TARİH TEKERRÜR ETMEDİ O GECE..

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

TARİH TEKERRÜR ETMEDİ O GECE..

Türkiye’de yapılan bütün darbelerin hemen ardından Pentagon, “Bizim çocuklar başardı” mealinde açıklama yaparak mahalli cuntanın arkasındaki karanlık akıl ve gücün Amerika olduğunu ilan ederdi. 

15 Temmuz Gecesi, elemanların zaferi için her şey tamamdı. Savaş uçakları, tanklar, zırhlı araçlar, helikopterler, savaş gemileri, füzeler, subaylar, jandarmalar ve piyade askerlerin sahip olduğu en katil silahlar…

Gelen bilgilere göre cunta başarılı olsaydı Zümbüle Hanıma İçişleri, Kemal’e Başbakanlık, Gülizabeth’e de Cumhurbaşkanlığı verilecekti. Gecenin o saatinde Kemal’in kravat ve takım elbiseyle hazır beklediğini ne zannediyorsunuz? 

Hainlerin bir de B planı vardı…

15 Temmuz gecesi darbe başarılı olmaz ve ülkede karışıklık çıkarsa o esnada çete başı Pentagon, B planını devreye sokacaktı. 

Bunun için İncirlik Üssünde birkaç defa toplantılar yapılmıştı. O toplantıya Amerikan ve İngiliz istihbaratından elemanlar,  İran, PKK, FETÖ, DAİŞ, Haşd-i Vahşi kanadından üst düzey insanlar katılmıştı. Nihai karar olarak Türkiye topraklarını kendi aralarında paylaşacaklardı… 

Bu karara binaen hudutta görev yapan FETÖ’cü subaylar, sınır hattını koruyan bütün askerleri birlikleri, tank ve zırhlı araçları kışlaya çekmişti… 

Irak ve Suriye sınırı tamamen boşaltılmıştı…

İran destekli Haşd-i Vahşi Doğu Anadolu’yu; Amerika destekli Daiş, İç Anadolu’yu; yine Amerika için savaşan PKK, Güneydoğu’yu; İngilizler, Akdeniz’i; Yunanistan, Ege Bölgesini işgal edecekti. Yavru deccal Gülen ve silah arkadaşlarına Trakya bölgesi tahsis edilecekti. Onun için darbe öncesi şakirtler, Asya yakasındaki arazilerini satıp Trakya’dan birçok arsa satın almışlardı. 

İstanbul ise Birleşmiş Milletler nezdinde bir komisyona devrilecekti. 

Hulasa, Amerikan ve İngiliz ajanlarının komutasında memleket baştanbaşa işgal edilecek ve Mustafa Kemal’in askerleri de market alış verişlerini tamamladıktan sonra dostlarına eşlik edecekti…

15 Temmuz, bir darbeden ziyade ülkeyi bölme ve işgal etme hareketiydi.

Olmadı… Tarih tekerrür etmedi, o gece… 

Allah, o mürtet ve hainlerin hevesini kursağında bıraktı.

Amerika’nın çocukları, bütün cephelerde domuz sürüleri gibi perişan olup dağıldılar. Kimisi dindaşı Yunanistan’a firar etti. Kimisi yoldaşı PKK kamplarına sığındı. En seçkin katiler ise bir menfezde yakalandı. Kimisi de firar ederken Meriç Nehri dalgalarına teslim oldu. 

Şu ana kadar 51 bin hain yurt dışına kaçmış… Adamlar, bizim için ülke mefhumu yoktur, yüz yirmi ülkenin hepsi bize ait diye hava atıyorlardı. 

O halde sürünün Frenk diyarında, o zaman anlarsınız vatanın ne demek olduğunu…

Evet, o gece yalnızdık… Neredeyse bütün dünya devletleri bize karşıydı… Yerli sivil halktan birçok unsur faaliyetteydi… Bir kısmı, darbecilere ajanlık yapıyordu. Diğer kısmı ise arabalarına binmiş darbenin başarmasıyla şehirlerin cadde ve sokaklarında kutlama yapacaklardı, lakin olmadı… 

Allah, o sevinci zalimlere yaşatmadı…

Çünkü Allah, dinini ve vatanını müdafaa eden bizlerle beraberdi… Görmüyorduk ancak melekler de meydanlardaydı. Sanki dünyanın en büyük orduları bizlere açıktan destek vererek müttefikimiz olmuş, sekine ve güven içinde kendimizi hissediyorduk… 

Hiç unutmuyorum… Emniyetten bir yetkili megafonu eline alarak: “Arkadaşlar!… Amerika destekli hain bir darbeyle karşı karşıyayız. Aldığımız istihbarata göre darbeciler, emniyet binasını işgal etmek üzere dokuz tankla yola çıkmışlar. Rica ediyorum, kimse herhangi bir yere ayrılmasın…” 

Halkın çoğu darbeden habersizdi… Emniyetten rica ettik, polis aracı önümüzde bizler de araçlarımızla takip edip korna çalarak bütün ilçeyi ayağa kaldırdık. Geri döndüğümüz vakit birkaç bin kişi olmuştuk. 

Tankların işgaline karşı hazırlık yaptık… Halk açık meydanda, polisler de siperdeydi…

Bedir Savaşında olduğu gibi o gece Allah, kalbimizden korku denilen şeyi söküp atmıştı… Normal hayatta böcekten bile korkan kadınlar, erkeklerden daha cesur bir hale gelmişti…

Civarımda bir hanımefendi dokuz-on yaşlarında bulunan çocuğuna: “Kızım, sen eve git ben de birazdan gelirim. Tanklar saldıracak, sana zarar gelmesin…” Ancak henüz çocuk yaşta olan o kız, daha cesur davranıp ağlayarak annesine sarıldı: “Anne gitmeyeceğim, hep beraber öleceğiz” diye gözyaşı döküyordu…

Diğer cephelerde de insanoğlunun en nahif ve en zayıf tabakası olan genç ve yaşlı kadınlar hatta hamile hanımlar bile kahramanca tanklara meydan okuyordu… 

O gece…

Kâfir ve mürtet isyancılara karşı; Allah’ın bizlere zafer nasip etmesinin esas sebebi iman, ihlas ve hamiyet-i İslamiye ruhuydu ancak… 

Muhammed KAHTAVİ

 



Etiketler: , , ,
Kategoriler: Muhammed Kahtavi

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?