MEMLEKET SEFİL KAYNIYOR

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

 

Şöyle bir çevrenize bakın… Kur’an-ı Kerim, sünnet-i seniyye, sahabe-i kiram, şeriat uleması ve cümle mukaddesatımıza hücum eden elemanların kahir ekseriyetinin ilahiyat menşeli olduğunu müşahede edeceksiniz…

İnsani ve ahlaki bütün duvarları yıkarak Hz. Hatice anamıza gayr-ı ahlaki ibarelerle hakaret eden Mustafa İslamoğlu denilen eleman böyle bir müessesenin mahsulüdür.

Hatta Amerikan kontrolündeki darbenin imamı Adil Öksüz de bir ilahiyatçıydı.

O halde yapılacak ilk icraat bataklık kurutulmalı ve Yahudi’ye eleman devşiren fakülteler; İslami eğitim veren müesseselere tahvil edilmelidir…

Beyefendi,15 Temmuz Darbesi gecesinde, Cumhurbaşkanımızın “meydanlara inin” çağrısına karşılık “sürü mantığıyla hareket etmeyin” beyanıyla tarafını belli etmişti…

Kimdir bu hakaret ettiği hanımefendi, biliyor musunuz?

Kur’an-ı Kerim’in  وَالسَّابِقُونَ الأَوَّلُونَ ayetinde zikredilen, İslam’ı ilk olarak kabul eden ve Allah’ın kendisinden razı olup Cennet vaadettiği sahabiye hanımların başında gelen Hz. Hatice Anamızdır.

O hanım, Resul-ü Ekrem sallallahu aleyhi vesellemin “dünyaya gelip geçmiş kâmile beş kadından birisi de Hatice’dir” buyurduğu validemiz Hz. Hatice’dir…

O hanım, ayet-i kerimenin وَأَزْوَاجُهُ أُمَّهَاتُهُمْ   kısmında beyan edilen müminlerin annesidir. 

Soyadı sonradan İslamoğlu olan adam, anılan bütün delil ve hüccetlere rağmen “ashabıma laf atmayın” hadisini de hiçe sayarak o mübareke annemize hakaret eder…

Aslında elemanın sabıkası ilk olmadığı gibi son da olmayacaktır. Kaleme aldığı makale ve eserlerinde Allah’ın dinini, kitabını ve Peygamberinin sünnetini tahrif edip inkâr eder… 

Millet, ‘Yahudileşme Temayülü’ namında kitabını, Yahudileri lanetlediğini zannedip okumuştu, ancak o kitapta lanetlen kavmin, Yahudi olmadığını izah etmek için İslamiyet hariç her türlü kaynaktan nakil yaparak yüzlerce ayet-i kerimeyi alenen inkâr etmişti…  

Peki, niçin sahabe-i kirama hakaret eder bu beyefendi?

Çünkü Cebrail aleyhisselam vasıtasıyla Muhammed sallallahu aleyhi veselleme indirilen Kur’an-ı Kerim’i evvela bir kitap haline sonra da tek bir lehçe haline getirerek bizlere ulaştıran sahabedir.

O mukaddes kitabın şerh ve izahı olan hadis-i şerifleri bizlere nakleden sahabedir. Peygamber aleyhisselamın namaz, oruç, zekât ve hac gibi ibadetleri ve sair ahkâm-ı şeriyye ile alakalı bütün mesaili bizlere aktaran sahabedir. 

Vaziyet böyle olunca Siyonistler, yerli elemanlarını kullanarak meseleyi kökünden halletmek niyetindeler. Dinin hamele ve direkleri olan sahabeyi itibarsızlaştırıp o makama karanlık adamlarını yerleştirmek istiyorlar. FETO gibi, Allah’ın kitabını, Yahudi’nin arzusu muvacehesinde tefsirle tahrif etmeyi arzuluyorlar.

İşin insani ve ahlaki ciheti ise…

Bizim Kâhta ile Siverek arasında Hesen-i Hese kabilesine mensup Bekir isminde dillere destan meşhur bir eşkiya vardı. Otuza yakın insanı gözünü kırpmadan öldürmüştü. Adli makamlar tarafından kırmızı bültenle aranıyordu. Bir gün Kâhta’ya bağlı Aşürge Köyü civarında bulunan bir dere yatağında kırk jandarma ile kıstırılır. Sabah namazından ta ikindiye kadar karşılıklı olarak atışlar yapılır. O gün Bekir tam altı askeri vurmuştu. Ayağına bir kurşun isabet eder ve kan kaybından ölür. Adam ölmüş, ancak kimse korkudan ölü cesedine dahi yaklaşamıyordu… 

İşte böyle cesur ve böyle canavar adam olmasına rağmen ahlaki esaslara riayet ederdi. Düşman kabilenin dahi hanımlarına karşı son derece saygılı davranırdı. Kimsenin kadın ve kızına yan bakmazdı. Yan bakanı da ikaz eder, ahlaksızlığa devam edeni hemen bertaraf ederdi.

Günün birinde sabah namazından sonra civar köye intikali esnasında değirmene giderken affedersiniz eşeği çamura saplanmış, buğday çuvalı yere düşmüş iki genç kızla karşılaşır. 

Yalnız olan hanımlara yardım edip çuvalı merkebe yükler ve: “Kızım, buğdayı değirmene götürecek erkekleriniz yok mu?” sualine karşılık, kızlardan biri nefret dolu sözlerle: “Allah Bekir’in belasını versin… Adamlarımız onun korkusundan bizi değirmene gönderiyorlar.” 

Aslında Bekir’e hakaret eden o kız, aralarında husumet ve kan davası bulunan düşman bir kabilenin kızıydı.

Belinde bıçağı, tabancası, omuzunda uzun namlulu silahı ve mermileri bulunan o korkusuz adam, bunca hakarete maruz kalmasına rağmen hiç sesini çıkarmaz. Tek bir kelime dahi söylemeden, kızlar değirmene, o da yoluna devam eder…

Sayın Mustafa İslamoğlu… 

Koca bir adam olmuşsun… “Tak” olan soyadını mahkeme kararıyla “İslamoğlu” olarak değiştirmişsin… Sözde ilim ve ahlaka dair bir merkep yükü kadar kitap yazmışsın… Fazilet ve marifete dair millete vaaz u nasihat veriyorsun… 

Farz edelim hakaret ettiğiniz hanım, Peygamber aleyhisselamın eşi olmasın… Kur’an-ı Kerim’in وَالسَّابِقُونَ الأَوَّلُونَ  ayetinde Allah’ın medh u senasına mazhar olmasın… Dünya tarihinde gelip geçmiş kâmile beş kadından biri de olmasın…

Beylikdüzü Pazarında maydanoz satan Hatice Teyzemiz olsun… 

Millete irfan ve ahlak dersi verip, anneniz makamında olan kadına hakaret mi edeceksiniz? 

Yahudilerin terbiye nizamında, mümin bir hanıma saygı ve hürmetin yeri olmadığını biliyoruz. 

Peki, muhterem!; bir hanıma nasıl davranılacağına dair anneniz size hiç terbiye öğretmedi mi? 

Bir erkek; iman, fazilet ve iffet timsali olan bir kadına karşı bu kadar süfli ifadeler kullanma hakkı olabilir mi? Müslümanlık bir yana erkekliğin de yüz karası olduğunuzun farkında mısınız?

Şahsınızla alakalı hiçbir hakaret ve aşağılama olmadığı halde… Bin dört yüz sene evvel vefat etmiş ve ayet-i kerimenin açık beyanına binaen an itibarıyla Cennet bahçelerinde seyran eyleyen bir anneye böyle mi hakaret edilir?

Bırakın İslam’ı yaşayanları… 

Meyhane müdavimleri dahi Peygamber eşine karşı bu kadar rezil ifadeler kullanmaz… 

Cadde ve sokaklarda kadın pazarlayan pezevenkler dahi iffetli bir hanıma böyle ifadelerle hitap etmezler… 

Kıymet ve hatırasına mukabil yüz milyonların saygı ve hürmetle andığı, sabır, metanet, fazilet, iman âbidesi ve müminlerin annesine karşı böyle ifadeler sarf etmekle iblise yoldaş, Kahhar-ı zu’l-Celal olan Allah’ın, meleklerin ve bütün müminlerin lanetine müstahak bir vatandaş olduğunuzun farkında mısınız?

Muhammed Kahtavi



Etiketler: , , , ,
Kategoriler: Muhammed Kahtavi

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?