Nurdan Haber

 REHAVETİ İZALE ETME YOLLARI VE ÇARELER

 REHAVETİ İZALE ETME YOLLARI VE ÇARELER
Avatar
Prof. Dr. Şener Dilek( senerdilek@nurdanhaber.com )
12 Aralık 2019 - 11:48

 REHAVETİ İZALE ETME YOLLARI VE ÇARELER

                                                                                  Şener DİLEK

                                                  “Umum meşakkatin anası ve umum rezaletin yuvası

                                        olan meylü’l rahat…” (Münazarat)

 

Risale-i Nur hizmeti, iman hakikatlerini neşr ve tamim etmek, tebliğ görev ve sorumluluğunu ta son nefese kadar sürdürmek, imanın tahkim ve takviyesine tam sebat ve gayretle kuvvet vermek ve ihlas ve istikametle kulluk görevini yerine getirmektir.

Zaman ahir zamandır; çalkantılıdır, boğucu, zehirli, zülmetli ve acımasızdır.  Muazzez Üstadımız ahir zamanın bu dehşet ve şiddetini şu sözlerle gözler önüne sermektedir : “Ye’cüc ve Me’cüclerin dünyayı fesada vermesi gibi; şeriat-ı Muhammediye(asm) olan sedd-i Kur’aninin tezelzülüyle Ye’cüc ve Me’cüc’den daha müthiş olarak AHLAKTA VE HAYATTA ZÜLMETLİ BİR ANARŞİLİK VE ZULÜMLÜ BİR DİNSİZLİK FESADA VE İFSADA BAŞLIYOR.”

Evet, bu ahir zamanın dehşet ve karanlığı, lakayt ve laubaliliği, nazarları sufliyata, maddiyata ve menhiyata çabuk kaydırdığı için üzerimize tevdi edilen bu tebliğ sorumluğunu ve bu temsil ciddiyetini, bütün manilere rağmen azami sebat ve gayretle devam ettirmeye mecbur ve mükellefiz. Çünkü Üstadımız  “ Ve sahil-i selamet olan Dârü’s-selam’a ümmet-i Muhammediyeyi (asm) çıkaran bir sefine-i Rabbaniyede çalışan hademeleriz.” Buyurmaktadır.

Evet, bu görev ve sorumluluk omuzumuza ihsan-i ilahi tarafından konulmuştur. Bu iş için ne semadan melekler inecek, ne de yerden başka mahlûklar çıkacaktır. Bu görev bizimdir. Herkesten ziyade bizim… Bu göreve hep birlikte ve beraber sahip çıkmamız lazım ve elzemdir.

Gemiyi yolcular batırmaz. Batırırsa tayfalar, hademeler batırır. Yolcular, güverteye çıkabilir. Odasına girip dinlenebilir. Ama gemide çalışan hademelerin meyl-i rahat, tembellik ve görevini terk etme gibi lüksleri yoktur. Onlar rota üzerinde gemiyi istikametle yürütmeye mecbur ve mükelleftirler. Bu hakikate mebni, hepimiz, topyekûn hadsiz bir fedakârlık sergilemek ve azim bir gayretle rehavet çukurlarına, lakaytlık ve laubalilik tuzaklarına düşmemek için çok ciddi çalışmak mecburiyetindeyiz. Allah-u Azimüşşan sebatımızı ziyadeleştirsin. Ayağımızı kaydırmasın. İstikamet müminin dünyasında farz-ı daimidir. Peygamber efendimiz(asm): “İnsan gider gider cennete bir karış kalır, cehenneme düşer; insan gider gider, cehenneme bir karış kalır (tövbe-i nasuh eder, Hakka yönelir) cennete girer.” Buyurmaktadır.

Evet, Hz. Üstad: “Evet, bu Cihan harbi’nden daha büyük bir hadise ve bu zemin yüzündeki hâkimiyet-i âmme davasından DAHA EHEMMİYETLİ BİR DAVA, herkesin ve bilhassa Müslümanların başına öyle bir hadise ve öyle bir dava açılmış ki her adam, eğer Alman ve İngiliz kadar kuvveti ve serveti olsa ve aklı da varsa o tek davayı kazanmak için bilâ-tereddüt sarf edecek.”

“Nev-i beşerin EN BÜYÜK MESELESİ CEHENNEMDEN KURTULMAKTIR.” Ve  “Hadise-i Muhammediye BÜTÜN BENİ- ÂDEM’İN EN BÜYÜK HADİSESİ VE KÂİNATIN EN AZAMETLİ MESELESİ” dir cümleleriyle işin ciddiyetini ortaya koymuş, bizleri ikaz etmiştir.

Evet, iş ciddidir. Bu işin şakası yoktur. Hayat-ı ebedîye ya kazanılacak ya da kaybedilecektir.

O halde, bu ahir zamanın ateşinden nefsimizi, ailelerimizi, evlatlarımızı nasıl muhafaza edeceğiz? İnsanları bu ateşten nasıl kurtaracağız?

Ne yapacağız?

Hangi çarelere başvuracağız?

Üzerimizdeki bu rehavet gömleğini nasıl çıkaracağız?

Tembellik döşeğinden nasıl sıyrılacağız?

Hamiyetleri nasıl ayağa kaldıracağız?

Ne gibi tedbirler düşüneceğiz?

Ne gibi kararlar alacağız?

Hizmetin bizden beklediği şeyler nelerdir?

Bu görev ve sorumluğa nereden başlayacağız?

Bu suallerin cevabını birkaç nokta başlığı altında şöyle özetleyebiliriz:

(Devamı Gelecek)