SON DAKİKA

Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

Fenafinnur Muallim Mustafa Sungur

Fenafinnur Muallim Mustafa Sungur
Dr. Mehmet Rıza Derindağ( mehmetriza@nurdanhaber.com )
01 Aralık 2019 - 11:19

Fenafinnur Muallim Mustafa Sungur

1994 senesi Eylül ayı, bir arkadaşım bana Bediüzzaman’ın kabrinin yerini bilen tek kişi olan Sungur Abi İhlas’a geliyormuş dedi. Esrarengiz bir hava içerisinde söylediği bu cümle beni ne yapıp edip bir şekilde Cumartesi dersi için İhlas’a gitmem için ikna etmişti. Sungur abi geldi. Ne kabirden bahsetti, ne de hatırımda kaldığı kadarıyla Üstadımızla hatıralarından. Nurlardan imani bahisler okundu.
Mustafa Sungur Ağabeyi ilk o zaman görmüştüm.
Hüseyin Bozat amca Malatya’nın saff-ı evvel Nur talebelerindendi. Söğütlü camii yeni yapılmış, Mustafa Sungur Ağabey Malatya’ya gelmişti dedi. Beraber caminin avlusunda abdest alıyoruz. Cemaatten bir kaç kişi daha var. Malatya’nın meşhur delilerinden (velilerinden) birisi İzo… cenazeleri çalmasınlar diye musalla taşında cenazeleri bekler bahşişi koparırmış. Abiler abdest alırken bizim İzzo koşarak gelir ve Sungur Ağabeyin elini öpmeye başlar. Sungur ağabey sesini çıkarmaz. İzzo da gülerek sevinçle ayrılır. Hüseyin amca peşinden gider “ula İzzo sen bu Zat’ı taniyi misin da elinden öpüyüsün” der, İzzo “ ahmak hem yanında dolaşıyısın hem o kim bilmiyisin, bu Zat Mehdinin veziridir” der…
Elaziz Mevlidine gidiyoruz, Hulusi Ağabeyle uzun müddet teşrik-i mesaisi olmuş Nurettin Amcamız da beraber. Elaziz mevlidi en çokta o yıllarda Malatya’ya yarardı. Cumartesi akşamı Sungur Ağabey, Bayram Ağabey, Seyyid Salih ağabey, Said Özdemir Ağabey, Abdullah Yeğin Ağabey, Hüsnü Bayramoğlu ağabey.. ve vakıf abiler.. Pazar günü iştirak edecekleri mevlid için bir gün önceden ekseriyetle Malatya’da kalırlardı. Neşeli dersler, hatıralar ve sabah Elaziz’e devam edilirdi. Nurettin amca ile beraberiz. Dedi ki 1982 yahut 83.. Sungur ağabey Hulusi Ağabeyin ziyaretine gelmişti. Cemaatte çok dalgalanmalar oluyor, ortalık karışık. Hulusi Ağabey Sungur ağabeye “Sungur efendi senin tevellüd kaç” dedi, Sungur ağabey “1929 Efendim” deyince Hacı Hulusi Bey “maşaallah benim Hz. Üstadımızı ziyaret ettiğim sene sen doğmuşsun” buyurdu. O vakit cemaatte bazı ayrılıklar vs de olunca bu söz sanki yanlış anlaşılacaktı ki Hacı Hulusi Bey “ yaa Sungur Efendi geç doğmuşsun ama sizler gelip beni geçtiniz” buyurup Sungur abiye iltifat ediyor.
Üniversiteden mezun olur olmaz İstanbul’a Sungur Ağabeyin dairesine gelmiştim. Sözler Yayınevinde hummalı bir tashih devresi vardı hem orada da istihdam etti Cenab-ı Hak. O zaman Salı akşamları bizim bayramımızdı. Perşembeyi de iple çekiyorduk. İki akşamda da Sungur Ağabey akşam dersinde oluyordu. İki sene sonra da İhsan Kasım Essalihi Abimizin teşviği ve Mustafa Sungur Ağabeyin tasdik ve duasıyla Uzak Doğu yolu açıldı. Evvela Malezya akabinde Filipinler’e gittim.
Filipinler’e gittiğimizde Sungur Ağabey defaatle soruyor Rıza’lardan haber var mı, haber var mı Filipinler’den, ne yaptılar diye.. biz Filipinler’e ulaştıktan iki gün sonra ancak yazabilmiştik. Bir lahika nevinden hem ülkeyi kısaca tanıtmış hem yaptığımız hizmetleri şevkle kaleme almıştık. Haberim yoktu o zaman Sungur Ağabey Barla’da imiş. Ve İlk defa yurtdışı hizmetleriyle alakalı bir meşveret ve vakıf okuması manasının tahakkuku gerçekleşiyormuş. Sungur Ağabey o vakit bana demişti “ne güzel bir tevafuk, Filipinlerin ilk lahikası Nurların yazıldığı ilk beldede okunuyor! Alamet-i makbuliyettir, sebat ediniz!” Elhak Sungur Ağabeyin dediği gibi oldu.
O zaman en bunaldığımız zamanlarda bir bakıyorduk Sungur Ağabey arıyor. Bir vakit yakın bir akrabam vefat etmiş, tatil olduğundan bulunduğumuz şehir adeta boşalmış, medresede yalnız kalmıştım, dışarısı ise insanı boğan bir sefahata esir olmuş. Öyle hem yeis hem de kabz haletinde ben burada ne yapıyorum bu insanlar islamiyeti ne zaman anlayacaklar diye ağlıyorken Sungur ağabey telefon açtı “kardeşim ben ilk Ankara’da hangi halet-i ruhiyede isem sen de şimdi öylesin, Cenab-ı Hak inşirah versin” dedi. Allah Allah… O sesten sonra öyle bir kalp genişliği öyle bir halet-i ruhiye oldu sanki küfür orduları karşısında Bedir’de bir mücahid gibi bir şevk bir devam hali Cenab-ı Hak nasib etmişti.
Muallimimiz vardı. İngilizce öğretmeni. 3 aydır derslerde Nurlardan da okuyor zaman zaman da Sungur Ağabeye anlatıyordum. Bir akşam Sungur Ağabey aradı. Tam telefonu kapatacakken sizin öğretmen ne yaptı nasıl vs işte Ağabey okuyor dedim, sen onu çok tebrik et, ben onu tebrik ediyorum. Ağabey daha müslüman olmadı diyecektim (yahut dedim) aynı anda ben onu tebrik ediyorum dedi. Telefonu kapattım. Öğretmenimiz aradı (yani Sungur ağbey ile görüşme biter bitmez aynı anda) tam diyecektim ki Sungur ağabey seni tebrik ediyor ben de seni arayacaktım Sungur Ağabey sana selam ediyor ben daha diyemeden ben bu gece müslüman olmak istiyorum deyiverdi.
Ben ve biz ne kadar anlatsak ne kadar yazsak o ulvi kıymeti takdir etmekte lisanımız da kelamımız da aciz kalacak. Ve kalıyor. O’nu anlatırken lisan hissiyata tercüman olamıyor. Misilsiz bir şefkat, ve Nurlara tam muhatap olmuş bir zeka! Nasıl anlatalım. Nasıl methetelim. O’nu Bediüzzaman methetmiş. Ona Bediüzzaman evladım demiş. Varisim demiş. Vekilim demiş.
Cenab-ı Hak Fenafinnur Muallim Mustafa Sungur Ağabey’e rahmet eylesin.