Anestezi Hikayeleri -2

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Nurdanhaber – Prof. Dr. Sıtkı Göksu

 

Anestezi uzmanı olarak uzun meslek hayatımızda (otuz yıl) rastladığımız, yaşadığımız bazı enteresan vakaları siz okuyucularımla paylaşmak istedim.

Elbileğinden Plak Çıkarma

Bayan hasta, 20 yaşında sol el bileğinden plak çıkarılması için ameliyathaneye alındı. Hastaya  infraklavikular blok anestezisi dediğimiz sol kolunu tamamen uyuşturma tekniği ile anestezi  uygulandı. Anestezi işleminden önce ajite (tedirgin, heyecanlı, huzursuz) olan hastaya periferik blok yapılmasındaki işlem anını hatırlamasın ve rahatlasın diye 2 mg midazolam (Dormicum) 30 mg Ketamin (Ketalar) mevcut İV damar yolundan yaptık… İnfraklavikular blok işlemi rejyonal anestezi odasında yapıldı. Blok işlemi bittikten sonra blok ilacının etkisinin başlaması için hasta 10 dakika odada bekletildi. Daha sonra hasta operasyon için ameliyathanenin A4 odasına alındı. Cerrahi işlemin steril şartlarda yapılabilmesi için  povidin iodürle sol el ve ön kol cerrah tarafından boyandı, mikroplardan temizlendi.

İV ilacın sedatif, sakinleştirici etkisi azalan, yüzeyelleşen hasta daha sonra;

-Tüm erkekler şerefsizdir.

-Babamdan nefret ediyorum, şerefsizin teki.

-Hepiniz doktormusunuz? Nasıl 6 yıl okudunuz?

-Ben sizi tanımıyorum. Profesör doktorumu çağırın.

-Ben “Kienböck” hastasıyım. (El bileğindeki lunat kemiğin dolaşım bozukluğu ve buna bağlı olarak gelişen el bileği sorunlarıdır.) Milyarda bir benim hastalığım. Tabii siz bilmiyorsunuz. Gibi ifadeler kullandı.

Daha sonra Sıtkı Hocanın tavsiyesi ile 3 mg midazolam yaptık ve hasta uyudu.

Uyandıktan sonra ben neredeyim? Siz kimsiniz? Kim beni getirdi? Gibi sözler sarf etti. Ameliyat masası üzerinde olduğunu fark etti. Ooo ameliyat masasındayım dedi…

Daha sonra elimi tutun dedi. Elini tuttuk.

O zamana kadar bir 45-50 dk geçmişti. Ve operasyon da zaten 1 saat içinde bitti.

Ameliyattan önce çok stresli ve ajite vaziyette gelen hastanın ameliyatı için anestezi uygulamasını hastanın saçma sapan sözleri hariç rejyonal blok ve iyi bir sedasyonla yönetmiş olduk.

Sülük ve Anestezi

66 yaşında erkek hasta KBB polikliniğine 10 gündür devam eden öksürük ve nefes darlığı şikayetleriyle başvurmuş. Hastanın muayenesinde, direkt laringoskopik incelemesinde trakeada  vokal kordların (ses tellerinin) üzerinde yabancı cisim olduğu görülmüş olup hasta acilen yabancı cisim çıkarılması, lüzumu halinde trakeostomi açılması için ameliyathaneye getirilmiştir. Hasta C4 odasında operasyona alınmıştır.

Hasta ameliyathaneye alındığında solunum sıkıntısı mevcuttu. Hastaya gerekli, rutin monitorizasyon yapıldı. Hastanın genel durumunda ciddi bir sıkıntı yoktu. Hastaya damar yolu açıldı. İV serum başlandı. Hastanın indüksiyonu, anestezi başlangıcı yapıldı. Anestezi idamesinde, devamında gerekli ilaçlar verildi. İndüksiyondan 30 saniye sonra hasta videolaringoskopla 5.5 mm endotrakeal tüple entübe edildi. Anestezi esnasında oksijen vermek için hastanın trakeasına, soluk borusuna bir tüp yerleştirildi.

Hastanın videolaringoskopisi sırasında vokal kordlarda yabancı cisim görüldü. KBB ve Anestezi doktorlarının müşterek hareketi ile endotrakeal tüpün yönlendirilmesi ve yabancı cisime dokunmadan tüpün trakeaya yerleştirilmesi sağlandı. Entübasyonu sırasında yabancı cismi trakeaya ilerletmemek için çok hassas davranılıp var olan tek açıklıktan endotrakeal tüp ilerletildi. Videolaringoskopide yabancı cisimin sülüğe benzediği düşünüldü.

Endotrakeal entübasyondan sonra KBB öğretim üyesi tarafından direkt laringoskopla forsepsle  yabancı cisim çıkartıldı. Yabancı cismin canlı sülük olduğu görüldü.

Hastanın derlenmesinde anestezi açısından bir sıkıntı olmadı. Hasta servise gönderildi. Serviste canlı sülüğün bakımı devam etti.

Hasta larinksindeki, gırtlağındaki bu sülüğü muhtemelen dereden su içerken aldığını düşünüyoruz. Şahsın su içerken su ile beraber sülüğü yuttuğu ve daha sonra sülüğün larinkse, gırtlağa yerleştiği ve orada kanla beslenerek büyüdüğü için nefes darlığına neden olduğunu tahmin etmekteyiz.

Aspirasyon Pnömonisi

Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Merkezi Sterilizasyon Ünitesi Sorumlu Hemşire Birgül Bağcı kendi oğlu ile ilgili yaşadıklarıunı anlatıyor.

10 yaşındaki oğlum 02.05.2013 tarihinde okulda arkadaşlarına sihirbazlık gösterisi yapmak isterken 1 TL parayı yutuyor. Acil servise geldik.  Çekilen düz batın grafiğinde para bağırsakta görünüyordu.

03.05.2013 tarihinde saat 14.00’de takip amaçlı çekilen düz batın grafiğinde paranın midede olduğu anlaşıldı.

Eşim Hasan çocuk gastroenterolojisi ile görüşmüş çocuk gastroentorologu endoskopi önerilmiş. Oğlum Berkay’ın saat 12.00’de öğle yemeği yediğini, hem de koca bir döner dürümü yediğini söylememe rağmen nöbetçi anestezi asistanı ile görüşerek ısrarla saat 17.00’de endoskopi yapılmasını istediler.

Bir sağlıkçı ve anne olarak durumun aciliyetinin olmadığını, doğal süreçte zamanla paranın çıkabileceğini bilmeme rağmen çocuk gastroenteroloji bölümünün ısrarları ile yapılacak müdahaleye istemeyerek razı oldum.

Mesai bitiminde saat 17.00’de oğlum Anestezi doktoru tarafından endoskopi için sedatize edildi. Mideye yapılan endoskopide midenin hala dolu olduğu görülüyordu. Buna rağmen devam edildi. Oğlum öğürmeye başladıkça sedasyonun dozu arttırıldı. Üçüncü girişimde oğlum kustu, periferik siyanoz (kollarında bacaklarında morarma) oldu. Biraz oksijen verilip rahatlatıldıktan sonra tekrar devam edildi. Midede hala para aranırken oğlum kustu ve aspire etti.

Girişim süresi endoskopistin ısrarı üzerine 45 dk sürdü. Satürasyon hızla düşmeye başladı. Oğlumu her tarafı morardı. (Periferik oksijen satürasyonu %14 oldu.)

O anda dışarı çıktım, eşime koş ameliyathaneden hangi anestezisti bulursan yardım için al ve gel dedim. Tekrar içeri girdim.

Anestezist oğlumun başında entübe etmeye, aspire etmeye uğraşırken endoskopi yapan doktor sadece seyrediyordu. Tekrar dışarı çıkıp anestezi hocalarından ilk aklıma gelen Doç. Dr. Senem Koruk hocamı aradım.

Telefonda Senem hocama oğlum gitti, ne olur gelin, oğlumu kurtarın diye öyle bir yalvarıyordum ki Senem hocam müsait olmadığı halde en kısa zamanda Hızır gibi yetişti.

Allah Senem Koruk hocamdan binlerce razı olsun. Yoğun Bakımdan Dr. Nurgül Işıkay, Ferdi Doğanay da geldi. Oğlum Berkay Dr. Nurgül Işıkay tarafından entübe edildi. Oğlumun satürasyonları düzelmeye başladı.

Oğlum Anestezi Yoğun bakımına alındı. Akciğerlere kaçan mide içerikleri aspire edildi. Sonra soluk borusuna yerleştirilen endotrakeal tüpü için  ekstübasyon yapıldı.  1-2 saat daha  yoğun bakımda takip edildi. Sonra enfeksiyon riskinin artmaması için pediyatri servisine alındı. Pediyatri servisinde ilk birkaç gün oksijen saturasyonu oda havasında % 90-92 idi. (Normalde % 95 ve üzeri olması beklenir.)

O gün yaşadıklarımızı hatırladıkça hala gözyaşlarımı tutamam.

Anestezi cihazını ve pediyatrik endoskopi servisini gördükçe yüreğim kalkıyor.

Prof. Dr. Sıtkı Göksu Hocam ısrarla yaşadıklarını bana yaz dedi.

Fakat 1 aydır yazamadım, hep kaçtım. Hocama söz verdiğim için yaşadıklarımı gözyaşlarımla yazmaya çalışıyorum. (Birgül Hanımdan hatıraların 3 ay sonra yazılı alabildim.)

Her şey geçti bitti diye düşünüyordum. Ama maalesef içimde bir yerlerde hep kalacakmış gibi geliyor.

Yaşadığımız bu talihsiz olayı kim yaz veya anlat dese göz yaşlarım kendiliğinden akıyor, yüreğim kabarıyor, kabarıyor, kabarıyor….

Oğlumun yeni doğum tarihi 03.05.2013 oldu.

 



Etiketler: , ,
Kategoriler: Prof. Dr. Sıtkı Göksu

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?