenab-ı Hakk’ın sırf bir ihsanı olarak Risaletü’n-Nur’un parlak, nurani nâsiyesini müşahede ediyoruz ki in’ikas eden lemaat-ı nuriyesi, bütün ihtiyacımıza kâfi ve vâfi geliyor, herkesi hayrette bırakıyor. Hem ehl-i bid’ayı serfürû ettiriyor. Öylelerin lisanlarından, nedamet ve teessüfü ifade eden “Bilmemişiz!” kelimeleri dökülüyor.

Muhitimizde, Risaletü’n-Nur’a karşı cazibedar ve çok âlî hakikatlerinden başka ehl-i bid’a lisanları susmuş; güya karanlıklı girdaplara sokulmuşlar, konuşmuyorlar. Konuşsalar da tesirleri kalmamıştır. Cazibedar ve i’cazkâr lisanıyla ancak Risaletü’n-Nur konuşuyor. Bid’a ve dalalet zulmetlerine karşı ancak onun talebeleri, kuvvet-i imanla çelikten bir kale gibi duruyorlar. Hem öyle fevkalâde fütuhat yapıyor ve öyle hârikulâde bir surette emir ve nehy-i Kur’anîyi temessük ettiriyor ki pek çok müşahedatımızdan yalnız birisini bin kalemli kardeşimiz söylüyorlar ki… Sükût.

Hüsrev

***

Kaynak: Risale-i Nur



Etiketler: , , , ,
Kategoriler: Günün Dersi

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?