SON DAKİKA

Nurdan Haber | Müjdeler Verir Risale-i Nur Odaklı Dini Haberler

Ülkemde Yıl Sonu Envanteri

Ülkemde Yıl Sonu Envanteri
04 Ocak 2020 - 15:35

“Bediüzzaman’a, zürafadan biri bir gün irfanıyla mütenasip bir esvap iktisa lüzumundan bahseder. Müşarun ileyh de “Siz Avusturya’ya güya boykot yapıyorsunuz; hem onların yolladığı kalpakları giyiyorsunuz. Ben ise bütün Avrupa’ya boykot yapıyorum. Onun için yalnız memleketimin maddi ve manevi mamulatını giyiyorum” buyurmuştur. (Divan-ı Harb-i Örfi, İfade-i Naşir)

Bilmem ki yerli olmayı ve yerli kalmayı, pratiği ile birlikte böylesine en veciz, en kapsamlı şekilde ifade mümkün mü?

Memleketin maddi mamulatı görünen zahiri elbise, manevi mamulatı ise kuşkusuz Kur’an’da takva libası diye isimlendirilen güzel ahlakın bütünüdür. İki elbise arasında zahir ve batın gibi birbirini tamamlayan, birbirini ifşa eden münasebet mevcuttur.

Her şeyin yerli olanına karşı çıkan zihniyetin ülkemizi hangi bağımlılıkların girdabına salmak istedikleri ortada. Teknoloji alanında yaşadığımız geri kalışın bütününde bu zihniyetin payı büyük. Eskiden, istemedikleri şeylere inandırıcı kılıflar bulma zahmetine katlanırlardı; şimdi ona da gerek duymuyorlar. Bu ülkenin lehinde olan her şeyin biz aleyhindeyiz, deyip geçiyorlar. Yerli otomobil meselesinde de durum farklı değil…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tarih yazmaya devam ediyor. Onun ufuk açıcı, cesaretlendirici tavırları ve ülke lehinde olan her türlü teşebbüsü doğrudan ve samimi olarak desteklemesi bu millette var olan istidatların bir bir inkişafına da vesile oluyor, ülkeyi dehaların serbest oyunlarını oynadıkları büyük bir fuara dönüştürüyor. Yerli otomobilden sonra yüzde yüz yerli uçak, ardından yüzde yüz yerli uzay araçları üretimleri vs. sırasıyla gerçekleşeceğe benziyor…

Bir yılı daha geride bıraktık. Yani asıl menzile bir adım daha yaklaşmış olduk. Bu işin şuurunda olanlara zaten her geçen dakika, saniye bu uyarıyı yapıyor. Profili düşük şuurlar için ise her sene “yılbaşı” adı altında böyle bir uyarı gerçekleşiyor. Fakat zamanın onlara ikaz etmek istediği gerçekle, bu ikazlara mukabele arasında o kadar tezat var ki, dehşete kapılmamak kabil değil. Sanırım, tefekkür bakımından “yılbaşı” ile “yıl sonu” nu birbiriyle takas etmek gerekiyor.

Yıl sonu bilinci insanı muhasebeye, hayatını sorgulamaya sevk eder. Yaptığı iyilik ve kötülüklerin envanterini önüne döker ve bir sonrası için daha dikkatli olmaya çağırır. Fani dünyanın geçici yüzüne bakıp oyalanmak yerine ebedi hayatı kazanmanın çarelerine bakmayı öğütler. Hastalıkları, musibetleri, sıkıntılı anları böylesi öğütlere vesile yapar. Dünya hayatının bütün cezp ve celp edici güzellikleri, batıp gitmeye mahkûmdur. Onlardan alınan lezzet ise sadece geçici bir andan ibarettir. Bu an, geçmişle ve gelecekle alakasız, mazi ve istikbalden kopuk bir andır. Böyle bir an uğruna işlenen günahlar, haramlar, irtikap edilen suçlar ne büyük talihsizlik, ne amansız bir aldanmadır…

Aziz dostlar, 2019 yılının bence en büyük kültürel atılımı Hizmet Vakfı aracılığı ile Bediüzzaman Said Nursi’nin Mİsbahu’l- İman ( Hüccetullah’ül Baliğa) isimli eserinin basılması ve bu eserin Türkiye’nin dört bir yanına ücretsiz dağıtılması oldu.

Bilindiği gibi bu eser, Asay-ı Musa isimli eserin ikinci bölümüdür. Şimdiye kadar hep Asay-ı Musa içinde neşredildi. Hem okumayı hem de neşrini kolaylaştırmak adına bu eserin müstakil bir baskısının yapılması gayet yerinde ve çok isabetli bir teşebbüstür. Başta, Üstadımızın en yakın talebelerinden ve varislerinden Hüsnü Bayram Abi olmak üzere bu kültür hamlesinde emeği geçen herkese Ümmet-i Muhammedin bir ferdi olarak sonsuz teşekkür ediyorum. (Yaptığımız telefon görüşmesinde Mehmet Fırıncı Abinin de aynı hamle heyecanını paylaştığını burada belirtmek isterim.)

Bu kampanyanın uzun soluklu olmasında zaruret vardır. Başka vakıf ve kuruluşlar da Hizmet Vakfı’nın bu teşebbüsünü desteklemelidirler. Bilhassa Diyanet bu teşebbüste kendine düşen görevi, eseri basmak suretiyle yerine getirmelidir.

Söz konusu eser, mutlaka başka dünya dillerine de çevrilmeli, muhtaç gönüllere ulaştırılmalıdır. Çünkü bu eser, bütün bir Risale-i Nur Külliyatının özü ve hülasası hükmündedir. İkincisi ve bence eserin en önemli özelliği, insana huzuri iman kazandırmasıdır. Gaybi imandan sonra kazanılacak huzuri iman bütün tasavvufi çalışmalarında ortak ilgi alanıdır. Huzur-u daimi denilen hali devamlı kılmak ancak huzuri imanla mümkündür. Huzur-i daimi ise, insanın her an ve her yerde kendini Cenab-ı Hakk’ın huzurunda hissetmesidir. Zaten güzel ahlakın hem oluşması hem de kalıcı karaktere dönüşmesi huzur-u daimi ile mümkündür. Bu sebeple diyorum ki, Bediüzzaman’ın bu eserine, insani fazilet ve değerlere hassasiyet gösteren her fert ve topluluk sahip çıkmalı ve onun neşri ve intişarını ortak gaye edinmelidir…

Kaynak: Latif Erdoğan, YeniAkit