60 yaşında yürümek

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

İnsan, el kadar bir bedenle doğar. Bir karış boyundaki bedenine pantolonlar, zıbınlar giydirmeye
korkar anneler. Parmak boyunda ayakların büyümesi, kemikleşmesi, yürümesi çok zaman alır
diye düşünülür. Öyle ya; yeni doğan taylar, ceylanlar, aslanlar kalkıp yürüyüverirken insanoğlu
battaniyeler içinde aylarca bekler. Aradan zaman geçer. Herkes, minik bebeğin ilk adımını
kollar. Annesi, babası, büyük annesi, dedesi, teyzesi, halası…

Sanki kendisi için küçük, insanlık için büyük bir adım atacak! Nitekim düşe kalka, tutuna tutuna,
korka korka yürümeye başlar küçük insan. Adımlarını sıklaştırdıkça, yürümenin hazzını ilk kez
keşfeder.

Sonra bu hazzı unuturuz. Her gün yaptığımız, kolayca yaptığımız, sıradan bir eyleme dönüşür
yürümek. Genç oluruz, yürümek yetmez, koştururuz. Meşgul yetişkinler olmuşsak eğer,
koşturmaya devam ederiz; işten işe, başarıdan başarıya.

Yaş alırız. Artık koşturmak fazla gelir. Ağır adımlarla devam ederiz yürümeye. Fakat adımlarımız
kendinden emin, tecrübeli adımlardır artık. Sonra bir gün, eğer onu kaybedersek, bir ömür boyu
bize lütfedilmiş olan bu nimetin kıymetini düşünmeye başlarız.
Benim için öyle oldu. Ne zaman ki dizlerimin bağının çözüldüğünü, bastığım zeminin altımdan
kaydığını hissettim… Ne zaman ki yürüyememeye başladım. En önemlisi de, ne zaman ki dizimi
büküp alnımı secdeye koyamadım! O zaman anladım.

Şimdi, 60 yaşından sonra yürümeyi yeniden öğreniyorum. Yeniden keşfediyorum adım atmayı. Biz
torunların ilk adımlarını nasıl heyecanla beklemişsek, çoluk çocuk da benim adımlarımı
alkışlıyorlar heyecanla.
– Hadi baba… Çok iyi gidiyorsun, bak ne güzel yürüyorsun!
Hastanenin buz gibi soğuk ameliyathanesinin uyandırma odasında kendime gelip gözlerimi
açtığımda vücudumun her yerinin ağrıdığını hissettim. Odama çıktığımda başucumda eşim,
kızlarım, damatlarım; yedi yaşındaki torunumun başucuma asılı yazısı ile göz göze geldim:

~ Büyükbaba seni çok seviyorum~

Derken saatler geçmeye başladı. Ağrılar, acılar, sancılar o kadar şiddetli idi ki; adeta ben bende
değildim. İşte bu esnada baktım vücudumda bir şeyler eksik gibi. Eşime sordum dedim ki:

– Bak bakalım sol ayağım ve parmaklarım yerinde mi; duruyor mu?

O da muzip bir şekilde ayak parmaklarımı tutarak: ‘’Buldum buldum’’ dedi. Hani Hoca
Nasrettin’in yitiğini bulması misali çocuklar gibi sevindim…

Aradan sekiz saat geçince, iki tane erkek hemşire geldi. Ve dakikalarca uğraşarak küçük tuvalet
yaptırmaya çabaladı.

– Benim böyle bir derdim yok. Siz ne istiyorsunuz benim tuvaletimden…

Cevap;
– Bu çok önemli… Hayati fonksiyonların çalışması buna bağlı. O zaman anladım ki, 60 yıldır
yaptığım tuvaletler beni hayata bağlayan hiç bilmediğim faktörlermiş…

Ameliyat sonrası doktorlar hadi bakalım yürüyüşe dediler. Dört ayaklı yürüteç ile ilk egzersizlere
başladık. İşte o zaman fark ettim; yürüyebilmenin ne büyük bir mucize olduğunu…
Bir aydır yeniden kendi ayaklarımla yürüyebilmenin mücadelesi içindeyim. Rabbim beni affetsin
ben yürüyebilmeyi tabii bir hakkımmış gibi biliyormuşum.

60 yaşından sonra adım adım hayata yeni bir başlangıç yapmak muhteşem bir sevinç ve mutluluk
kaynağı. Hele hele altı ayaktan önce dört ayağa, sonra bastonla üçayağa ve en sonunda kendi
ayaklarımla yeniden yürüyebilmenin hazzını yaşamak anlatılır gibi değil…

Bana göre dünyanın yedi harikası şöyle;

1) Yürüyebilmek
2) Görebilmek
3) Konuşabilmek
4) Duyabilmek
5) Tadabilmek
6) Hissedebilmek
7) İnanabilmek

Bütün bunlar bana şairin şu mısralarını hatırlatıyor;

Yeniden düşmek cemre gibi toprağa
Yeniden haram etmek gece gündüz uykuyu
Yunus Emre gibi atsız pusatsız
Yeniden koşmak Allah yolunda…

Topal karınca yola cikmis gidiyormuş… Sormuşlar <Yolculuk nereye? < ..Cevap vermiş: KABEYE..
Demişler “Bu topal ayaklarla mi” Cevap vermiş “Yolum o yol. Niyetim bu “

Biz de topal karınca misali Allah yolunun yolcusu olma niyetindeyiz.

60 yaşında yeniden yürüyebilmenin hazzini yasatan Rabbimden niyazım: Alnımın yeniden secde
ile buluşmasını lütfetmesidir…

8 mart 2018 – MUSTAFA ÇALISAN



Etiketler: , ,
Kategoriler: Mustafa Çalışan

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?