Nurdan Haber

Hüsnü Bayramoğlu Ağabey Umum Nur Cemaati Namına Açıklama

Hüsnü Bayramoğlu Ağabey Umum Nur Cemaati Namına Açıklama
15 Mart 2021 - 12:19

Hüsnü Bayramoğlu Ağabey Umum Nur Cemaati Namına Açıklama

(Salgın ve Kalabalık İçtimalar )

 

Muhterem Kardeşlerimiz
Bütün küre-i arzda ve şimdi memleketimizde emareleri müşahede edilen ve süratle yayılma istidadı gösteren ve Sağlık teşkilatları tarafından “salgın” olarak kabul edilen hastalığa karşı Devletimiz tarafından alınan tedbir kararları muvacehesinde mutad olarak devam ettiğimiz umumi içtimalarımıza ve derslerimize tedbirlere riayet ederek bir süre ara verilmesi, kalabalıklar halinde toplanılmamasını cemaatimize tavsiye ediyoruz.
Hz. Üstadımızın şu mektuplarını derhatır etmek elzemdir;
“Her bir adam eğer hanesinde dört-beş çoluk çocuğu bulunsa kendi hanesini bir küçük Medrese-i Nuriyeye çevirsin. Eğer yoksa, yalnız ise, çok alâkadar komşularından üç-dört zât birleşsin ve bu heyet bulundukları haneyi küçük bir Medrese-i Nuriye ittihaz etsin. Hiç olmazsa işleri ve vazifeleri olmadığı vakitlerde, beş-on dakika dahi olsa Risale-i Nur’u okumak veya dinlemek veya yazmak cihetiyle bir mikdar meşgul olsalar, hakikî talebe-i ulûmun sevablarına ve şereflerine mazhar oldukları gibi, İhlas Risalesi’nde yazılan beş nevi ibadete de mazhar olurlar. Hakikî ilim talebeleri gibi, onların maişetlerini temin hususundaki âdi muameleleri de bir nevi ibadet hükmüne geçebilir diye kalbe ihtar edildi. Ben de kardeşlerime beyan ediyorum.
ﺍَﻟْﺒَﺎﻗِﻰ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﺒَﺎﻗِﻰ
Hasta Kardeşiniz Said Nursî
(Emirdağ Lâhikası 2 , s.104)
Hem Hz. Üstadımız Hulusi Bey’e hitaben yazmış oldukları bir mektuplarında Nur derslerini şöyle ifade ediyor;
“Çünkü o dersler, ulûm-u îmâniyeden olduğu için bir insan yalnız kendi nefsine dinlettirse yeter. Bâhusus siz daimâ bir iki hakikî kardeşi de bulursunuz. Hem o dersi dinleyenler yalnız insanlar değil. Cenab-ı Hakk’ın zîşuur çok mahlukatı vardır ki, hakâik-ı îmâniyenin istimâından çok zevk alırlar. Sizin o kısım arkadaşınız ve müstemileriniz çoktur. Hem mütefekkirâne o çeşit sohbet-i îmâniye, zemin yüzünün bir manevî zîneti ve medâr-ı şerefi olduğuna işareten biri demiş:

آسْمَانْ رَشْكْ بَرَدْ بَهْرِ زَم۪ينْ كِه دَارَدْ

‎يَكْ دُو كَسْ يَك دُو نَفَسْ بَهْرِ خُدَا بَرْ نِش۪ينَنْدْ

Yâni: Semâvât zemine gıpta eder ki; zeminde hâlisen-lillâh sohbet ve zikir ve tefekkür için bir-iki adam, bir-iki nefes yâni bir-iki dakika beraber otururlar; kendi Sâni-i Zülcelâlinin çok güzel âsâr-ı rahmetini ve çok hikmetli ve süslü âsâr-ı sanatını birbirine göstererek Sâni’lerini sevip sevdirirler, düşünüp düşündürürler.
(Barla Lâhikası , s.261)
Zemin yüzünün zineti ve hem bela ve musibetlere karşı sadaka hükmünde olan Risale-i Nur’un okunması ve neşrine daha ziyade gayret gösterilerek hane halkımızla birlikte Kur’an Nurlarıyla meşgul olmak, okumak ve dinlemek suretiyle dua ve iltica zamanı olan bu üç ayları ve musibet zamanını ahiret ve sevap için değerlendirmeyi Cenab-ı Hak hepimize nasib etsin ve bu musibeti de alem-i islam hakkında hayırlara kalbetsin. Ve memleketimizi ve alem-i islamı her türlü bela, musibet ve salgın hastalıklardan muhafaza eylesin.
Hz. Üstadımızın daima tazelenen bir hakikat olan şu derslerini de nazarınıza sunuyoruz;
“Evet, şimdi Küre-i Arz’da herkes ya kalben, ya ruhen, ya aklen, ya bedenen gelen musibetten hissedardır, azap çekiyor, perişandır. Bilhassa ehl-i dalâlet ve ehl-i gaflet, rahmet-i umumiye-i İlâhiyeden ve hikmet-i tamme-i Sübhâniyeden habersiz olduğundan, nev-i beşere rikkat-i cinsiye, alâkadarlık cihetiyle kendi eleminden başka nev-i beşerin şimdiki elîm ve dehşetli elemleriyle
dahi müteellim olup azap çekiyor. Çünkü, lüzumsuz ve mâlâyâni bir surette vazife-i hakikiyelerini
ve elzem işlerini bırakıp âfâkî ve siyasî boğuşmalara ve kâinatın hâdisatına merak ile dinleyerek,
karışarak ruhlarını sersem ve akıllarını geveze etmişler ve bilerek kendi zararına fiilen rıza
göstermek cihetinde, zarara râzı olana şefkat edilmez mânasındaki اَلرَّاضِى بِالضَّرَرِ لاَ يُنْظَرُلَهُ
kaide-i esasiyesiyle şefkat hakkını ve merhamet liyakatını kendilerinden selbetmişler. Onlara
acınmayacak ve şefkat edilmez. Ve lüzumsuz başlarına belâ getirirler.
Ben tahmin ediyorum ki, bütün Küre-i Arz’ın bu yangınında ve fırtınalarında selâmet-i
kalbini ve istirahat-ı ruhunu muhafaza eden ve kurtaran yalnız hakikî ehl-i îman ve ehl-i tevekkül
ve rızadır. Bunların içinde de en ziyade kendini kurtaranlar, Risale-i Nur’un dâiresine sadakatla
girenlerdir.
Çünkü bunlar, Risale-i Nur’dan aldıkları îman-ı tahkikî derslerinin nuruyla ve gözüyle,
herşeyde rahmet-i İlâhiyenin izini, özünü, yüzünü görüp her şeyde kemâl-i hikmetini; cemal-i
adâletini müşahede ettiklerinden; kemal-i teslimiyet ve rıza ile, rububiyet-i İlâhiyenin
icraatından olan musibetlere karşı teslimiyetle, gülerek karşılıyorlar, rıza gösteriyorlar. Ve
merhamet-i İlâhiyeden daha ileri şefkatlerini sürmüyorlar ki, elem ve azap çeksinler.
İşte buna binaen, değil yalnız hayat-ı uhreviyenin, belki dünyadaki hayatın dahi saadet
ve lezzetini isteyenler, –hadsiz tecrübelerle– Risale-i Nur’un îmânî ve Kur’ânî derslerinde
bulabilirler ve buluyorlar.
(Kastamonu Lâhikası, s.124)
Şimdiki maddî ve manevî bela ve musibetlere karşı da Hz. Üstadımızın şu
tavsiyesini hatırlıyoruz ve hatırlatıyoruz;
“Madem şimdiye kadar ekseriyet-i mutlaka ile Risale-i Nur şâkirdleri, Risale-i Nur
hizmetini her belâya, her derde bir çare, bir ilâç bulmuşlar; biz her gün hizmet derecesinde,
maişette kolaylık, kalpte ferahlık, sıkıntılara genişlik hissediyoruz, görüyoruz. Elbette bu dehşetli
yeni belâlara, musibetlere karşı da, yine Risale-i Nur’un hizmetiyle mukabele etmemiz lâzımdır.
Umum kardeşlerimize birer birer selâm ediyoruz.”
(Kastamonu Lâhikası, s.235)
Elhasıl;
Medreselerimizde kardeşlerimizin ciddiyetle tazarru ve niyaz, istiğfar ve kıraat ile
meşgul olmalarını tebrik ediyoruz.
Sair cemaatimizin de kendi hanelerini birer küçük medrese-i nuriye ittihaz etmeleri ve
efrad-ı aileleriyle nurlarla meşgul olmalarını tavsiye ediyoruz.
Bu cümleden olarak:
Haftalık Umumi derslerimizle birlikte ; Her ay tertip ettiğimiz uhuvvet dersini ;
Ve üç aylık vakıf görüşmelerini ve Senede bir vakıflara tayinat dağıtmak için yapılan
içtimayı tehir ediyoruz.
Ve bilhassa Tahmidiye duasına devam edilmesini de tavsiye ediyoruz.

Umum Nur Talebeleri Namına
Hz. Bediüzzaman’ın hizmetkârı ve talebesi
Hüsnü Bayramoğlu

Alem-i İslamBediüzzaman'danDr. Mehmet Rıza DerindağDünyaGenelGünün Hadisiİslam ve HayatMisafir YazarlarNur TalebeleriTürkiyeYazarlarımız
Leyle-i Regaib Özel 5.000 Hatim Programı
Alem-i İslamBediüzzaman'danDünyaGenelGündemGünün DersiGünün Hadisiİslam ve HayatNur TalebeleriTürkiyeYazarlarımız
Genç Hafızlardan Şehitlerimiz İçin Dualar ve Kur-an’ı Kerim Tilavetleri
Alem-i İslamDerslerDünyaEkonomiFıkıh & HadisGenelGündemGünün DersiGünün DuasıGünün HadisiHayatHizmetİslamİslam ve HayatKartpostal - VecizeNur TalebeleriRisale-i NurRisale-i Nur DünyasıSorularla RisaleSual-CevapTürkiyeYazarlarımız
Boğaziçi Üniversitesi Öğrencileri ile Risale-i Nur Dersi” ŞUALAR’DAN 9.DERS ( 9. ŞUA )