İnsanın İmtihanı

Nurdan Haber Haber Merkezi | |

Nurdanhaber – Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu

İnsan imtihan meydanına gönderilmiş,
imtihanı kazanmaya ve kaybetmeye sebep olacak duygu ve hislerle donatılmış,
kendine kazandıracak ve kaybettirecek sebepler de önüne birer birer koyulmuştur.
Gel gör ki elini yakmaya razı olmayan insan sorumluluğunu iyi yerine getirmediği takdirde,
katlanacağı sonucu bile bile neden böyle bir yola tevessül ediyor.
Prof. Dr. Yusuf Özertürk bu konuyu aşağıdaki yazısı ile işlemektedir.

“NEFİS ŞEYTANI DA ALDATTI”

Değerli Dostlar,
Zahiren, söz olarak ‘kusurlarımı, hatalarımı söyle,
bana nasihat et’ diyen çoktur.
Fakat gerçekte ‘ yalan da olsa, bir doğruya bin bâtil takıp,
olmayan meziyetleri bile yamayan dalkavukluk ustaları sevilir.
Çünkü nefis övünmekten ve övülmekten çok hoşlanır.
kusuru kabul etmez,
kusurunu söyleyeni de sevmez,
hatta kusurunu hatırlatanı görmek bile istemez.
Kimse şeytandan daha akıllı değildir.
Akil ve kurnazlıkta zirvedir.
O yüzden aldatıcı kurnaz biri tarif edilirken ‘şeytan gibi’ deniyor.
Şeytan peygamberi (Hz. Âdem’i) aldatmıştır.
Ama nefsine aldanmıştır.
Nefsi de onu aldatmıştır.
Nefis budur.
Nefse yol verilirse, imkân bulursa ‘ şirk ve daha ilerisi olan ulûhiyet’ iddiasına kadar gider, HAFİZENALLAH.
ALLAH RESÛL’Ü boşuna ‘ Beni nefsimle başbaşa koyma YA! RABBİ’ demiyor. ‘ Günde 70 defa tevbe ederim’ diyor.
Niye diyor? Çünkü nefis daima hataya, günâha sürüklüyor da ondan.
Aziz Dostlar, kimse nefsinden emin olmasın.
Nefis insanın İM Tİ HA NI DIR !
Sorularda imkânlardır.
Hangi soru? Ne zaman? Nasıl gelecek ? Mesele bunun anlaşılmasıdır.
Meseleyi biraz açalım; mesela, takvâ sahibi birisi yalnız başına güzel bir kızla kalırsa, ortamda müsaitse ne olur? ‘.. Değil mi?
Para, makam, mevki, şöhret, servet vs vs. misâle kıyas edilsin.
O yüzden darb-ı mesel olmuştur ‘Bekâra avrat boşamak kolay’ diye.
Kimse nefsinden yana kendini emniyette sanmasın.
‘ Ben yanlış şey yapmam’ diyen yanılır.
ALLAH CC hele bir imtihana tâbi tutsun bakalım.
O zaman görelim babayiğitliğini…

MADEM GERÇEK BU O ZAMAN NE YAPMALI ?

1- Evvela dini bilmeli. Farz, helâl, harâm vs. bilinmeli.
2-Her Müslüman, hangi vecibeleri yerine getirmekle yükümlü (zengin-fakir, özürlü-sağlam, amir-memur, başkan-tebâ vs.) ise onu bilmeli.
3- Vecibeler aksatılmadan yapılmalı.
4- Her gün Allah’ın emirleri hatırlanmalı (kolaylık olarak az da olsa Kur’ân, hem lafız, hem de mânâ olarak okunmalı.).
5- Her zaman ve her yerde daima Allah’ın CC yanımızda olduğu, her ne yaparsak onu bildiği, gördüğünün (hatta gizlediklerimizi de) şuurunda (farkında) olunmalı. Halk içinde de HAKK’la beraber olunmalı. Bu o kadar kolay değildir. Fakat disiplinli bir eğitimle bu farkındalık elde edilebilir. Yemek yeme, uyuma, işe gitme vs. alışkanlıklar devamlı yapılabildiğine göre, o da yapılabilir. Yeter ki, niyet ve gayret olsun.
6- Günâh işlendiğinde umursamamazlık göstermeyip hemen tevbe-i nâsuh (bir daha aynı günâhı işlememek) ile tevbe etmeli.
7- Günâh işlendiğinde sadece tevbe etmekle kalmayıp, işlenen günâh kul hakkıyla ilgili ise behemehal helâllik alınmalı. Allah hakkı içinde; sadaka, istiğfar, zikir, oruç gibi hasenât yapılmalı.
8- İbadetleri özellikle de NAMAZI gafletle değil, Allah’ın huzurunda bulunulduğu unutulmadan, kulluk tekmili verilirmişcesine şuurlu olarak edâ etmeli.
9- İhlâslı, takvâlı mü’minlerle daima bir ve beraber olmayı ihmal etmemeli. Unutulmamalıdır ki, İslam bir Ümmet (topluluk) dinidir. Tek başına ayakta kalmak ve dini yaşamak çok zordur. Müslümanlar arasında çok şiddetli ve tehlikeli (imâna zarar veren) fitneler olmadığı müddetçe cemaattan ayrılmamalıdır.
Mü’min de o dur ki, görüldüğü zaman, Allah CC akla gelir.
10- Ölüm-Âhiret-Mahşer-Mizan-Hesab ve Hâkim’ler Hâkimi olan Seri-ul Hisâb’in huzurunda muhakeme olunacağı kesin kes akıldan hiç çıkarılmamalıdır.””
Prof. Dr. Yusuf Özertürk hayatımızda her an ve herkesin karşı karşıya olduğu, gafletinde sadece dünya hayatı değil, uhrevi hayatın da heder edilmesine yol açacak bu tabloyu anlayıp, uygulamayı Rabbim hepimize nasip etsin. 05.11.2018



Etiketler: , , , , ,
Kategoriler: Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?