Nurdan Haber

PARALEL NURCULUK SÖYLEMİ VEYA KOMPLO TEORİSYENLİĞİ – 2

PARALEL NURCULUK SÖYLEMİ VEYA KOMPLO TEORİSYENLİĞİ – 2
Avatar
Mehmet Nuri Turan( mehmetnurituran@nurdanhaber.com )
13 Kasım 2020 - 17:15

PARALEL NURCULUK SÖYLEMİ VEYA KOMPLO TEORİSYENLİĞİ – 2

Risale-i Nur adına kitap yazılması ve cemaati bir yerlere yönlendirme mes’lesinin anlaşılması için merhum Badıllı abinin  Mufassal Tarihçe-i Hayat adlı eserinin birinci Baskısına müracaat etmemiz gerekiyor. Badıllı abinin anlatımından sonra biz konuyu irdeleyeceğiz.

“Salih Özcan Bey, Şevket Eygi ile hususi ve şahsi anlaşmazlığından mı? Nedenini bilmiyoruz, Bugün gazetesine karşı büyük bir gazete çıkarmak merakına düştü ve böyle bir gazetenin kat’i lüzumu üzerinde duruyor ve her yeri dolaştırıyordu. İstanbul’daki gazetecilik meyilleri fazla olan bazı Nurcu zatlar da, Salih Özcan’ın bu fikrine iştirak ettiler ve “Bugün artık Nur cemaatının da bir gazetesi, yahut da yüksek trajlı, kaliteli yüksek mecmuası olması zaruridir” dediler.

Salih özcan ise, zaten bu işi hararetle arzu ediyor ve çalışıyordu. Kendisinin çıkmakta olan “Hilal Mecmuası” varken, yine de bunu istiyordu. Çıkarılacak yeni gazetenin mali külfetinin tamamına yakın kısmını kendisine deruhte ediyor, va’dediyordu.

İstanbul’daki arkadaşlarda Salih Özcan’ın ortaya atmış olduğu gazete fikrini, Salih Özcan’la birlikte, içinde Mustafa Polat, Avukat Bekir Berk vesaire bulunan bir he’yet Zübeyr abiye gittiler. Birçok sebep ve hadiseleri esbab-ı mucibeleri Zübeyr ağabeye anlattılar. Uzun uzadıya konuşmalar oldu. Zübeyr ağabey bu mevzu’da dört taraftan ikna edilmeye çalışıldı.

Zübeyr ağabey de, bunların gösterdiği kısmen haklı, kısmen mübalağalı esbab-ı mucibelerin üzerinde durdu, düşündü. Bu arada Hazret-i Üstadın bu mes’eledeki söz, ihtar, davranış ve hareketlerini de göz önünde bulundurdu. Düşündü taşındı, nihayet Nur cemaatı adına ve Nur talebelerini  temsil eden bir gazetenin  maddi alemde  çıkarılmasına suret-i kat’iyede Üstadtan bir fetva, bir izin bulmanın mümkün olmadığını…ve fakat, eskiden beri gazetecilikle uğraşan Salih Özcan ve Mustafa Polat gibi zatlar- ki zaten gazetecidirler- kendi namlarına çıkarabilecekleri müstakim, ağırbaşlı, Nur davasının özünü savunacak bir mecmua veya gazetenin çıkarılmasına bazı şartlar çerçevesinde “Evet!…” dedi. Üstadımızın; Nur talebeleri ve cemaatı adına ve onu temsil edecek bir gazetenin çıkarılmasına dair fetvası, izni olmadığını da kat’iyetle açıkladı. ”Çünki bir gazete, ne olursa olsun, nihayet gazetedir. Kusurlar yapılacaktır, hatalar edecektir. Hizipleştirmeyi netice verecektir.” dedi ve ağır bir şartname ile bunun temel prensiplerini ve kaidelerini yazıya döktü.

”Bu kaideler dışında çıkacak bir gazetenin hiçbir zaman tanınmayacağını” da söyledi.

Şartnamenin sadece dördüncü maddesini buraya alacağım, tamamına internetten bakabilirsiniz.

Madde-4: Gazetenin politikası; sahibi ve umum müdürününde dahil olduğu bir istişare heyeti tarafından tayin edilir. İstişare heyetindeki kimseler: Salih Özcan, Mustafa Polat, Abdurrahman Nuri, Halil Küçük Ahmed Şahin, Rüştü Tafral, Mehmet Kutlular, Mehmet Fırıncı ve Mehmet Birincidir. Karar ekseriyetle verilir…. ( Zübeyr Ağabey kendi kalemiyle Halil Küçük, Mehmet Fırıncı ve Mehmet Birinci’yi bilahere istişare heyetinden isimlerini silmiştir. Bu belge İstanbul’da bir dosyada  mahfuzdur.) ”

 

Bu şartların hiçbirine uyulmadı ve Zübeyr abinin teşkil ettiği idare heyetinde olması gerekenler ya tasfiye edildiler yada kendileri terk ettiler. Üstüne birde Zübyr abinin vefatından sonra gazetenin idare heyeti genişleyerek meşveret heyeti adı altında herkesi kontrol altına alacak tavra girdiler. Bu heyetin içine Üstadın talebe ve hizmetkarlarından yanlızca, Badıllı abinin ifadesiyle “Üstadın hizmetkarlarından Mustafa Sungur ve Bayram Yüksel ağabeyler, bazı iyi niyet ve ıslah mülahazalarıyla katılmışlar.” O iki zatın haricinde Üstadın bütün talebe ve hizmetkarları bu işin dışında kaldılar.

 

Anlatımlara göre söz konusu meşveret heyetinin beyin takımını Kırkıncı Hoca, Fırıncı, Birinci, Kutlar abiler ve Orhan bey imiş.. Yeni Asya gazetesini terk etmek zorunda kaldıklarında, yeni teşkil edilen meşveret heyetinde ise beyin takımı Kırkıncı Hoca, Orhan bey ve Nazım Gökçek olarak öne çıkıyor. Sungur ve Bayram abiler yeni heyettede devam etmişler. Sungur abinin başına gelen o muş’um hadisede o meşvertte olmuştur.

 

Meşveret konusunda  Hüsnü Bayramoğlu abi, kendisine yazdığı bir mektupta, ısrarla bir meşverete çağırıldığını şu şekilde Hulûsi Ağabeye anlatıyor:

“Muhterem ağabeyim,

….. kardeşler, malûmunuz, Yeni Asya cemaatinden ayrıldılar. Elhamdülillâh bu büyük bir inkişaf ve intibah. Fakat bu kardeşlerimiz, iki ayda bir mutad toplantılarını, hakem ve istişare heyetlerini devam ettiriyorlar. Bazı ahval için görüşüp konuşuyorlar. Bendeniz bu toplantılara baştan beri hiç katılmadım. İmtiyazlı bir sınıfın toplantısı olarak kabul ettiğim ve Nurların düsturlarında mevcut olmayan tarzda cereyan ettiği için ve daha ruhumun ve hissiyatımın tercümanı olamadığım bazı haletler için katılmadım. Musırrane ısrarlarına rağmen yine gitmedik.”

Mektubun devamında, “âmirâne kararlar alıp icra etmek tarzındaki” bu toplantılara iştirak etmesi için ısrarda bulunulduğunu belirten abimiz, bu konuda Hulûsi Ağabeyin fikrini soruyor.

Hulûsi Ağabeyin bu mektuba verdiği cevap kısa ve kesin:

“Kıymetli istişarî mektubunuzu aldım. Mektubunuzda bahsettiğiniz istişarî toplantılara ve bazı ahvâle iştirak etmemede şimdiye kadar sebat göstermeniz şayan-ı takdir ve tebriktir. Aynı şekilde devam ettirin. Bu gibi şeylerle meşguliyet, esas hizmeti ihmale uğratır. Alışılmadık şeyler mideyi fesada uğratıp manevî sıhhati bozar. Selâmet, derkenarest.”

Aynı konuda bir başkasının sorusuna Hulûsi abinin verdiği cevap:

“Ben böyle şeylere lüzum görmüyorum. Biz neyi şûrâ edeceğiz? Benim tavsiyem budur: Kardeşlerim kendilerini alâkadar etmeyen işlerle meşgul olmasınlar. Biz doğrudan doğruya Risale-i Nur mesleğini esas almalıyız. Ve bu mesleğin en mühim esası olan ihlâs düsturlarına göre hareket etmeliyiz. Meşveret bizi meşgul etmekten ileri geçmedi. Bize Üstadın bıraktığı ihlâs düsturları ve Risale-i Nur kâfi değil mi?”

Yine aynı konudaki daha başka bir soruya Hulûsi Ağabeyin verdiği kısa cevap da şöyle:

“Kardeşim, iki zekî adam çıkıyor, cemaati bölüyorlar. Her vilâyet kendi meşveretini yapsın, yürütsün.”

“Nurun Birinci Talebesi Hulûsi Yahyagil,” İhsan Atasoy, s. 177-179

Sanırım gazete ve meşveret heyetinin fayda ve zararları konusunda yeteri kadar bilgilendik. Şimdi asıl mes’elemize döneceğiz.

 

Sa’y-u gayret bizden tevfik Cenabı Haktan. Selametle kalın.

Mehmet Nuri Turan

Devam edecek

 

Alem-i İslamDünyaGenelGünün Dersiİslam ve HayatNur TalebeleriTürkiye
Hüsnü Ağabey ile Risale-i Nur Dersi
Alem-i İslamBediüzzaman'danGenelGündemİslam ve HayatNur TalebeleriYazarlarımız
Said Nursi’ye Göre Çocuğun En Önemli Hakkı
Alem-i İslamDünyaGenelGündemİslam ve HayatNur TalebeleriRisale-i NurRisale-i Nur DünyasıSon DakikaSürmanşetTürkiye
Hüsnü Ağabey’den Mevlid-i Nebi Tebrik Lahikası
Alem-i İslamDünyaGenelGündemİslam ve HayatNur TalebeleriSon DakikaSürmanşetTürkiye
4. Uluslararası Bilimler Işığında Yaradılış Kongresi Devam Ediyor
Alem-i İslamDünyaGenelGündemİslam ve HayatNur TalebeleriTürkiye
Yeryüzü, Yeniden İslam’ın Huzur Veren İlkelerini Aramaktadır