Nurdan Haber

Çanakkale Savaşı Gazilerinden Hafız Mehmed Gül

Çanakkale Savaşı Gazilerinden Hafız Mehmed Gül
Avatar
Ömer Özcan( omerozcan@nurdanhaber.com )
18 Mart 2021 - 11:54

Çanakkale Savaşı Gazilerinden Hafız Mehmed Gül

 

1890 yılında Isparta’nın Sav Kasabası’nda doğdu. Risale-i Nur’da adı çok geçen Nur talebelerindendir. Çanakkale Savaşı gazilerindendir. Savaşta ayağına isabet eden bir şarapnel parçası nedeniyle aksayarak yürürdü. 1944’de vefat etmiştir. Hafız Mehmed Gül Ağabey, ilk defa 1938’de Fihrist Risalesi’ni yazarak hizmete başlamıştır. Bu Risalenin aslını yetmiş senedir saklayan oğlu Tevfik Gül Ağabey hatıra olarak bize hediye etmiştir. Hafız Mehmed Gül, bir zaman sonra münzevi bir hayata geçerek, evini dersane-i nûriye olarak kullanmış, matbaa gibi kalemiyle, Risalelerin yazılıp çoğaltılmasına hizmet etmiştir. Çok da talebe yetiştirmiştir. O devirde bütün bunlar kolay yapılmamış, kendisi ve ailesi defalarca takibata ve baskınlara maruz kalmıştır. 1944’de üzerine bir ağacın devrilmesiyle Sav’da şehid olmuştur. Risale-i Nur’un büyük kahramanlarından İslamköylü Hafız Ali Ağabey’den on beş gün sonra vefat etmiştir. Hafız Mehmed’in, Hafız Ali’den on beş gün sonra vefat etmesiyle Üstad Bediüzzaman Hazretleri Denizli Hapishanesinden bir taziye mektubu neşretmiştir. Üstad, mektubunda bu çok kıymetli talebesini aktablar arasına kattığını ifade etmektedir. Şöyle ki: “Hakikaten Hâfız Ali, Hafız Mehmed, ve Mehmed Zühtü’nün vefatları; değil yalnız bize ve Isparta’ya, belki bu memlekete ve Âlem-i İslâma büyük bir zâyiattır... ...Benim tarafımdan o Hafız Mehmed’in akrabasını ve mübarek köyünü taziye ediniz. Ben de onu Hafız Ali ve Hafız Zühtü’ye arkadaş edip, üstadlarımın ak¬tap kısmının isimleri içinde o üçünün isimlerini dahil edip, Hâfız Akif’i dahi Asım ve Lütfi’ye arkadaş ettim.” (Şuâlar)

Hafız Mehmed Gül (1890 – 1944)

1890 yılında Isparta’nın Sav Kasabası’nda doğdu. Risale-i Nur’da adı çok geçen Nur talebelerindendir. Çanakkale Savaşı gazilerindendir. Savaşta ayağına isabet eden bir şarapnel parçası nedeniyle aksayarak yürürdü. 1944’de vefat etmiştir.

Hafız Mehmed Gül Ağabey, ilk defa 1938’de Fihrist Risalesi’ni yazarak hizmete başlamıştır. Bu Risalenin aslını yetmiş senedir saklayan oğlu Tevfik Gül Ağabey hatıra olarak bize hediye etmiştir. Hafız Mehmed Gül, bir zaman sonra münzevi bir hayata geçerek, evini dersane-i nûriye olarak kullanmış, matbaa gibi kalemiyle, Risalelerin yazılıp çoğaltılmasına hizmet etmiştir. Çok da talebe yetiştirmiştir. O devirde bütün bunlar kolay yapılmamış, kendisi ve ailesi defalarca takibata ve baskınlara maruz kalmıştır. 1944’de üzerine bir ağacın devrilmesiyle Sav’da şehid olmuştur. Risale-i Nur’un büyük kahramanlarından İslamköylü Hafız Ali Ağabey’den on beş gün sonra vefat etmiştir.

Hafız Mehmed’in, Hafız Ali’den on beş gün sonra vefat etmesiyle Üstad Bediüzzaman Hazretleri Denizli Hapishanesinden bir taziye mektubu neşretmiştir. Üstad, mektubunda bu çok kıymetli talebesini aktablar arasına kattığını ifade etmektedir. Şöyle ki:

“Hakikaten Hâfız Ali, Hafız Mehmed, ve Mehmed Zühtü’nün vefatları; değil yalnız bize ve Isparta’ya, belki bu memlekete ve Âlem-i İslâma büyük bir zâyiattır… …Benim tarafımdan o Hafız Mehmed’in akrabasını ve mübarek köyünü taziye ediniz. Ben de onu Hafız Ali ve Hafız Zühtü’ye arkadaş edip, üstadlarımın ak­tap kısmının isimleri içinde o üçünün isimlerini dahil edip, Hâfız Akif’i dahi Asım ve Lütfi’ye arkadaş ettim.” (Şuâlar)

***

Dedemin vefatı

Dedemin vefatını anlatayım:

Sene 1944. Dedem Hafız Mehmed 54 yaşında. Denizli hapishanesinden sevk edildiği hastanede 17 Mart 1944’de vefat eden Hâfız Ali Ağabey’den, 15 gün sonra dedem vefat etmiştir.

Dedemler bir grup Savlı, Denizli’ye, mahkemeyi dinlemeye gidiyorlar. Dönüşte yeni defnedilmiş olan Hâfız Ali Ağabey’in kabrini ziyaret ediyorlar. Dedem orada demiş: “Kardeşler, mezara böyle gelişigüzel toprak yığıvermişler. Kenarlarında hiçbir şey yok. Burası kaybolur zamanla. Hemen biraz taş bulalım da etrafına koyalım” demiş. Mezarı düzeltmişler. Başına da bir tahta dikip, yazı yazmışlar. Çünkü Hafız Ali Ağabey hapishanede vefat ettiği için, cenazesine resmi memurlar dışında kimseyi almamışlar. İşte bu ziyaretten on beş gün kadar sonra kendisinin başına bir musibet geldi. Hemen şu ileride, bir kavak ağacının altında kalıyor. Fakat bu musibet sıradan değildi. Kurban olarak gitti herhalde. Tıpkı Hâfız Ali gibi. Üstad’ımıza gelecek musibeti aldı. Dedem çok ağlardı, Üstad’ı ve Hafız Ali’yi çok severdi.

Dedem, o gün için sabah namazında evradını ezkârını okuyor. “Kavak keseceğiz” diye birkaç kişiye, oğullarına haber salıyor. Onlar da gelmişler eve. “Baba geldik, istersen gidelim” demişler. Fakat dedem mütemadiyen okuyormuş. “Dur şurayı da okuyuvereyim…” demiş. Yine aynı şekilde, ‘baba gidelim’ demişler. Tekrar, “şurayı da okuyuvereyim…” deyip; hem acele ediyor, hem de okumayı kesemiyor. Sonra kalkıp gidiyorlar. Kesilen bir kavak ağacına ip bağlamışlar asılmak için. Asılmazsan nereye gideceği belli olmaz çünkü. O da asılmaya başlamış. “Geliyor kaçın!” diye bağırmışlar. Herkes kavağın gelmeyeceği istikamete kaçmış. Dedem ise, kavağın geldiği tarafa doğru koşmuş. Ayağı da topaldı. Çanakkale Savaşı’ndan Gazi idi. Ve kavağın altında kalıp vefat ediyor. Allah bizleri onlara layık etsin. Âmin…

***

Risale-i Nur’da Dört Hafız Mehmed

Risale-i Nur’da “Hafız Mehmed” ismi çok geçer; ancak “Hafız Mehmed” tek bir şahsiyet değildir. Bediüzzaman Hazretlerinin mektuplarına muhatap olan dört güzide “Hafız Mehmed’ vardır. Bunlardan üçü Savlıdır ve aynı tarihlerde Isparta’nın Sav Köyü’nde yaşamışlardır. Dördüncü Hafız Mehmed ise diğerlerinden farklıdır.

1930’lu yılların sonları ile 1940’lı yıllarda Sav hizmetlerinin coştuğu bir dönemde, bu mübarek Köy’de, aynı anda üç “Hâfız Mehmed” yaşamıştır. Üçünün de adları Risale-i Nur’da çokça geçmektedir.

Lâhika mektuplarında “Hâfız Mehmed” ismi okunduğunda, bazen, sadece Risale-i Nur’u Sav’a kazandıran “Hacı Hâfız Mehmed Avşar” ağabeyimizin kastedildiği zannedilebiliyor. Diğerlerinin varlığı ya hiç bilinmiyor veya birbirinden ayırt edilemiyor.

Uzun araştırmalarım sonunda elde ettiğim fotoğraflar ve yaşadıkları tarihlerle beraber, ortaya çıkan aşağıdaki metin dikkatlice okunursa, üç Hafız Meh­med kesin olarak birbirinden tefrik edilebilecektir, inşallah. Şöyle ki:

RİSALE-İ NUR’DA ADI GEÇEN, SAVLI ÜÇ HAFIZ MEHMED ŞUNLARDIR:

  1. Hacı Hafız Mehmed Avşar: Risaleleri Sav’a ilk defa getiren zattır. Merkez Camii fahri imamıdır. (1877 – 1947)
  2. Hafız Mehmed Avşar: Hacı Hafız Mehmed Avşar’ın oğludur. Babasıyla aynı isimdedir. Babası Hacı Hafız’ın vefatından sonra Merkez Camii fahri imamı oldu. (1897 – 1970)
  3. Hafız Mehmed Gül: Ethem Gül, Mustafa Gül, Ali Gül, Ahmed Gül olarak beş kardeştirler. Bir de amcaoğulları İbrahim Gül ve İsmail Gül vardır. (1890 – 1944)

Peki, Risale-i Nur okuyucusu Hz. Üstadın lâhika mektuplarını okuduğunda bunları nasıl ayırt edebilecek? Bir kolaylık var mı? Evet var. Kaynak; başta Risale-i Nur’un bizzat kendisidir. Sonra, o günleri yaşayan ve üç Hafız Mehmet’i de yakından tanıyan; Hafız Mehmed Gül’ün oğlu 1913 Sav doğumlu merhum Tevfik Gül, 1920 doğumlu merhum Savlı Hasan Kurt ve Hafız Mehmed Gül’ün kızı tarafından torunu olan 1938 Sav doğumlu Abdulkadir Zeybek’tir. Bu üç şahide sorular yönelttim ve Risale-i Nur’da Hafız Mehmed ile alakalı kısımları baştan sona tarayarak mütalaa ettik; parçalar birleşti ve tablonun bütünü ortaya çıkmış oldu.

Herkesin malumudur ki, Bediüzzaman Hazretleri mektuplarında bu talebelerini zikrederken soyadları ile değil, bazı sıfatları ile anmaktadır. Üç Hafız Mehmed’in adlarının geçtiği mektupların yazıldığı tarih, yer, sıfat ve vefat tarihleri ile onları yakından tanıyan şahitlerin ifadeleri dikkate alındığında, Üstadımızın hangi “Hafız Mehmed” den bahsettiği kolayca ve kesin olarak anlaşılabilmektedir.

***

Üçüncü Hafız Mehmed:

Hafız Mehmed Gül (1890 – 1944)

Hafız Mehmed Gül’dür. Çanakkale gazisi olduğundan, O da topal yürürdü. Risalelerde onun da adı daima “Hafız Mehmed” olarak geçer. Ancak adının yanında mutlaka kardeşleri “Mustafa Gül” ile “Ali Gül” veya İslamköylü “Hafız Ali” isimleri de geçer. İstisnanı yok… Hafız Ali ile beraber anılmasının sebebi; 1944 senesinde Hafız Ali ağabeyden on dört gün sonra -Üstad Denizli hapishanesinde iken- vefat etmesinden dolayıdır. İslamköylü Hafız Ali Ağabey 17 Mart, Savlı Hafız Mehmed Ağabey 31 Mart’ta vefat etmiştir. Hülasa: Hafız Mehmed Gül’ün ismi, daima “Mustafa Gül”, “Ali Gül” ve “Hafız Ali” ile beraber anıldığından dolayı kolayca diğer Hafız Mehmed’lerden ayırt edilebilir.

Örnekler:

“Hafız Ali, Hafız Mehmed, Mehmed Zühtü ve Savlı Ahmed ve Hasan Feyzi içinde ihtiyarım olmadan Hacı Hafız Mehmed daha hayatta iken on günden beri onların içinde görüyorum.” (Emirdağ Lâhikası)

Bu mektubun 1947’de vefat eden Hacı Hafız Mehmed Avşar’ın vefatı dolayısıyla -o sırada- yazıldığı çok net olarak belli. Mektup dikkatle okunduğunda görülecek ki, “Hafız Mehmed/1944” “Hacı Hafızdan/1947” önce vefat edenlerin içinde gösterilmiştir. Çünkü üç sene önce 1944’de Hafız Ali ile aynı ta­rihte vefat etmiştir. Böylece adı geçen Hafız Mehmed’in “Hafız Mehmed Gül” olduğu kesin olarak anlaşılmış oluyor. “Hacı Hafız Meh­med”­ diye zikredilenin ise “Avşar” olduğu zaten apaçık belli. Hem de isminin önünde “Hacı” var.

“Risale-i Nur’un kıymettar muallimi Hafız Mehmed’in kardeşi Ali Gül’ün selâmını aldım…” (Şuâlar)

Kastedilenin “Hafız Mehmed Gül” olduğu kardeşiyle anılmasıyla çok açık belli oluyor. Zira Hafız Mehmed Gül’ün “Mustafa Gül” ve “Ali Gül” isimli kardeşleri vardır.

 

 Ağabeyler Anlatıyor Cilt 2  ( Ömer Özcan )

Nurdan Haber

Alem-i İslamBediüzzaman'danDr. Mehmet Rıza DerindağDünyaGenelGünün Hadisiİslam ve HayatMisafir YazarlarNur TalebeleriTürkiyeYazarlarımız
Leyle-i Regaib Özel 5.000 Hatim Programı
Alem-i İslamBediüzzaman'danDünyaGenelGündemGünün DersiGünün Hadisiİslam ve HayatNur TalebeleriTürkiyeYazarlarımız
Genç Hafızlardan Şehitlerimiz İçin Dualar ve Kur-an’ı Kerim Tilavetleri
Alem-i İslamDerslerDünyaEkonomiFıkıh & HadisGenelGündemGünün DersiGünün DuasıGünün HadisiHayatHizmetİslamİslam ve HayatKartpostal - VecizeNur TalebeleriRisale-i NurRisale-i Nur DünyasıSorularla RisaleSual-CevapTürkiyeYazarlarımız
Boğaziçi Üniversitesi Öğrencileri ile Risale-i Nur Dersi” ŞUALAR’DAN 9.DERS ( 9. ŞUA )