KARANLIK AKLIN UYUYAN HÜCRELERİ

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

 

Fethullat Terör Örgütü ile düşman görünen birçok cemaatin ani bir kararla fabrika ayarlarına döndüklerine şahit oluyoruz. Yeni Asya ve M. İslamoğlu gibi… Daha evvel İslamoğlu ile kanlı bıçaklı olan bir komitenin de O’na dost ve taraftar olduğunu müşahede ediyoruz. 

İmkânsız görünün ittifakları tertip ve tanzim eden bir akıl var. ‘Ülkücü’ Meral ile ülküsüz Demirtaş’ı, memleketi kurtardığını iddia eden CHP ile batırmaya çalışan PKK’yı bir araya getirmeleri gibi…

Bir plan çerçevesinde deşifre olmamış kriptoları sahaya sürerek muhiplerine destek veriyorlar.

Ne buyuruyor o yoldaşlardan biri?

“Hz. Hatice ile alakalı İslamoğlu’nun videosunu defalarca izledim. Fakat iddia edildiği gibi herhangi bir hakaret veya ihanet emarelerine rastlamadım. Buna binaen linç kampanyasından vazgeçilmeli” şeklinde nasihatte bulunuyor.

Evvela “siz kimsiniz birader” diye sorarlar insana…

Hem Allah hem de Peygamber aleyhissalatu vesselamın medh u senasına mazhar olmuş, dinin hamele ve direklerinden olan sahabiye Hz. Hatice’den bahsediliyor… 

Böyle ehemmiyetli bir hadiseyi “videoyu müşahede ettim, ihanete rastlamadım” gibi beylik laflarıyla geçiştirmek en hafif tabirle; sahabeyi tanımamak anlamına gelir.

İslami meselelerde فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللَّهِ وَالرَّسُولِ  “Şayet herhangi bir meselede ihtilafa düştüğünüz vakit; Allah’ın kitabı ve Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin sünnetini aranızda hakem yapınız” ayeti muvacehesinde hüküm vereceksiniz… إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ “eğer Allah’a ve kıyamet gününe inanıyorsanız…”

Hakaret ve ihanet sınırlarını dahi aşan “iki kocadan arta kalmış kırk yaşında bir dul kadın” ibaresini, Şeriatın mihengine vuracaksınız, madem Müslümansınız…

İthal edilen o tabiri; ayet-i celileninوَأَزْوَاجُهُ أُمَّهَاتُهُمْ  kısmında müminlerin annesi olarak tabir edilen, Allah’ın kendisinden razı olup Cenneti vaat ettiği وَالسَّابِقُونَ الأَوَّلُونَ ayetinin mizanıyla tartacaksınız.

O ifadeleri; “dünyaya gelip geçmiş kâmile beş kadından birisi de Hatice’dir” hadisinin terazisine vuracaksınız.  

Demem o ki, sahabe-i kirama müteallik meseleler, Tütüncü Mehmet Efendi’nin mantığıyla değerlendirilmez, öyle bir hakkınız da olmaz… 

Meseleyi şöyle bir muhakeme edelim…

Hz. Hatice hakkında sarf edilen iki kocadan arta kalmış kırk yaşında bir dul kadın” ibaresiyle yukarıda zikredilen ayet ve hadis arasında herhangi bir uyumluluk görebiliyor musunuz? 

Kimse kusura bakmasın… Her ne surette olursa olsun, müminlerin annesi olarak tabir edilen bir hanım için anılan ifadeler, öyle yenilir, yutulur veya kabul edilebilir cinsten olmadığı açıktır. 

Bu neferlerin esas maksadı: Başta Peygamber aleyhisselam ve muhtereme hanımları olmak üzere cümle sahabe-i kiram ve bütün şeriat ulemasını itibarsızlaştırmak… Sonra Allah’ın kitabını, İsrail ve oğullarından aldıkları hurafelerle tahrif edip Şeriat-i İslamiyeyi ortadan kaldırmaktır.

Said-i Nursi’nin “bu mezhepsiz ehl-i dalâlet, zaruriyât-ı diniyede dahi fikirlerini karıştırmak ve kabil-i tebdil olmayan mesâili tebdil etmek ve kat’î erkân-ı İslâmiyeye karşı gelmek istediklerinden, elbette, zaruriyât-ı diniyenin hameleleri ve direkleri olan sahâbelere ilişecekler” ibaresinde izah edilen masonik planı tatbik etmektir.

Bu mesele hakkında Kur’anî ve vicdani bir hüküm vermek gerekirse…

Şayet bahsi geçen şahıs, Kur’an-ı Kerim, sünnet-i seniyye ve sahabe-i celileye karşı hürmetkâr ve itaatkâr bir şahıs olsaydı; tövbe etmek şartıyla zikredilen ifadesi insani bir hata olarak değerlendirilebilir ve kusuru bir nevi mazur görülebilirdi. 

Ancak, birçok ilahiyatçı gibi O da verdiği vaaz ve kaleme aldığı kitaplarda Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, sahabe-i kiram, muhaddisin, müfessirin ve cümle ulema-ı Müslimine alenen hakaret eder… Yahudilerin hazırlayıp hususi adamlarına verdiği İLHADİ TEFSİR’den intihal yaparak yüzlerce ayetin manasını tahrif edip inkâr eder. 

Peki, ayet-i kerimelerin manasını, melun bir tayfanın efkârı muvacehesinde tahrif eden adam kâfirin ta kendisi olmaz mı?

İslamoğlu’nun mahiyet-i hakikiyesine muttali olmayanlar için sadece bir misal verelim…

Cenab-ı Hak, ilk insan olan Âdem aleyhisselamın halk ve icadından bahsederken إِنَّ مَثَلَ عِيسَى عِندَ اللَّهِ كَمَثَلِ آدَمَ خَلَقَهُ مِن تُرَابٍ ثُمَّ قَالَ لَهُ كُن فَيَكُونُ “Allah nezdinde babasız olarak yaratılan İsa aleyhisselamın misali topraktan halk edilen ilk insan Adem aleyhisselamın vaziyeti gibidir. O toprağa, insan ol deyince, o da insan oldu” buyurur.

Mezkûr ayetle beraber وَاللَّهُ خَلَقَكُم مِّن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍ ayeti ile وَبَدَأَ خَلْقَ الإِنسَانِ مِن طِينٍ gibi birçok ayet-i kerimede Allah, beşerin babası Âdem aleyhisselamı toprak ve çamurdan; onun sülalesinden gelen insanları ise anne ve babanın ortak menisinden halk ettiğini zikreder.

Lakin Beyefendi bir televizyon konuşmasında, manası gayet açık olan birçok ayeti inkâr ederek Âdem aleyhisselamın topraktan değil bir babadan yaratıldığını uzun uzun anlatır. İlahiyatçı dünürü Mehmet Okuyan da babasız bir surette dünyaya gelen İsa aleyhisselam ile alakalı mucizeyi inkâr maksadıyla Meryem anamızın haşa çift cinsiyetli olduğunu iddia eder. FETO da dava arkadaşlarına destek olur ve Kur’anî tabirle “hiçbir beşerin dokunmadığı” Meryem validemizi, Muhammed sallallahu aleyhi veselleme nikâhlayıp, karısı yapar… 

Komite elemanlarının birer müttefik gibi nasıl çalıştığını anladınız, değil mi?

Hâlbuki melun şeytan bile böyle bir iddiada bulunmaz…

Âdem aleyhisselama secde etmeyi reddeden şeytana; Allahمَا مَنَعَكَ أَلاَّ تَسْجُدَ إِذْ أَمَرْتُكَ  ayetinde “Ey şeytan! Âdem’e secde etmeyi emrettiğim vakit kabul etmeyip O’na secde etmemene hangi mani vardı? O zaman şeytan da: أَنَاْ خَيْرٌ مِّنْهُ خَلَقْتَنِي مِن نَّارٍ وَخَلَقْتَهُ مِن طِينٍ ‘Ben ondan daha hayırlıyım. Çünkü sen, beni ateşten, onu da çamurdan yarattın der.” 

Ayet-i kerimede müşahede edildiği gibi şeytan bile Âdem aleyhisselamın topraktan yaratıldığına iman ettiği halde Beyefendi, O’nun topraktan değil bir babadan yaratıldığını hararetle savunur. Programı takdim eden çok Müslüman bir yazar da karşısında saygıyla el pençe durur…

Peki, şeriata göre böyle bir hezeyanın sahibi, iblisten daha aşağı bir seviyeye düşmez mi? 

Bu hadise, İsrail’e çalışan birçok insanın ayarını ortaya çıkardı… Allah, kimseyi dinine, kitabına ve Peygamberine düşman kişilerle aynı safta bulunmakla imtihan etmesin… 

Muhammed KAHTAVÎ



Etiketler: , , , , ,
Kategoriler: Muhammed Kahtavi

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.