Nurdan Haber

Kaç Çeşit İslâm

Kaç Çeşit İslâm
27 Mart 2016 - 4:54

 

 

Günümüzde çeşit çeşit isimler ve sıfatlarla tanımlanan birçok Müslümanlık anlayışı var. Hem Müslüman hem ırkçı, komünist, feminist, sosyalist gibi… Veya Türk İslam’ı, Anadolu İslam’ı, Arap İslam’ı, Fars İslam’ı şeklinde millî ve coğrafî tanımlamalar taşıyan bir din anlayışı ifade edilmekte…

Hangi din veya inanç olursa olsun, kaynağındaki saflıkla devamı mümkün olmamaktadır. Kesin olarak bilinmeli ki, İslam bu vakıanın dışındadır. Çünkü asr-ı saadetteki gibi muhafaza edilmiş ve kıyamete kadar da artık değişmeyeceği belli olan Kur’an-ı Kerim insanların ellerindedir. Aslî kaynak olarak hiçbir değişikliğe uğramamıştır. Ayrıca, Hz. Muhammed’in (sav) bütün hadisleri, ilk zamanki tazeliği ile günümüze intikal etmiştir.

Dünyevî her fikir, akım, hareket bir modaya tabi olarak değişime uğrayabilir. Ancak Allahu Zülcelâl tarafından insanların iki cihan saadetini temin için yollanan son din olan İslamiyet için böyle bir şey söz konusu olamaz. İslamiyet’in, kendi razı olduğu din olarak tamamlandığı bizzat Cenabı Hak tarafından ifade edilmiştir. Peygamberimiz (sav) ve ashabından bize intikal eden inanç ve amel konuları apaçık ortadadır. Ancak bir kısım insanlar bunu kendi anlayışlarına uydurmak için çeşit çeşit yollar denemişler ve maalesef bu görüşlerine müşteri de bulmuşlardır. Fakat bu durum İslamiyet’in şahıslarca yorumlanmasından çıkan ve aslını değiştirmeyen uygulamalardır.

 İnsanların böyle bir karakterleri olduğu Halık-i Kâinat tarafından bilinmektedir ki, her asırda dinde meydana getirilen sapmaları düzeltmek için Hz. Peygamber’in (sav) izinde yürüyecek ve dini yenileyecek ehliyetli şahıslar vazifelendirilmiştir. Bunlar da kendilerinden bekleneni hakkıyla yerine getirmişlerdir. Dolayısı ile hiç olmazsa asırdan asıra üzerine atılan hurafe küllerini silkeleyip, üfleyerek İslam’ın aslî cevherini halkın istifadesine sunan bu zevat sayesinde, 1400 yıl önceki kadar parlak ve feyizli nur-i iman ve İslam devam ede gelmiştir.

Bazı akımların İslam’la ortak paydası bulunmaktaysa, bu özelliğe dayanarak İslam’ın bir şubesi veya bir çeşidi gibi davranmaya hakları yoktur. Mesela: bütün semavî dinler, tevhit esaslarına dayanmaktadır. Allah, ahiret, melek, nübüvvet, kitap gibi inanç konularında farklı tonlarda bütünlük ihtiva etmektedir. Ahiretin mahiyeti ve kader gibi bazı hususlar, insanların fikrî ve ruhî gelişmeleri ölçüsünde kapalı veya açık şekilde bulunmaktadır. Ancak Allah indinde din, İslam’dır. Çünkü son peygamber, son kitap gönderilmiş ve kendisinden önce gelen nebilerin ve kitapların hükmü ortadan kaldırılmıştır. Tabii bu durum, o geçen peygamberlerin vazifelerine, getirdikleri inanç esaslarına, kitaplarının hak olduğuna bir noksanlık vermemektedir. Ancak vakti dolmuş kanunların yenileri ile değiştirilmeleri gibi, insanlık tarihinde şerefli yerlerine çekilmişler; saygı ve sevgi ile anılmak üzere devirlerini doldurmuşlardır.

Şimdilerde İbrahimî üç dinin aynı çatı altında toplanması vesaire faaliyetlerin aslı bu dinlerdeki ortak tevhit inancını nazara vermek içinse, iyi; aksi halde, mevcut halleriyle Musevilik ve İseviliğin de İslamiyet gibi geçerli olduğunu belirtmek içinse, kötüdür. Çünkü bu dinler, onları getiren peygamberler ve kutsal kitaplarının asılları zaten Müslümanlar tarafından kabul edilmekte ve saygı gösterilmektedir. Ne var ki, bu iki dinin mensuplarının Hz. Muhammed (sav) ve Kur’an-ı Kerim’i kabulde problemleri vardır.

Müslüman bir hanım, İslamiyet’in tanıdığı kadın haklarının verilmemesi, uygulanmaması, kadınların dinî hürriyetlerinin tanınmaması konusunda feminist düşünceler taşıyorsa, burada hakkı yerine getirmek duygusu ve kaygısı olduğundan haklı görülür. Yoksa yaratıcının vermediği hakların kadınlara sağlanması, dinde olmayan imtiyazların tanınması, gayr-i Müslimlerin yaşayışı gibi yaşamak hevesi söz konusu ise yanlış bir yoldadır.

İslam’ın mülkiyet hakları, şahıs hürriyetleri, aile hukuku konusundaki hükümlerini hiçe sayan ve din düşüncesini toplumun afyonu olarak kabul eden komünizmde, İslam’ın bazı hususları ile bir ortak düşünce ve görüş bulunması bu iki zıt akımı birleştirmeye nasıl cevaz verebilecektir?

Cahiliyet asabiyeti olarak belirtilen ve Kur’an ve Peygamber (sav) tarafından kesinlikle kabul edilmeyen ırk, kabile, millet gayreti ve taraftarlığı İslamiyet’le nasıl aşılanabilecektir?

Dini kendisinden aldığımız gibi telakki etmekle mükellef olduğumuz Hz. Muhammed (sav)’in hayatında yapmadığı, benimsemediği, reddettiği fiil, hareket, düşünceler ve sıfatlarla Müslümanlığı birleştirmek kimin haddine düşmüş!

 Bu türlü içi boş, hatta tamamen dine zıt fikirlerle dolu sloganları icat edenlerin niyetlerini bilemem. Lakin nefsime ve bu akımlara taraftar olarak güya İslam’a ve Müslümanlara hizmet etmek gibi safdilane amaçları olanlara söyleyebileceğim tek şey: Doğru İslamiyet’i ve İslamiyet’e layık doğruluğu acele olarak öğrenmek ve Hz. Muhammed’in (sav) çizdiği sınırlar içinde, başka modalara itibar etmeden hayatlarımızı geçirmektir.

Alem-i İslamBediüzzaman'danDr. Mehmet Rıza DerindağDünyaGenelGünün Hadisiİslam ve HayatMisafir YazarlarNur TalebeleriTürkiyeYazarlarımız
Leyle-i Regaib Özel 5.000 Hatim Programı
Alem-i İslamBediüzzaman'danDünyaGenelGündemGünün DersiGünün Hadisiİslam ve HayatNur TalebeleriTürkiyeYazarlarımız
Genç Hafızlardan Şehitlerimiz İçin Dualar ve Kur-an’ı Kerim Tilavetleri
Alem-i İslamDerslerDünyaEkonomiFıkıh & HadisGenelGündemGünün DersiGünün DuasıGünün HadisiHayatHizmetİslamİslam ve HayatKartpostal - VecizeNur TalebeleriRisale-i NurRisale-i Nur DünyasıSorularla RisaleSual-CevapTürkiyeYazarlarımız
Boğaziçi Üniversitesi Öğrencileri ile Risale-i Nur Dersi” ŞUALAR’DAN 9.DERS ( 9. ŞUA )