Selâhaddîn Eyyûbî -3

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Nurdanhaber – Mehmet Nuri Turan

SULTAN SELÂHADDÎN’İN KARİYERİNİN BAŞLANGICI

Selâddin’in anlaşılması için önce Mahmud Nureddin’in anlaşılması lazım, bunun için İslam tarihçilerinin onun hakkındaki görüşlerini vermemiz lazım.

—İbn Cevzî derki;
“     Ben önceki Sultanların hayatını inceledim. Raşid halifeler ve Ömer bin Abdülaziz hariç, Nureddin’den daha temiz hayat yaşayan, ondan daha ahlaklı hayat süren adaletli bir Sultana rastlamadım.     „

—İbnü’l-Esir Cezer;
“Nureddin pahalı giysileri sırtından atıp kaba kumaşlara büründü.”

—Halepli vakanüvis Kemaleddin;
“Her ne olursa olsun sonuç ortadadır: Arap dünyasını Frenkleri ezebilecek bir güç haline Nureddin getirecek ve zafer meyverlerini sağ kolu olan Selâhaddîn toplayacaktır.”

Nûreddin Zengi’nin iki ideali vardı biri Fâtımî halifeliğine son verip Müslümanlar arasındaki bölünmüşlüğü ortadan kaldırmak ve Şiiliğin meşruiyetini bitirmek. İkinciside Hiristiyanların eline geçmiş olan başta Küdüs olmak üzere İslam beldelerini kurtarmaktı.

Bu sırada Mısır’daki Fâtımî Devleti kriz içindeydi. Fâtımî halifeleri nüfuzlarını kaybettiğinden ülke sultan unvanı alan vezirler tarafından yönetiliyor ve iktidar sık sık el değiştiriyordu. Bu yüzden hem Haçlılar hem Nûreddin gözlerini Mısır üzerine dikmişti. Mısır’ı ele geçiren taraf diğer tarafa karşı stratejik bir üstünlük sağlayacaktı.

Beklediği fırsat 558 (1163) yılında iktidardan uzaklaştırılan Fâtımî Veziri Şâver b. Mücîr’in yardım istemek için Dımaşk’a gelmesi ile eline geçti.

Fâtımî Halifesi Âdıd-Lidînillâh’ın veziri Şâver b. Mücîr vezirlikten azledilince Suriye’ye gelip Nûreddin’den yardım istedi (558/1163). Yeniden vezir tayin edildiği takdirde ülkesine gidecek askerlerin bütün masraflarını karşılamaya ve Mısır gelirinin üçte birini Nûreddin’e göndermeye söz verdi. Nûreddin, Esedüddin Şérko kumandasında bir orduyu Mısır’a göndererek Şâver’in makamına tekrar oturmasını sağladı. Ancak Şâver sözünde durmadı ve Haçlılar’dan yardım istedi. Bunun üzerine Nûreddin, Şâver’in yardım çağrısına koşan Haçlılar’a engel olmak amacıyla Hârim üzerine yürüyüp kaleyi ele geçirdi (Ramazan 559 / Ağustos 1164) ve 543 (1148-49) yılından beri Haçlılar’ın elinde bulunan Banyas’ı da fethetti (Zilhicce 559 / Ekim-Kasım 1164).

Esedüddin Şérko, Nil nehrinin batı yakasında Haçlı ordusuyla Fâtımî ordusunu az sayıdaki bir askerî birlikle Bâbeyn denilen yerde ağır bir yenilgiye uğrattı. Bir süre sonra da İskenderiye şehrini ele geçirdi ve yeğeni Selâhaddîn’i orada nâib olarak bırakıp kendisi Saîd bölgesine geçti. Fâtımîler ve Haçlılar toparlanıp İskenderiye üzerine yürüyünce yardıma koşan Şérko bir antlaşma imzalayarak Suriye’ye geri döndü. Ancak Haçlılar, Fâtımîler’le Nûreddin’in Mısır’a asker sokmasına engel olacak yeni bir antlaşma yaptıklarından Nûreddin’in Mısır’ı ele geçirme planı gerçekleştirilemedi (562/1167).

Nûreddin Mahmud, 564 (1169) yılında Ca‘ber Kalesi’ni ele geçirerek en önemli hedeflerinden birini gerçekleştirmiş oldu. Mısır’ı işgal için harekete geçip Bilbîs’i alan Haçlılar Kahire önlerine gelip karargâh kurunca Fâtımî Halifesi Âdıd-Lidînillâh ile Şâver, Nûreddin’e mektup göndererek âcil yardım isteğinde bulundular. Şâver bir yandan da Haçlılar’la iyi ilişkiler kurup onları uzaklaştırmaya çalışıyordu. Yapılan görüşmeler sonunda Haçlılar, 100.000 dinarı peşin olmak üzere 1 milyon dinar karşılığında geri çekilmeyi kabul ettiler ve Mısır’ın Nûreddin’e teslim edilmesinden korktukları için 100.000 dinarın gelmesini beklemek üzere yakın bir yere çekildiler.

Ancak Şâver Mısır halkından sadece 5000 dinar toplayabildi. Bu sırada Nûreddin Mahmud, Şérko kumandasında Mısır’a üçüncü defa 7000 kişilik süvari birliği gönderince Haçlı ordusu Mısır’dan eli boş olarak geri dönmek zorunda kaldı. Kahire’ye giren Şérko Mısır’da idareyi ele geçirdi (7 Rebîülâhir 564 / 8 Ocak 1169). Halife Âdıd-Lidînillâh, Şâver’i idam ettirip yerine Şérko’u vezir tayin etti, Şérko iki ay beş gün sonra ölünce de, Halife Âdıd, kumandanların baskısıyla onun yerine yeğeni Selâhaddîn’i “el-Melikü’n-Nâsır” unvanıyla vezir tayin etti (25 Cemâziyelâhir 564 / 26 Mart 1169).

Amcasının ölümünün ardından Nûreddin Mahmud Zengî’nin Mısır’daki ordusunun kumandanı olan Selâhaddîn aynı zamanda Fâtımî halifesinin veziri olarak bu iki önemli görevi üstlendindiğinde 31 yaşında idi. Selâhaddîn, daha sonra Nûreddin Mahmud Zengî’ye danışarak onun nâibi sıfatıyla Mısır’ı ve Mısır’a bağlı yerleri müstakil bir hükümdar gibi yönetmeye başladı.

Selâhaddîn Mısır’a hâkim olunca kendisine karşı direnen Fâtımî çevreleriyle, onları destekleyen Haçlılar ve Bizanslılar’la mücadeleye girişti. Saray ağası Cevher’in liderliğindeki Fâtımî muhalifleri Selâhaddîn’i iktidardan düşürmek için Haçlılar’la temasa geçtiler. Bunu öğrenen Selâhaddîn Cevher’i ortadan kaldırdı. Cevher’in öldürülmesi üzerine Fâtımî taraftarları isyan ettiler (Ağustos 1169). Selâhaddîn bu isyanı kısa sürede bastırdı.

Ardından Haçlılar ve Bizanslılar Dimyat’ı kuşattılarsa da Selâhaddîn karşısında başarı elde edemediler. Mısır’a tam anlamıyla hâkim olan Selâhaddîn orduyu yeniden teşkilâtlandırdı.

Sünnî medreseleri ve yeni kurumlar açtı. Fâtımî bürokrasisini kademeli olarak tasfiye etti. Nihayet Nûreddin Zengî’den gelen emir üzerine 567’de (1171) Fâtımî hilâfetine son verdi.

566 (1170), 567 ve 568 (1173) yıllarında Selâhaddîn, Kudüs Haçlı Krallığı’na karşı seferlere çıktı. Eyle’yi (Elath, Ailat) zaptetti, iki defa Kerek bölgesine sefer yaptı. 568’- de ağabeyi Turan Şah kumandasında önce Nûbe’ye, ardından Hicaz ve Yemen’e seferler  düzenledi.

Nûbe seferi geçici bir istilâ oldu, ancak Yemen ve Hicaz seferi kalıcı sonuçlar verdi, bu yerler devletin birer eyaleti haline geldi. Aynı yıl Şerefeddin Karakuş kumandasında Berka’ya sefer yapıldı. Berka ve Trablusgarp seferleri daha sonraki yıllarda devam etti. Libya ile Tunus’un

bir kısmı Selâhaddîn’e bağlandı. Libya’daki hâkimiyet 609 (1212) yılında Şerefeddin

Karakuş’un Veddan’da öldürülmesiyle son buldu.

Selam, Hürmet ve Duâlarımla. Allaha emanet olun. Gelecek makalemiz, Selâhaddîn’in, Sultan olması hakkında olacak.



Etiketler: , , , , , ,
Kategoriler: Mehmet Nuri Turan

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?