Kendini Güncelle!

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Nurdanhaber – Ömer Sevinçgül

Kendini Güncelle!

Bugünlerde kendimi eve kapattım, ergenler için ‘Kalem Tutan Eller’ dizisini tamamlamaya çalışıyorum. Bu yüzden de medyadan uzak duruyorum, âlemim karışmasın diye.

Meğer yeni mevzular zuhur etmiş, kızılca kıyametler kopuyormuş. Bir okurum mesaj yazdı, soru sordu da haberim oldu. Tartışmayı özetledikten sonra diyor ki:

“İslam hakkında benim pek az bilgim var. Kafam karışık. Tartışmalar kafamı daha da karıştırıyor. Kime inanacağımı şaşırdım. Dinde yenilenme olur diyor kimileri. Hıristiyanlıkta reform yapılmış, bundan Protestanlık doğmuş. İslamda da mı böyle olacak? Eskiyen bir şey yenilenir öyle değil mi? İslam da mı eskidi yani? Yenilenecekse nasıl olacak bu? Kim yenileyecek? Yeni bir kitap mı inecek, peygamber mi gelecek? Bu konuyu benim anlayacağım şekilde, sade bir dille anlat lütfen.”

Ben de dedim ki:

Hayır, yeni bir peygamber gelmeyecek. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemden sonra o kapı ebediyen mühürlendi.

Hayır, yeni bir kitap da inmeyecek. Kurán-ı Kerim nazil olduktan sonra vahiy kanalı bir daha açılmamak üzere kapatıldı.

Evet, bir tecdit yani yenileme olacak. Fakat bu tecdit ‘reform’ biçiminde olmayacak. Reform, yeniden biçimlendirme demektir. İslam dininin buna hiç ihtiyacı yok.

İslam’daki yenilenme, ağaçtaki yenilenmeye benzer. Bir ağaçta bu yılın çiçekleri, yaprakları, meyveleri gider, yeni yılda yeni çiçekler, yapraklar, meyveler gelir. Fakat ağaç aynı ağaçtır, kökleri, gövdesi ve dallarıyla yerli yerindedir.

Halbuki reform köklere, gövdeye ve ana dallara da el atar, onları da kendince yeniden yapılandırır.

İslam dinindeki yenilemeye ‘tecdit’ derler. Bu işi yapacak olana da ‘müceddit’ derler. Yani yenileyici.

Nerden biliyoruz bunu? Peygamberimiz haber veriyor da ondan. Ebu Davud adlı güvenilir kaynakta net bir hadis var. “Her asır başında bir müceddit gelecek” denilmiş. Bu hadiste, ayetin ifadesiyle ‘ahkâm istinbatına kádir olan’ yani ayet ve hadislerden hüküm çıkarmayı bilen âlimlere örtülü bir emir de var.

Peki, nasıl olacak bu yenileme?

Her asır başında bir âlim, zamanın ihtiyaçlarını da göz önüne alarak, Kurán’ı yeniden tefsir edecek, açıklayacak, yorumlayacak.

Kurán, tüm zamanlara ve insanlara hitap eden ezeli bir hutbedir. Her zaman dilimi kendine özgü özellikler taşıyor. Zaman ilerledikçe toplumların durumları değişiyor. Yeni sorunlar çıkıyor ortaya. Şüpheler, vehimler, vesveseler kaplıyor her yeri.

İşte mücedditler tam da bu ahvalde zuhur eder. Zamana uygun yeni üslup ve usullerle iman hakikatlerini yayar, sünnete uygun bir hayat yaşar, güzel ahlak, takva ve salih amelle müminlere örnek olurlar.

Peygamberimizin manevi mirasçılarıdır mücedditler. Kitabı rehber, sünneti yol edinirler. Rablerini sever ve sevdirirler. Şeytanın tuzaklarını açıklayıp müminleri sakındırırlar.

Nitekim aynen böyle olmuş. Gazali, Mevlana, Rabbani, Bediüzzaman gibi mühim zatlar bu görevi layıkıyla yapmışlar. İlahi kelamdan aldıkları nurlarla ruhları aydınlatmış, imanları parlatmışlar. Allah onlardan razı olsun!

Manalar hazinesi olan Kurán’ın sarih yani açık manasından başka telmih, işaret, ima, remiz gibi anlam katmanları vardır. Mücedditler bu manaları da bulur, çıkarır, gösterirler.

Şu hâlde “Efendim, Kurán on dört asır önce inmiş. Şimdi başka zamandayız. Bizim ihtiyaçlarımıza yanıt veremez” diye düşünmek abestir, saçmadır, yersizdir.

İslamiyet eskiyor mu? Hayır, asla! Eskiyen yorumlardır. Yorumlar ise Kurán’dandır ama Kurán değildir. Rabbimizin sözleri demek olan ayetlerin ve onları tefsir ve tatbik eden hadislerin hükmü kıyamete kadar bakidir.

Hazır söz güncellemeden açılmışken benim sana bir tavsiyem olacak. Hadisin ifadesiyle, iman  da elbise gibi eskir, onu her vakit yenilemek gerekir. Madem öyle, bırak nazari tartışmalarla zihnini bulandırmayı da imanını tazele ve kendini güncelle!..

 



Etiketler: ,
Kategoriler: Ömer Sevinçgül

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?