Nurdan Haber

Vefatının yedinci senesinde Sungur ağabeyimizi rahmet dualarımızla anıyoruz.

Vefatının yedinci senesinde Sungur ağabeyimizi rahmet dualarımızla anıyoruz.
30 Kasım 2019 - 9:15

NurdanHaber-Özel

Bediüzzaman hazretlerinin varis ve vekil talebelerinden Mustafa Sungur Ağabey 1 Aralık 2012 tarihinde vefat etmişti. Vefatının yedinci senesinde Sungur ağabeyimizi rahmet dualarımızla anıyoruz.

Said Nursi Hazretleri, 1954 senesinde talebeleri Zübeyir, Sungur ve Ceylan’ı yanına alarak Barla’ya gelir ve orada üç ay kalırlar. Diğer ağabeyler ise Isparta’da nöbetçidir.

Sungur Ağabey, 1954 yılının çok kıymetli Barla hatıralarını bize anlatmış, biz de Ağabeyler Anlatıyor-1 kitabımızda neşretmiştik. Bir bölümü şöyledir:

Mustafa Sungur Anlatıyor:

BİR­DEN O AYET AÇIL­DI, HA­ŞİR Rİ­SA­LE­Sİ TE­LİF EDİL­Dİ…

1954 se­ne­sin­de Zü­be­yir Ağa­bey, Cey­lan ve ben, Bar­la’da Üs­tad’ın ya­nın­da ka­lı­yor­duk.

Üs­tad, Zü­be­yir ağa­bey­le be­ni Bar­la’nın gü­ney­do­ğu­sun­da­ki va­di­le­re bah­çe­le­re gö­tür­dü. Ceylan ev­de kal­dı.

Ora­da Üs­tad:

“Kar­deş­le­rim! Otuz se­ne ev­vel ay­nı bu mev­sim­de, ba­dem ağaç­ları­nın çi­çek aç­tı­ğı mev­sim­de bu­ra­da;

‘Şim­di bak Al­lah’ın rah­met eser­le­ri­ne! Ye­ryü­zü­nü ölümü­nün ar­dın­dan na­sıl di­ril­ti­yor? Bu­nu ya­pan, el­bet­te ölü­le­ri de öy­le­ce di­ril­te­cek­tir. O her şeye hak­kıy­la ka­dir­dir.’

(Rum Suresi, 50)

“Ayetini gün­de 40 de­fa oku­dum. Bir­den o ayet ba­na açıl­dı, Ha­şir Ri­sa­le­si te­lif edil­di” de­di.

KÂİ­NAT Kİ­TA­BI­NI OKU­MAK DA KUR’AN OKUMAK GİBİ AY­NI SE­VAP­TIR

Üs­tad: “Na­sıl ki Kur’an oku­mak, onun ayet­le­ri­ni oku­mak se­vap­tır; şu bü­yük Kur’an olan kâi­na­t kitabını da oku­mak, te­fek­kür et­mek ay­nı şe­kil­de se­vap­tır. Bir sa­at oku­mak, seksen se­ne ibadet se­va­bı­na eşit­tir” der­di.

Üs­tad’la Bar­la’da­yız. Her gün bi­ze ki­tap oku­tu­yor, kır­la­ra dağ­la­ra çı­karı­yor­du.

Bir gün Söz­ler’i al­ma­yı unut­mu­şum. Me­zar­lık ta­ra­fın­dan ge­ri dö­ner­ken Üs­tad, “Nere­ye gi­di­yor­sun?” di­ye sor­du. Ben ki­ta­bı unut­tu­ğu­mu söy­le­yin­ce, “Bu­gün de bü­yük ki­ta­bı okuya­ca­ğız, gel!” de­di.

Üs­tad bü­yük ki­tap­la kâi­na­tı kas­te­di­yor­du…

BU ÜZÜMLERDEN SAHİPLERİNDEN ZİYADE BEN İSTİFADE EDİYORUM

Is­par­ta’da üzüm­le­rin ol­du­ğu za­man­dı…

Üs­tad bir gün şöy­le aya­ğa kal­kıp bağ­la­ra üzüm­le­re te­fek­kür­le bak­tı, bak­tı: “Sa­hip­le­rin­den zi­ya­de bun­lar­dan ben is­ti­fa­de edi­yo­rum” de­di.

Yine bir gün Üs­tad’ı ca­ma da­yan­mış, pen­ce­re­den ka­vak ağaç­la­rı­nı sey­re­der­ken gör­dük. Üs­tad’ımız bi­zi gö­rün­ce: “Yü­zer si­ne­ma­dan, ti­yat­ro­dan on de­fa zi­ya­de bun­la­rı sey­ret­mek, nefsi­min ho­şu­na gi­di­yor” de­di.

BEN Yİ­YO­RUM, SİZ UZAK­TAN KOK­LU­YOR­SU­NUZ!

Üs­tad’ımız Dördüncü Şua okundu­ğu za­man dedi ki:

“Ben bu bah­si yi­yo­rum, siz uzak­tan ko­kucuk alı­yor­su­nuz. Ko­kucuk da ol­sa bü­yük bir ha­zi­ne­dir.” Ay­nen böy­le dedi…

BAR­LA HA­YA­TI, HA­YA­TI­MIN EN LEZ­ZET­Lİ EN SAADETLİ GÜN­LE­Rİ­DİR

Bir gün Üs­tad Haz­ret­le­ri bir şey­ler söy­le­di, ‘gel­me­yin’ der gi­bi bir şey­ler, ama tam anla­ya­ma­dık.

Zü­be­yir Ağa­bey o me­zar­lık­tan yu­ka­rı çık­tı. Ben de gi­de­yim de­dim, ta yu­ka­rı­da Üs­tad’la bu­luş­tuk.

Üs­tad de­di ki:

“Siz niye gel­di­niz. Ben es­ki za­man­lar­la bu­lu­şa­cak­tım. Be­nim ha­yalim kuv­vet­li ol­du­ğu için, on se­ne­ye ya­kın kal­dı­ğım Bar­la’da o gün­kü âle­me gi­de­cek­tim. Be­nim Bar­la ha­ya­tım, ha­ya­tı­mın en lez­zet­li, en saadetli gün­le­ri­dir.” Böyle dedi Üstad’ımız.

SUNGUR AĞABEY ANLATTIĞI HATIRALARI ŞÖYLE YORUMLADI:

Ri­sa­le-i Nur her yer­de hu­zu­ra yol gös­te­ri­yor. Bu az bir şey de­ğil. Her yer­de ‘Al­lah’ı gö­rür gi­bi’ hu­zu­ra yol ve­rir Ri­sa­le-i Nur. Sair ev­li­ya, mâ­si­va­yı ya­ni kâi­na­tı unu­ta­rak hu­zu­ra yol bul­muş­lar. Hâlbuki Ri­sa­le-i Nur kâi­na­ta ba­ka­rak hu­zu­ra yol gös­te­ri­yor.

Üstad Barla hayatı için ri­sa­le­ler­de, ‘Bar­la’da­ki iş­ken­ce­li ha­ya­tım’ di­yor. De­mek ki bir ci­hetten ba­kın­ca en mes’ud günler…

Ma­lum ek­ser Ri­sa­le-i Nur ha­ki­kat­le­ri ora­da yazıl­dı, ora­dan ilan edil­di… İş­te o kâi­na­tı te­ma­şa ha­tı­ra­ları, en mes’ut ha­tı­ra­la­r… Za­hir na­zar­da dai­ma na­zar ve ta­kip al­tın­da… Ona da Üs­tad ‘en iş­ken­ce­li ha­ya­tım’ di­yor.

Siz de bi­ze ba­zen di­yor­su­nuz, “Sun­gur ağa­beyin ha­ya­tı, hep ha­pis­te geç­miş fa­lan…” Bir ci­het­te doğ­ru, ama bir ci­het­te en sü­rur­lu ha­ya­tı­mız Üs­tad’la kal­dı­ğı­mız gün­ler. Ha­pis ha­ya­tı, ha­ya­tı­mı­zın en sa­a­det­li mad­dî ma­ne­vî bay­ram­la­rı­mız­dı el­ham­dü­lil­lah…